"Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur'an'ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar."

وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِهِ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهِ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا

ve ennā lemmā semiǎ'nā l-hudā āmennā bihi fe men yu'min bi rabbihi fe lā yeḣāfu beḣsen ve lā raheḳan

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَنَّاve ennābiz
2لَمَّاlemmāne zaman ki
3سَمِعْنَاsemiǎ'nāس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitince
4الْهُدٰٓىl-hudāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yol gösteren (Kur'an)ı
5اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
6بِهِbihiona
7فَمَنْfe menartık kim
8يُؤْمِنْyu'minا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanırsa
9بِرَبِّهِbi rabbihiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbine
10فَلَاfe lā
11يَخَافُyeḣāfuخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkmaz
12بَخْسًاbeḣsenب خ سAzaltmak/hafifletmek, kusurlu/hatalı/arızalı yapmak, mahrum etmek/dolandırmak, haksız/adaletsiz davranmak.eksik verilmesinden
13وَلَاve lāve ne de
14رَهَقًاraheḳanر ه قYakından takip etmek, kaplamak, aptal olmak, yalan söylemek, yaramaz olmak, dinsiz olmak, acele etmek, yakalamak, ulaşmak, yaklaşmak, yayılmak. Rahaqa - ezmek, acı çektirmek, kötü uygulamalara yönelmek. Rahqun - aptallık, baskı, kötü eğilim. Arhaqa - zor bir görev yüklemek, sıkıntılarla ve zorluklarla üzmek.kötülük edilmesinden

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve gerçekten de doğru yolu gösteren Kur'ân'ı duyunca inandık ona; kim Rabbine inanırsa artık ne mükâfâtın azalmasından korkar, ne de zulümden ve kötülükten.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve gerçekten de doğru yolu gösteren Kurʼânʼı duyunca inandık ona; kim Rabbine inanırsa artık ne mükâfâtın azalmasından korkar, ne de zulümden ve kötülükten.

Adem Uğur

Doğrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir (ecrinin) eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.

Ahmed Hulusi

"Biz hüdayı (Kuran'ı) işittiğimizde, Onun hakikat olduğuna iman ettik. . . Kim Rabbine hakikati olarak iman ederse, (artık o) ne hakkının eksik verilmesinden korkar ve ne de zillete düşürülmekten!"

Ahmet Tekin

'Biz hidayet rehberi olan Kur’ân’ı, peygamberi işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, amellerinin değerinin düşürülmesinden, mükâfatının eksik verilmesinden, haklarına tecavüzden, zulüm ve haksızlık edilmesinden korkmaz.'

Ahmet Varol

Ve biz doğruluğa ileten (Kur'an)'ı duyunca ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse (sevabının) eksik verilmesinden de, haksızlığa uğratılmaktan da korkmaz.

Ali Bulaç

"Elbette biz, o yol gösterici (Kur'an'ı) işitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından."

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biz, O Kur’an’ı dinlediğimiz zaman ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne mükâfatının azalacağından, ne de bir haksızlığa uğrıyacağından korkmaz.

Ali Rıza Safa

"Aslında, yol göstereni duyunca Ona inandık. Artık, Efendisine kim inanırsa, yitim ve haksızlığa uğramak korkusu duymaz!"

Bayraktar Bayraklı

"Biz o Kur'an'ı dinleyince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne bir ödül eksikliğine uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar."

Bekir Sadak

«Şuphesiz, dogruluk rehberi olan Kuran'i dinledigimizde ona inandik; kim Rabbine inanirsa, o, ecrinin eksiltileceginden ve kendisine haksizlik edileceginden korkmaz.»

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki, biz doğru yolu gösteren (Kur'ân)ı kulak verip dinlediğimizde ona imân ettik. Artık kim Rabbına imân ederse, ne (ecrinin) eksileceğinden, ne de haksızlığa uğrayacağından korkusu olmaz..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ve biz doğru yol rehberini dinler dinlemez ona iman ettik; rabbine iman eden kimse artık ne ziyandan ne de azıp sapmaktan korkar.

Diyanet İşleri

"Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur'an'ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar."

Diyanet İşleri (eski)

'Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz.'

Diyanet Vakfi

Doğrusu biz, o hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse, artık ne bir (ecrinin) eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Her kim O Rabbine iman ederse artık ne hakkı yenmek ne de istila olunmak korkusu kalmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iyman ettik, her kim o rabbına iyman ederse artık ne hakkı yenmek ne de istiyla olunmak korkusu kalmaz

Erhan Aktaş

"Yol gösteren rehberi dinlediğimizde ona inandık. Artık kim Rabb'ine iman ederse, bundan sonra hakkının verilmemesinden veya haksızlığa uğramaktan endişe etmez."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Yol gösteren rehberi dinlediğimizde ona inandık. Artık kim Rabb'ine iman ederse, bundan sonra hakkının verilmemesinden veya haksızlığa uğramaktan endişe etmez."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Yol gösteren rehberi dinlediğimizde ona inandık. Artık kim Rabb'ine iman ederse, bundan sonra hakkının verilmemesinden veya haksızlığa uğramaktan endişe etmez."

Fizilal-il Kuran

Biz doğru yola ileten Kur'ân'ı işitir işitmez ona inandık. Kim Rabbine inanırsa ne haksızlığa uğramaktan ve ne zora koşulmaktan korkar.

Gültekin Onan

"Elbette biz, o yol gösterici (Kuran'ı) işitince, ona inandık. Artık kim rabbine inanırsa, o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından."

Hamdi Döndüren

Biz, o doğruluk rehberi (Kur’an’ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden, ne de kendisine kötülük edilmesinden korkmaz.

Hasan Basri Çantay

"Doğrusu, biz o hidayeti (Kur'anı) dinleyince ona iman etdik. Kim de Rabbine iman ederse o, ne bir (ecrinin) eksileceğinden, ne de bir haksızlığa uğrayacağından korkmaz".

Hasib Asutay

Doğrusu biz o hidayeti (Kur'an'ı) işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse artık ne bir (ecrinin) eksikliğe uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.

Hayrat Neşriyat

'Ve gerçekten biz, o hidâyeti (Kur’ân’ı) dinleyince ona îmân ettik. O hâlde kim Rabbisine îmân ederse, artık ne (alacağı sevabda) bir noksanlıktan, ne de bir haksızlığa uğramaktan korkar!'

İbni Kesir

Doğrusu biz, hidayeti işittiğimizde ona inandık. Kim Rabbına iman ederse; o, ecrinin eksiltilmesinden ve kendisine haksızlık edilmesinden korkmaz.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki artık biz o rehberi (Kur’an’ı) duyunca ona iman ettik. Rabbine güvenen kişi, kendisine herhangi bir zarar verilmesinden de haksızlığa uğratılmaktan da korkmaz.

Muhammed Esed

Bu nedenle, (Allah'ın) rehberliği(ne çağrıyı) duyar duymaz ona inanmaya başladık. Rabbine inanan kimse hiçbir zaman ziyana veya haksızlığa uğrama korkusu duymaz.

Mustafa İslamoğlu

İşte tam da bu yüzden biz, ilahi rehberliği işitir işitmez ona inandık; artık kim Rabbine inanırsa, o ne bir ziyana uğrar, ne de gazaba.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Doğrusu biz vaktâ ki, o rehber-i hidâyeti dinledik, O'na imân ettik. İmdi kim de Rabbine imân ederse artık ne noksaniyetten ve ne de bir zillete uğramadan korkmaz.»

Ömer Öngüt

"Biz hidayet rehberi olan Kur'an'ı dinlediğimizde, ona iman ettik. Kim Rabbine iman ederse; o artık ne mükâfatın azalacağından, ne de haksızlığa uğrayacağından korkmaz.

Suat Yıldırım

Biz hidâyet Rehberini dinleyince onu tasdik ettik. Kim Rabbine iman ederse, ne hakkının eksik verilmesinden, ne de gadre uğramaktan asla endişesi kalmaz."

Süleyman Ateş

Biz, yol gösteren (Kur'an)ı işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa (ne hakkının) eksik verilmesinden, ne de kendisine kötülük edilmesinden korkar.

Süleymaniye Vakfı

Biz o Rehberi (Kur'an'ı) dinleyince ona inandık. Artık (iyice anladık ki) kim Rabbine inanıp güvenirse ne hakkının yenmesinden korkar ne de etki altında kalmaktan.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O Rehberi (Kur'an'ı) dinleyince biz ona inandık. Artık iyice anladık ki kim Rabbine inanıp güvenirse ne zarar etme ne de haksızlığa uğrama korkusu içine girer.

Şaban Piriş

Biz, yol göstericiyi işittiğimiz zaman ona inandık. Kim Rabbine iman ederse, (ecrinin) eksilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz.

Tefhim-ul Kuran

«Elbette biz, o yol gösterici (Kur'an'ı) işitince, ona iman ettik. Artık kim Rabbine iman ederse, o ne (ecrinin) eksileceğinden korkar ve ne de haksızlığa uğrayacağından.»

Ümit Şimşek

'Doğru yolu gösteren Kur'ân'ı işitir işitmez biz ona iman ettik. Rabbine iman eden kimse ne ecrinin eksilmesinden korkar, ne zulme uğramaktan.

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz, doğruya ve güzele kılavuzlayanı dinleyince, ona inandık. Rabbine inanan kişi ne hakkının eksik verilmesinden korkar ne de tecavüze uğrayıp kuşatılmaktan."

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Doğrusu, biz hidayət yolunu göstərəni (Qurʼanı) dinlədiyimiz zaman ona iman gətirdik. Kim Rəbbinə iman gətirsə, nə (yaxşı əməllərinin mükafatını) əskilməsindən, nə də haqsızlığa məʼruz qalmaqdan (başqasının günahlarının ona yüklənməsindən) qorxar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als wir der koranischen Rechtleitung zuhörten, glaubten wir daran. Wer an seinen Herrn glaubt, hat (beim Gericht) weder Schmälerung noch Überbelastung zu befürchten.

Almanca — Der Edle Quran

Und als wir die Rechtleitung hörten, glaubten wir daran. Wer an seinen Herrn glaubt, der befürchtet keine (Lohn)schmälerung und keine Drangsal.

Almanca — M. A. Rassoul

Und als wir aber von der Rechtleitung vernahmen, da glaubten wir an sie. Und der, der an seinen Herrn glaubt, fürchtet weder Einbuße noch Unrecht.

Almanca — Muhammad Zaidan

ʺUnd gewiß, als wir die Rechtleitung vernahmen, verinnerlichten wir den Iman daran. Und wer den Iman an seinen HERRN verinnerlicht, der fürchtet weder Minderung, noch Unrecht.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"And when we heard the Quran We gave credence to it and held it as true and realized that he who accepts Allah, his Creator, and believes in Him suffers no loss nor injustice".

Abdul Haleem

When we heard the guidance we came to believe: whoever believes in his Lord need fear no loss nor injustice.

Abdullah Yusuf Ali

'And as for us, since we have listened to the Guidance, we have accepted it: and any who believes in his Lord has no fear, either of a short (account) or of any injustice.

Abul A'la Maududi

and that "when we heard the teaching of the Right Way we came to believe in it; he who believes in His Lord shall have no fear of suffering loss or being subjected to any injustice";

Aisha Bewley

and when we heard the guidance, we had iman in it. Anyone who has iman in his Lord need fear neither belittlement nor tyranny.

Al-Hilali & Khan

‘And indeed when we heard the Guidance (this Qur’ân), we believed therein (Islâmic Monotheism), and whosoever believes in his Lord shall have no fear, either of a decrease in the reward of his good deeds or an increase in the punishment for his sins.

Ali Quli Qarai

When we heard the [message of] guidance, we believed in it. Whoever that has faith in his Lord shall neither fear any detraction nor oppression.

Amatul Rahman Omar

"No sooner did we hear the guidance (contained in the Qur'ân) than we believed in it. And he who believes in His Lord does not have to fear that his reward will be reduced or injustice will be (done to him).

Arthur John Arberry

When we heard the guidance, we believed in it; and whosoever believes in his Lord, he shall fear neither paltriness nor vileness.

Bijan Moeinian

"As soon as we heard the word of God, we submitted to it. Any one who believes in God will never fear any loss or injustice imposed upon him."

E. Henry Palmer

"But, verily, when we heard the guidance we believed therein, and he who believes in his Lord shall fear neither diminution nor loss.

Edip-Layth

"When we heard the guidance, we acknowledged it. So whoever acknowledges his Lord, then he will not fear a decrease in reward, nor a burdensome punishment."

George Sale

Wherefore, when we had heard the direction contained in the Koran, we believed therein. And whoever believeth in his Lord, need not fear any diminution of his reward, nor any injustice.

Hamid S. Aziz

"And when we heard the guidance, we believed in it (or accepted it); whoever believes in his Lord, he neither fears loss nor oppression (injustice or disgrace):

Mahmoud Ghali

And that as soon as we heard the guidance, we believed in it; so whoever believes in his Lord, then he fears neither depreciation nor oppression.

Marmaduke Pickthall

And when we heard the guidance, we believed therein, and whoso believeth in his Lord, he feareth neither loss nor oppression.

Mohamed Ahmed - Samira

So when we heard the guidance we believed in it; and he who believes in his Lord will neither fear loss nor force.

Muhammad Asad

Hence, as soon as we heard this [call to His] guidance, we came to believe in it: and he who believes in his Sustainer need never have fear of loss or injustice.

Mustafa Khattab

When we heard the guidance ˹of the Quran˺, we ˹readily˺ believed in it. For whoever believes in their Lord will have no fear of being denied ˹a reward˺ or wronged.

Progressive Muslims

"And when we heard the guidance, we believed in it. So whoever believes in his Lord, then he will not fear a decrease in reward, nor a burdensome punishment."

Sahih International

And when we heard the guidance, we believed in it. And whoever believes in his Lord will not fear deprivation or burden.

Sam Gerrans

“And that: ‘When we heard the guidance, we believed in it; and whoso believes in his Lord, he will fear neither loss nor baseness.’

Shabbir Ahmed

"And as soon as we heard the Enlightenment, we believed in it. And whoever chooses to be graced with belief in his Lord, need not fear a diminished return, nor unfairness."

Syed Vickar Ahamed

" ‘And indeed for us, since we have listened to the Guidance, (from the Quran), we have believed therein: And anyone who believes in his Lord (he or she) has no fear, neither of a decrease in reward for the good deeds, nor an increase in punishment for the sins.

Taqi Usmani

and that when we heard the Guiding Discourse, we believed in it; so if one believes in his Lord, he will have no fear of either any curtailment (in his reward) or any excess (in his punishment),

The Monotheist Group

"And when we heard the guidance, we believed in it. So whoever believes in his Lord, then he will not fear a decrease in reward, nor a burdensome punishment."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et lorsque nous avons entendu le guide (le Coran), nous y avons cru, et quiconque croit en son Seigneur ne craint alors ni diminution de récompense ni oppression.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî gava me li Quranê guhdarî kir, me yekser bawerî pê anî. Vêca kî bawerî bi Rebbê xwe bîne, bila netirs e ku xêrên wî kêm bibin an jî gunehên wî zêde bibin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En: ʹToen wij de leidraad hoorden geloofden wij erin; en wie in zijn Heer gelooft is voor geweld noch kwaadaardigheid bang.?

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom geloofden wij in den Koran, toen wij de leiding hadden gehoord, die daarin is vervat. En wie in zijn Heer gelooft, behoeft geene vermindering van zijne belooning, noch eenige onrechtvaardigheid te vreezen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (также мы признаем),что мы, когда услышали про верное руководство [про Коран], мы уверовали в него (что это истина от Аллаха); а кто уверует в Господа своего, тот не будет бояться ни убавления (его благих деяний), ни притеснения (что ему будут увеличены его плохие деяния).

Rusça — Osmanov

Когда же мы услышали [призыв] к прямому пути (т. е. Корану), то уверовали в него. А тому, кто верует в Господа своего, нечего бояться ни ущерба [себе], ни притеснения.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och efter att (nu) ha fått höra om vägledningen, tror vi på den; den som tror på sin Herre behöver inte vara rädd att (hans förtjänster) skall frånkännas honom eller (att han skall få lida annan) orätt.