Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

فَعَقَرُوا النَّاقَةَ وَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا يَاصَالِحُ ائْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ

fe ǎḳarū n-nāḳate ve ǎtev ǎn emri rabbihim ve ḳālū yā SāliHu 'tinā bimā teǐdunā in kunte mine l-murselīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَعَقَرُواfe ǎḳarūع ق رKesmek, yaralamak, katletmek, topallık vermek, sonuç vermemek, kısır olmak (örn: rahim)derken boğazladılar
2النَّاقَةَn-nāḳateن و قEti yağdan temizlemek, deve eğitmek, düzene koymak, dikkatli yapmak. niiqatun - gayret, beceri, incelik, rafine, en iyi, dağın tepesi, büyük ve uzun dağ. naaqatun - dişi deve.dişi deveyi
3وَعَتَوْاve ǎtevع ت وSürüklemek, şiddetle itmek, çekip götürmek, çekmek, birini zorla taşımak/götürmek. Atiya - kötülük yapmaya hızlı olmak. Utuyyun - kötülük yapmaya meyilli/hızlı, kötü, kaba, obur, kaba, taş kalpli zorba, zalim, açgözlü, şiddetli, soylu olmayan, görgüsüz. Aatiyatin - olağanüstü güçle esen.ve dışına çıktılar
4عَنْǎn-ndan
5اَمْرِemriا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbuyruğu-
6رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
7وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
8يَاصَالِحُyā SāliHuص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.EY/HEY/AH Salih
9ائْتِنَا'tināا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbize getir
10بِمَاbimāşeyi
11تَعِدُنَاteǐdunāو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)bizi tehdit ettiğin
12اِنْineğer
13كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinisen
14مِنَmine-den
15الْمُرْسَلِينَl-murselīneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen gönderilenler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dişi deveyi, ayaklarını kesip öldürdüler ve Rablerinin emrinden çıktılar, isyan ettiler ve ey Sâlih dediler, peygamberlerdensen tehdîd ettiğin şeyi yap bize bakalım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dişi deveyi, ayaklarını kesip öldürdüler ve Rablerinin emrinden çıktılar, isyan ettiler ve ey Sâlih dediler, peygamberlerdensen tehdîd ettiğin şeyi yap bize bakalım.

Adem Uğur

Derken o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir, dediler.

Ahmed Hulusi

(Derken) dişi deveyi vahşice boğazladılar, Rablerinin emrine itaattan çıktılar ve: "Ey Salih. . . Eğer Rasullerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

Ahmet Tekin

Dişi deveyi, kılıçla bacaklarından biçerek öldürdüler. Rablerinin koyduğu planın, buyruğunun dışına çıktılar. 'Ey Sâlih, eğer, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirilen hak peygamberlerdensen, bizi tehdit ettiğin o azâbı getir' dediler.

Ahmet Varol

Nihayet dişi deveyi boğazladılar, Rabblerinin emrinden dışarı çıktılar ve: 'Ey Salih! Eğer gerçekten peygamber olarak gönderilenlerden isen bizi tehdit ettiğin azabı getir bakalım' dediler.

Ali Bulaç

Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vaadettiğin şeyi getir, bakalım."

Ali Fikri Yavuz

Nihayet o dişi deveyi öldürdüler. Rablerinin emrinden çıkıp isyan ettiler ve şöyle dediler: “- Ey Salih, sen, gerçek Peygamberlerdensen, bizi kendisiyle korkutmakta olduğun şeyi (azabı), bize getir bakalım.”

Ali Rıza Safa

Ardından, dişi deveyi kestiler. Böylece, Efendilerinin buyruğunun dışına çıktılar. Ve "Ey Salih!" dediler; "Bize gözdağı verdiğin şeyi getir; eğer gönderilenler arasındaysan?"

Bayraktar Bayraklı

Derken, o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da, "Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.

Bekir Sadak

(76-77) Buyukluk taslayanlar, «Sizin inandiginizi biz inkar ediyoruz» dediler ve disi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruguna bas kaldirdilar, «Ey Salih, eger sen peygambersen bizi tehdit ettigin azaba ugrat bakalim» dediler.

Celal Yıldırım

(76-77) Büyüklük taslayanlar, «biz sizin imân ettiğiniz şeyi inkâr ediyoruz» dediler ve o yüzden devenin bacaklarını kesip onu yere devirdiler de Rablarının buyruğuna baş kaldırıp tuğyan ettiler ve: «Ey Salih ! Eğer (cidden) peygamberlerden isen bizi tehdîd edip durduğun azabı haydi getir görelim» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Derken, o deveyi keserek öldürdüler, böylece rablerinin emrinden dışarı çıktılar ve “Ey Sâlih! Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir!” dediler.

Diyanet İşleri

Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

(76-77) Büyüklük taslayanlar, 'Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz' dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, 'Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım' dediler.

Diyanet Vakfi

Derken o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar; «Ey Sâlih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdit ettiğin (o azabı) bize getir!» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken o dişi deveyi tepelediler, ayaklarını keserek öldürdüler, Rablerinin emrine baş kaldırdılar ve: "Hey Salih, sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit etmekte olduğun azabı getir de görelim!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken o nakayı tepelediler ve rablarının emrinden tuğyan ettiler ve dediler ki: Hey Salih, sen gerçek mürselinden isen bizi tehdid etmekte olduğun azabı getir görelim

Erhan Aktaş

Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken dişi deveyi kestiler ve böylece Rabb'inin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen gerçekten gönderilenlerdensen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri getir." dediler.

Fizilal-il Kuran

Arkasından Rabblerinin emrine başkaldırarak dişi deveyi boğazladılar ve 'Ey Salih, eğer gerçekten peygambersen, ilerde çarpılacağımızı söylediğin azabı şimdi başımıza getir, bakalım' dediler.

Gültekin Onan

Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve rablerinin buyruğuna karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: "Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden isen, vaadettiğin şeyi getir bakalım."

Hamdi Döndüren

Çok geçmeden dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin buyruğundan dışarı çıktılar. “Ey Salih, dediler. Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen, tehdit ettiğin azabı bize getir, bakalım!”

Hasan Basri Çantay

Derken o dişi deveyi, ayaklarını keserek, öldürdüler. Rablerinin emrinden (uzaklaşıb) isyan etdiler ve: "Saalih, eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi tehdid edib durduğun azabı getir bize" dediler.

Hasib Asutay

Derken o dişi deveyi kestiler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar ve (şöyle) dediler: 'Ey Salih! Eğer gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı bize getir' dediler.

Hayrat Neşriyat

Derken o dişi deveyi kesip Rablerinin emrine karşı (haddi aşarak) isyân ettiler ve dediler ki: 'Ey Sâlih! Eğer peygamberlerden isen, bizi (kendisiyle) tehdîd etmekte olduğun(azâb)ı bize getir!'

İbni Kesir

Ve dişi deveyi kesip devirdiler de Rabblarının emrine baş kaldırdılar ve dediler ki: Ey Salih; eğer sen peygamberlerden isen tehdid edip durduğun azabı getir bize.

Mehmet Okuyan

Rablerinin emrinden çıkarak o dişi deveyi hunharca katletmiş ve “Ey Salih! Elçilerdensen bize vadettiğin (azab)ı bize getir!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Ve böyle (diyerek) dişi deveyi yatırıp hunharca kestiler, Rablerinin buyruğuna burun kıvırıp sırt çevirdiler. Ve (bununla da kalmayıp): "Ey Salih," dediler, "eğer gerçekten Allahın elçilerinden biriysen, haydi getir şu bizi korkutup durduğun azabı!"

Mustafa İslamoğlu

En sonunda dişi deveyi işkenceyle, vahşice katlettiler ve Rablerinin buyruğuna karşı geldiler; üstelik dediler ki: "Ey Salih! Eğer peygamberlerden biri olduğun gerçekse, haydi getir şu bizi tehdit ettiğin azabı!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra o dişi deveyi boğazladılar, ve Rablerinin emrinden tekebbürde bulunup kaçındılar ve «Ey Sâlih! Eğer sen gönderilmiş peygamberlerden isen bizi korkutur olduğun şeyi bize getir» dediler.

Ömer Öngüt

Derken o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: “Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı getir!” dediler.

Suat Yıldırım

Derken deveyi boğazladılar ve Rab’lerinin emrinden çıkıp O’na isyan ettiler ve dediler ki: "Salih! Sen gerçekten resullerden isen, bizi tehdit edip durduğun o azabı getir de görelim!"

Süleyman Ateş

Derken dişi deveyi boğazladılar ve Rablerinin buyruğu dışına çıktılar; "Ey Salih, eğer hakikaten elçilerdensen, bizi tehdid ettiğin (azab)ı bize getir!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Sonra dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı gelmiş oldular. Şöyle dediler: "Bak Salih! Eğer Allah'ın elçilerinden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir bakalım!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra Rablerinin emrine karşı gelerek dişi deveyi kestiler ve dediler ki "Bak Salih! Eğer sen elçilerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim."

Şaban Piriş

Ayaklarını keserek o deveyi öldürdüler. Rab'lerinin emrine baş kaldırdılar ve: -Ey Salih, eğer peygamberlerden isen bize korkutup durduğun azabı getir! dediler.

Tefhim-ul Kuran

Böylelikle dişi deveyi öldürdüler ve Rablerinin emrine karşı çıkıp (Salih'e de şöyle) dediler: «Ey Salih, eğer gerçekten gönderilenlerden (bir peygamber) isen, vaadettiğin şeyi getir, bakalım.»

Ümit Şimşek

Ve deveyi keserek Rablerinin emrinden çıktılar ve 'Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen, bize vaad ettiğini getir de görelim' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu arada dişi deveyi boğazladılar. Ve Rablerinin emrinden dışarı çıkıp şöyle dediler: "Ey Salih! Eğer Allah tarafından gönderilenlerdensen, bizi tehdit ettiğin şeyi önümüze getiriver."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dişi dəvənin diz vətərini kəsdilər və beləliklə də Rəbbinin əmrindən çıxıb: “Ey Saleh! Əgər sən göndərilən elçilərdənsənsə, bizə vəd etdiyin əzabı gətir”– dedilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra o dəvəni tutub kəsdilər və (bununla da) Rəbbinin əmrini saymazyana pozub (istehza ilə): ″Ey Saleh! Əgər sən (həqiqi) peyğəmbərlərdənsənsə, bizi qorxutduğunu (bizi təhdid etdiyin əzabı) gətir görək!″ – dedilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie erschlugen die Kamelstute und mißachteten den Befehl ihres Herrn. Dann sprachen sie: ʺSâlih! Bring uns doch die Strafe, die du uns verheißen hast, wenn du ein Gesandter bist!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Dann schnitten sie der Kamelstute die Sehnen durch und lehnten sich gegen den Befehl ihres Herrn auf. Und sie sagten: ʺO Salih, bringe uns doch her, was du uns angedroht hast, wenn du zu den Gesandten gehörst!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Dann schnitten sie der Kamelstute die Sehnen durch und trotzten dem Befehl ihres Herrn und sagten: ʺO Salih, bring uns das her, was du uns (an Drohung) versprichst, wenn du einer der Gesandten bist.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann verletzten sie die Beine des Kamelweibchens, setzten sich über das Gebot ihres HERRN hinweg und sagten: ʺSalih! Lasse uns nun zuteil werden, wovor du uns gewarnt hast, solltest du zu den Gesandten gehören.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They manifested repugnance and disabled the she - camel by cutting her hamstring muscles in opposition and disobedience to Allah's command and authority and they said to Saleh: "Now, let us see how you will bring to pass the catastrophe you threatened that heaven would inflict if indeed you are an Messenger sent by Allah!"

Abdul Haleem

and then they hamstrung the camel. They defied their Lord’s commandment and said, ‘Salih, bring down the punishment you threaten, if you really are a messenger!’

Abdullah Yusuf Ali

Then they ham-strung the she-camel, and insolently defied the order of their Lord, saying: "O Salih! bring about thy threats, if thou art a messenger (of Allah)!"

Abul A'la Maududi

Then they hamstrung the she-camel, disdainfuliy disobeyed the commandment of their Lord, and said: '0 Salih! Bring upon us the scourge with which you threatened us if you are truly a Messenger [of Allah].'

Aisha Bewley

And they hamstrung the She-Camel, spurning their Lord’s command, and said, ‘Salih! Bring us what you have promised us if you are one of the Messengers. ’

Al-Hilali & Khan

So they killed the she-camel and insolently defied the Commandment of their Lord, and said: "O Sâlih! Bring about your threats if you are indeed one of the Messengers (of Allâh)."

Ali Quli Qarai

So they hamstrung the She-camel and defied the command of their Lord, and they said, ‘O Ṣāliḥ, bring us what you threaten us with, if you are one of the apostles. ’

Amatul Rahman Omar

So they hamstrung the she-camel and flouted the commandment of their Lord and said, `O Sâlih! bring down on us the punishment you used to threatens us with, if you are really one of the sent ones (by God). '

Arthur John Arberry

So they hamstrung the She-camel and turned in disdain from the commandment of their Lord, saying, 'O Salih, bring us that thou promisest us, if thou art an Envoy. '

Bijan Moeinian

Then they defied the Lord's orders and killed the camel [which was presented to them as a miracle] and mockingly said: "Well Saleh subject us to the punishment that you were talking about, if you are a true prophet. "

E. Henry Palmer

Then they did hamstring the camel, and rebelled against the bidding of their Lord and said, 'O Zalih! bring us what thou didst threaten us with, if thou art of those who are sent. '

Edip-Layth

They thus killed the camel and defied their Lord's command, and they said, "O Saleh, bring us what you promised us if you are of the messengers!"

George Sale

And they cut off the feet of the camel, and insolently transgressed the command of their Lord, and said, oh, cause that to come upon us, with which thou hast threatened us, if thou art one of those who have been sent by God.

Hamid S. Aziz

Then they did hamstring the she-camel, and rebelled against the commandment of their Lord and said, "O Salih! Bring upon us what you did threaten us with, if you are of those who are sent. "

Mahmoud Ghali

So they hamstrung the she-camel and rebelled against the Command of their Lord, and said, "O Salih, come up to us with what you promise us, in case you are one of the Emissaries. "

Marmaduke Pickthall

So they hamstrung the she-camel, and they flouted the commandment of their Lord, and they said: O Salih! Bring upon us that thou threatenest if thou art indeed of those sent (from Allah).

Mohamed Ahmed - Samira

Then they hamstrung the she-camel and rebelled against the command of their Lord, and said: "Bring, O Saleh, on us the affliction you promise, if you are one of the sent ones. "

Muhammad Asad

And then they cruelly slaughtered the she-camel and turned with disdain from their Sustainer's commandment, and said: "O Salih! Bring about that [punishment] with which thou hast threatened us, if thou art truly one of God's message bearers!"

Mustafa Khattab

Then they killed the she-camel—defying their Lord’s command—and challenged ˹Ṣâliḥ˺, "Bring us what you threaten us with, if you are ˹truly˺ one of the messengers."

Progressive Muslims

They thus killed the camel and defied God's command, and they said: "O Saleh, bring us what you promised us if you are of the messengers!"

Sahih International

So they hamstrung the she-camel and were insolent toward the command of their Lord and said, "O Salih, bring us what you promise us, if you should be of the messengers. "

Sam Gerrans

And they hamstrung the she-camel; and they scorned the command of their Lord, saying: “O Ṣāliḥ: bring thou us what thou promisest us, if thou be among the emissaries.”

Shabbir Ahmed

They killed the she-camel, rebelled against their Lord's Command and challenged, "O' Saleh! Bring the doom you threaten us with, if you are really a Messenger. "

Syed Vickar Ahamed

Then they crippled (by cutting the hamstrings of) the she-camel, and proudly opposed the order of their Lord, saying: "O Sálih! Bring on your threats, if you are truly a messenger (of Allah)!"

Taqi Usmani

Then they slaughtered the she-camel and defied the command of their Lord and said, "O SāliH, bring to us what you threaten us with, if you are one of the messengers.

The Monotheist Group

They thus killed the camel and defied the command of their Lord, and they said: "O Saleh, bring us what you promised us if you are of the messengers!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils tuèrent la chamelle, désobéirent au commandement de leur Seigneur et dirent: ʺO Sâlih, fais nous venir ce dont tu nous menaces, si tu es du nombre des Envoyésʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca deve şerjê kirin û ji fermana Xwedayê xwe derketin û gotin: Ey Salih! Eger bi rastî tu pêxember î, de ka wî ezabê ku te em pê ditirsandin bi ser me de bîne!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij sneden toen de hielpezen van de kameelmerrie door en minachtten het bevel van hun Heer en zij zeiden: ʺO Salih, breng wat jij ons aanzegt, als jij tot de gezondenen behoort.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij sneden den voet van den kameel af, en overtraden onbeschaamd het bevel van hunnen Heer, zeggende: O Saleh! zorg dat uwe bedreigingen in vervulling gaan, indien gij een hunner zijt die door God werden gezonden.

Hollandaca — Siregar

Zij slachtten de vrouwtjeskameel en zij minachtten het bevel van hun Heer en zij zeiden: ʺO Shâlih, laat het aangezegde (de bestraffing) tot ons komen, als jij tot de gezanten behoort!ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И зарезали они верблюдицу, и превознеслись над повелением Господа их, и сказали (насмехаясь): «О Салих! Приведи к нам то [наказание], что ты обещаешь, если ты из числа посланников».

Rusça — Osmanov

Потом они закололи верблюдицу, ослушались велений своего Господа и сказали: ʺО Салих! Яви же нам то, чем ты угрожал, если ты посланникʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Så slaktade de kamelstoet på grymmaste sätt och trotsade sin Herres befallning. (Sedan) sade de: ʺSalih! Nedkalla nu över oss det (straff) som du har hotat oss med om du (verkligen) är en av Guds utsända!ʺ