Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.

قَالَ الْمَلَاُ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِهِ لِلَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا لِمَنْ اٰمَنَ مِنْهُمْ اَتَعْلَمُونَ اَنَّ صَالِحًا مُرْسَلٌ مِنْ رَبِّهِ قَالُوا اِنَّا بِمَا اُرْسِلَ بِهِ مُؤْمِنُونَ

ḳāle l-meleu (e)lleƶīne stekberū min ḳavmihi li(e)lleƶīne stuD'ǐfū li men āmene minhum e teǎ'lemūne enne SāliHen murselun min rabbihi ḳālū innā bimā ursile bihi mu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2الْمَلَاُl-meleuم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıileri gelenler
3الَّذِينَ(e)lleƶīneonlar ki
4اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslıyorlar
5مِنْmin-nden
6قَوْمِهِḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi-
7لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimseler
8اسْتُضْعِفُواstuD'ǐfūض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.zayıf görülen
9لِمَنْli menkimselere (karşı)
10اٰمَنَāmeneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan
11مِنْهُمْminhumiçlerinden
12اَتَعْلَمُونَe teǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamesiz biliyor musunuz?
13اَنَّennegerçekten
14صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.Salih'in
15مُرْسَلٌmurselunر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderildiğini
16مِنْmintarafından
17رَبِّهِrabbihiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi
18قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
19اِنَّاinnādoğrusu biz
20بِمَاbimā
21اُرْسِلَursileر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegönderilene
22بِهِbihionunla
23مُؤْمِنُونَmu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlarız

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kavminin ileri gelenlerinden olup iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler, âciz sayıp hor gördükleri kimselerden ona iman etmiş olanlara, siz Sâlih'i, Rabbinden gönderilmiş mi biliyorsunuz dediler. Onlar da biz dediler, onun vâsıtasıyla gönderilenlere inandık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kavminin ileri gelenlerinden olup iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler, âciz sayıp hor gördükleri kimselerden ona iman etmiş olanlara, siz Sâlihʼi, Rabbinden gönderilmiş mi biliyorsunuz dediler. Onlar da biz dediler, onun vâsıtasıyla gönderilenlere inandık.

Adem Uğur

Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz? Onlar da Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız, dediler.

Ahmed Hulusi

(Salih'in) halkı içindeki kendini beğenmiş ileri gelenleri, aralarında zayıf durumda bulunan iman edenlere: "Salih'in, Rabbinden irsal olmuş biri olduğuna iman ediyor musunuz?" dediler. . . (Onlar da): "Doğrusu biz onunla irsal olunana (sanki bize irsal olmuşçasına) iman edenleriz" dediler.

Ahmet Tekin

Kavminin büyüklük taslayan serkeş, zorba kodamanları, içlerinden zavallı bîçâre mü’minlere: 'Siz Sâlih’in Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?' dediler. Onlar: 'Biz onun tebliğ ile görevlendirildiği hususlara inanan mü’minleriz' dediler.

Ahmet Varol

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri içlerindeki zayıf düşürülmüşlerden (mustaz'aflardan) iman edenlere: 'Siz Salih'in Rabbi tarafından gönderilmiş biri olduğunu biliyor musunuz?' dediler. Onlar da: 'Biz onunla gönderilene iman edenleriz' dediler.

Ali Bulaç

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz'aflara) dediler ki: "Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Biz gerçekten onunla gönderilene inananlarız." dediler.

Ali Fikri Yavuz

Salih’in kavminden imana gelmeyip kibirlenenler, içlerinden iman eden zayıflar için, alay yollu, şöyle dediler; “- Siz Salih’in hakikaten Rabbi tarafından gönderilmiş bir Peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “- Biz, doğrusu, onunla gönderilen her şeye iman edenleriz.” dediler.

Ali Rıza Safa

Toplumu arasındaki büyüklük taslayanların ileri gelenleri, güçsüz bırakılmış inananlara, şöyle dediler: "Salih'in, Efendisinden gönderildiğine gerçekten güveniyor musunuz?" Dediler ki: "Aslında, Onunla gönderilene inanıyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf gördükleri inananlara dediler ki: "Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar da,"Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız" dediler.

Bekir Sadak

Milletinin buyukluk taslayan ileri gelenleri, aralarindan iman eden ve bu sebeple hor gordukleri kimselere, «Salih'in Rabbi tarafindan gonderildigini sahiden biliyor musunuz?» dediler, onlar da, «Dogrusu biz onunla gonderilene inaniyoruz» dediler.

Celal Yıldırım

Onun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri, içlerinden küçümseyip hor gördükleri mü'minlere: «Siz, Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahi biliyor musunuz?» dediler. Onlar da. «şüpheden uzak bir inançla biz O'nunla gönderilene inanıyoruz» diye cevap verdiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf gördükleri kesimden inananlara dediler ki: “Siz Sâlih’in, rabbi tarafından gönderildiğine gerçekten inanıyor musunuz?” Onlar da, “Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inanırız” dediler.

Diyanet İşleri

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, 'Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?' dediler, onlar da, 'Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz' dediler.

Diyanet Vakfi

Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz? Onlar da Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: «Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?» (Onlar da): «(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kavminin içinde kibirlerine yediremeyen cumhur cemaat =ileri gelenler, hırpalanmakta olanlardan iman etmiş olanlara: "Siz, Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş olduğunu biliyor musunuz?" dediler. Onlar: "Doğrusu biz, onun gönderildiği şeye inanıyoruz!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kavmi içinden kibirlerine yediremiyen cumhur cemaat o hırpalanmakta olanlara, onlardan iyman eden kimselere, siz, dediler, Salihin hakıkaten rabbı tarafından gönderilmiş olduğunu biliyormusunuz? Biz, dediler: doğrusu onun gönderildiği şeye mü'minleriz

Erhan Aktaş

Halkının büyüklük taslayan meleleri, içlerinden iman eden mustezaf'lara: "Siz, Salih'in, Rabb'i tarafından gönderilmiş olduğundan emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Biz, onunla gönderilen her şeye iman edenlerdeniz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Halkının büyüklük taslayan meleleri, içlerinden iman eden mustezaf'lara: "Siz, Salih'in, Rabb'i tarafından gönderilmiş olduğundan emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Biz, onunla gönderilen her şeye iman edenlerdeniz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Halkından ileri gelen müstekbirler, içlerinden iman eden mustazaf'lara: "Siz, Salih'in, Rabb'i tarafından gönderilmiş olduğundan emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Biz, onunla gönderilen her şeye iman edenlerdeniz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Salih'in kendini beğenmiş soydaşları, içlerinden iman etmiş horlanmışlara, ezilenlere 'Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?' dediler. Onlar da 'Evet, biz onun aracılığı ile gönderilen mesaja inanıyoruz' dediler.

Gültekin Onan

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (büyüklenenler), içlerinden inanıp da onlarca zayıf bırakılanlar (müstazaflara) dediler ki: "Salih'in gerçekten rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Biz gerçekten onunla gönderilene inançlılarız / inançlı olanlarız" dediler.

Hamdi Döndüren

Kavminin içinden büyüklük taslayan ileri gelenleri, yine kendilerinden olup zayıf saydıkları mü’minlere, “Siz Salih’in, Rabbi tarafından gönderilen bir elçi olduğunu kabul ediyor musunuz?” dediler. Onlar, “Biz onunla gönderilene inanıyoruz!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Onun kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen ileri gelenleri de kendilerince hor görünenlere, onların içinden iman edenlere şöyle dedi (ler): "Siz, Saalihin gerçekden Rabbi katından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz"? Onlar da: "Biz, dediler, doğrusu onunla ne gönderildiyse ona iman edicileriz".

Hasib Asutay

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: 'Siz Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğine inanıyor musunuz?' (Onlar da), 'Şüphesiz biz onunla gönderilene inananlarız' dediler.

Hayrat Neşriyat

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, o zayıf bırakılmış (horlanmış)olanlara, içlerinden îmân edenlere (alay ederek) dedi ki: '(Siz) gerçekten Sâlih’i Rabbi tarafından gönderilen biri olarak mı biliyorsunuz?' (Onlar da:) 'Şübhesiz ki biz, onunla gönderilen (herşey)e îmân eden kimseleriz!' dediler.

İbni Kesir

Onun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri; kendilerine hor görünenlere içlerinden iman edenlere: Siz; Salih'in gerçekten Rabbı tarafından gönderilmiş olduğuna inanıyor musunuz? dediler. Onlar da dediler ki: Doğrusu biz, onunla gönderilene inanıyoruz.

Mehmet Okuyan

Kavminden kibirli yöneticiler zayıf düşürülmüşlere yani içlerinden iman edenlere “Siz Salih’in Rabbinden gönderilen bir (elçi) olduğunu (gerçekten) biliyor (buna inanıyor) musunuz?” diye sormuşlar, onlar da “Şüphesiz ki biz onunla gönderilen her şeye inanıyoruz.” cevabını vermişlerdi.

Muhammed Esed

Güçsüz görülenlere karşı küstahça büyüklük taslayan toplumun ileri gelenleri inananlara: "Siz Salihin (gerçekten) Rabbinin katından gönderildiğinden emin misiniz?" dediler. Onlar da: "Elbette inanıyoruz onun getirdiği habere" diye cevap verdiler.

Mustafa İslamoğlu

Toplumun güçsüzlere karşı büyüklük taslayan seçkinleri, ezilenler arasındaki inanan kimselere dediler ki: "Siz Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğine inanıyor musunuz?" Onlar "Elbette" dediler, "biz onunla gönderilene de iman etmiş kişileriz!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Kavminden mütekebbir bulunan bir cemaat, onlardan hakîr görülenlere, onlardan imân edenlere dedi ki: «Siz, Sâlih'i hakikaten Rabbi tarafından gönderilmiş mi bilirsiniz?» Onlar da dediler ki: «Biz şüphe yok, O'nunla gönderilmiş olan şeye inanmışlarız».

Ömer Öngüt

Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, aralarında iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere alay yollu: “Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?” dediler. Onlar da “Şüphesiz ki biz onunla gönderilene inananlarız. ” dediler.

Suat Yıldırım

Kavminden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görünen müminlere alay yollu: "Siz, gerçekten Salih’in Rabbi tarafından size elçi olarak gönderildiğini biliyor musunuz?" dediler. Onlar da: "Elbette, biz onunla gönderilen her şeye inandık, iman ettik." diye cevap verdiler.

Süleyman Ateş

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görülen inananlara: "Siz, dediler, Salih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Halkının büyüklük taslayan ileri gelenleri, ezilenlere, onlardan inanmış olanlara şöyle dediler: "Siz Salih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini mi sanıyorsunuz!" Dediler ki: "Biz onunla gönderilene inanıp güveniyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halkının kendini büyük gören önderleri, güçsüz saydıkları kişilere; onların inanmış olanlarına şöyle dediler: "Siz Salih'i, gerçekten Rabbi tarafından elçi olarak gönderilmiş biri mi sanıyorsunuz?" Dediler ki "Evet. Biz onunla gönderilmiş her şeye inanıp güveniriz."

Şaban Piriş

O'nun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri de, hor gördükleri halktan iman edenlere sordular: -Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz? Onlar da şöyle dediler: -Biz, Onunla gönderilenlere iman ediyoruz!

Tefhim-ul Kuran

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), içlerinden iman edip de onlarca zayıf bırakılanlara (müstaz'aflara) dediler ki: «Sâlih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?» Onlar: «Biz, gerçekten onunla gönderilene inananlarız.» dediler.

Ümit Şimşek

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, o kavmin horlanan mü'minlerine, 'Salih'in Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu nereden biliyorsunuz?' dediler. Onlar da 'Biz onunla gönderilene inanan kimseleriz' cevabını verdiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Toplumunun kibre saplanmış kodamanları, içlerinden inanıp da baskı altında tutularak ezilenlere şöyle dediler: "Siz Salih'in gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" Onlar: "Onun aracılığıyla gönderilene gerçekten inanıyoruz." dediler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onun qövmünün təkəbbürlü zadəganları öz aralarından iman gətirən zəiflərə dedilər: “Siz Salehin öz Rəbbi tərəfindən göndərildiyini bilirsinizmi?” Onlar dedilər: “Həqiqətən, biz onunla göndərilən hər şeyə inanırıq”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Saleh tayfasının (iman gətirməyi) özlərinə sığışdırmayan təkəbbürlü başçıları içərilərindən iman gətirən əlsiz-ayaqsız yoxsullara üz tutub: ″Siz Salehin, doğrudan da, Rəbbi tərəfindən göndərilmiş (bir peyğəmbər) olduğunu bilirsinizmi?″ – deyə soruşdular. Onlar: ″Bəli, biz onunla göndərilən hər bir şeyə (bütün dini hökmlərə) inanırıq!″ – deyə cavab verdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die überheblichen Notabeln des Volkes sagten zu den Gläubigen unter den Unterdrückten: ʺSo wißt ihr also, daß Sâlih ein Gesandter seines Herrn ist?ʺ Sie erwiderten: ʺWir glauben an das, womit er von Gott entsandt worden ist.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Die führende Schar, die sich hochmütig verhielt, aus seinem Volk, sagte zu denjenigen, die unterdrückt waren, (und zwar) zu denen von ihnen, die gläubig waren: ʺWißt ihr (sicher), daß Salih von seinem Herrn gesandt ist?ʺ Sie sagten: ʺWir glauben gewiß an das, womit er gesandt worden ist.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Die Vornehmen seines Volkes, die hochmütig waren, sagten zu denen, die unterdrückt wurden - das waren die Gläubigen unter ihnen : ʺSeid ihr sicher, daß Salih von seinem Herrn gesandt worden ist?ʺ Sie sagten: ʺWahrlich, wir glauben an das, womit er gesandt worden ist.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Die Entscheidungsträger seiner Leute, die sich in Arroganz erhoben haben, sagten zu denjenigen, die unterdrückt wurden - zu denen 1 von ihnen, die den Iman verinnerlicht haben: ʺWisst ihr etwa, daß Salih sicher ein Gesandter seines HERRN ist?ʺ Sie sagten: ʺGewiß, wir verinnerlichen den Iman an das, womit er entsandt wurde.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But the extravagant in their accounts of themselves among his people in whose hearts reigned vices, follies and falsehood said to those whom they viewed with contempt on account of conforming to Islam: " Do you really believe that Saleh has been sent by Allah, his Creator, in the capacity of an Messenger?" "Indeed We do", they said, "and We acknowledge his mission and give credence to the spirit of truth imparted to him from Heaven guiding into all truth".

Abdul Haleem

but the arrogant leaders among his people said to the believers they thought to be of no account, ‘Do you honestly think that Salih is a messenger from his Lord?’ They said, ‘Yes. We believe in the message sent through him,’

Abdullah Yusuf Ali

The leaders of the arrogant party among his people said to those who were reckoned powerless - those among them who believed: "know ye indeed that Salih is a messenger from his Lord?" They said: "We do indeed believe in the revelation which hath been sent through him."

Abul A'la Maududi

The haughty elders of his people said to those believers who had been oppressed: 'Do you know that Salih is one sent forth with a message from his Lord?' They, replied: 'Surely we believe in the message with which he has been sent.'

Aisha Bewley

The ruling circle of those of his people who were arrogant said to those who were oppressed – those among them who had iman – ‘Do you know that Salih has been sent from his Lord?’ They said, ‘We have iman in what he has been sent with. ’

Al-Hilali & Khan

The leaders of those who were arrogant among his people said to those who were counted weak - to such of them as believed: "Know you that Sâlih is one sent from his Lord." They said: "We indeed believe in that with which he has been sent."

Ali Quli Qarai

The elite of his people who were arrogant said to those who were abased —to those among them who had faith— ‘Do you know that Ṣāliḥ has been sent by his Lord?’ They said, ‘We indeed believe in what he has been sent with. ’

Amatul Rahman Omar

The chieftains of his people who considered themselves strong and great said to those who were reckoned weak, to those of them who had believed, `Are you sure that Sâlih is one sent from his Lord?' They replied, `Surely, we are believers in that (Message) he has been sent with. '

Arthur John Arberry

Said the Council of those of his people who waxed proud to those that were abased, to those of them who believed, 'Do you know that Salih is an Envoy from his Lord?' They said, 'In the Message he has been sent with we are believers. '

Bijan Moeinian

Their arrogant leaders asked the believers (who were mainly the oppressed ones): "How do you know that Saaleh is the prophet of God?" They replied: "The nature of the very message that he brought was enough for us to believe in his prophet hood. "

E. Henry Palmer

Said the chiefs of those who were big with pride from amongst his people to those who were weak, - to those amongst them who believed, 'Do ye know that Zalih is sent from his Lord?' They said, 'We do believe in that with which he is sent. '

Edip-Layth

The leaders who were arrogant from among his people said to those who had acknowledged among the powerless: "How do you know that Saleh was sent from his Lord?" They said, "We acknowledge the message he has been sent with."

George Sale

The chiefs among his people who were puffed up with pride, said unto those who were esteemed weak, namely, unto those who believed among them, do ye know that Saleh hath been sent from his Lord? They answered, we do surely believe in that wherewith he hath been sent.

Hamid S. Aziz

The chiefs from amongst his people, those who were inflated with pride, said to those whom they despised, those amongst them who believed, "Know you that Salih is sent from his Lord?" They said, "We do believe in that with which he is sent. "

Mahmoud Ghali

The chiefs who waxed proud from among his people said to whomever were deemed weak, to whomever of them believed, "Do you know that Salih is an Emissary from his Lord?" They said, "Surely in whatever he has been sent with, we are believers. "

Marmaduke Pickthall

The chieftains of his people, who were scornful, said unto those whom they despised, unto such of them as believed: Know ye that Salih is one sent from his Lord? They said: Lo! In that wherewith he hath been sent we are believers.

Mohamed Ahmed - Samira

The chiefs among the people who were arrogant towards the weaker ones among them who believed, asked: "Do you really know that Saleh has been sent by his Lord?" They said: "Indeed we believe in the message he has brought. "

Muhammad Asad

The great ones among his people, who gloried in their arrogance towards all who were deemed weak, said unto the believers among them: "Do you [really] know that salih has been sent by his Sustainer?" They answered: "Verily, we believe in the message which he bears. "

Mustafa Khattab

The arrogant chiefs of his people asked the lowly who believed among them, "Are you certain that Ṣâliḥ has been sent by his Lord?" They replied, “We certainly believe in what he has been sent with.”

Progressive Muslims

The leaders who were arrogant from among his people said to those who were weak and believed from amongst them: "How do you know that Saleh was sent from his Lord" They said: "We believe in what he has been sent with. "

Sahih International

Said the eminent ones who were arrogant among his people to those who were oppressed - to those who believed among them, "Do you [actually] know that Salih is sent from his Lord?" They said, "Indeed we, in that with which he was sent, are believers. "

Sam Gerrans

Said the eminent ones who had waxed proud among his people to those they counted weak, to those who believed among them: “Know you that Ṣāliḥ is an emissary from his Lord?” They said: “We believe in that wherewith he has been sent.”

Shabbir Ahmed

Their leaders said to the believers, "How do you know that Saleh is sent from his Lord?" They responded, "We believe in the Message he has brought. " (The bringer of such Sublime Message cannot be a liar).

Syed Vickar Ahamed

The leaders of the proud ones from among his people said to those who were known to be powerless— Those among them who believed: "Do you know that Sálih is truly a messenger from his Lord?" They said: "We do indeed believe in the Revelation which has been sent through him. "

Taqi Usmani

The haughty chiefs of his people said to those of the oppressed who had believed (in the Messenger), "Do you know for sure that SāliH is a messenger from his Lord?" They said, “Of course, we believe in what he has been sent with.”

The Monotheist Group

The leaders who were arrogant from among his people said to those who were weak and believed from among them: "How do you know that Saleh was sent from his Lord?" They said: "It is in that which he has been sent that we believe."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji gelê wî giregirên ku xwe mezin didêran, ji bawermendên bindest re digotin: Ma hûn teqez dizanin ku Salih ji cem Xwedayê xwe ve (bi pêxemberî) hatiye şandin? Wan jî digot: (Erê), bêguman em bi peyxama ku ew pê hatiye şandin bawer in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De voornaamsten, zij die uit zijn volk hoogmoedig waren, zeiden tot hen die onderdrukt werden, tot hen die uit hun midden gelovig waren: ʺWeten jullie dat Salih een gezondene van zijn Heer is?ʺ Zij zeiden: ʺWij geloven zeker wel in dat waarmee hij gezonden is.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

De opperhoofden van zijn volk, door trotschheid opgeblazen, zeiden tot hen, die zij voor zwak hielden; namelijk, tot hen die geloofden: Weet gij dat Saleh door zijnen Heer werd gezonden? Zij antwoordden: Wij gelooven aan zijne zending.

Hollandaca — Siregar

De vooraannstaanden, van degenen die hoogmoedig waren onder zijn volk, zeiden tot de nederigen onder hen die geloofden: ʺWeten jullie dat Shâlat een door zijn Heer gezondene is?ʺ Zij zeiden: ʺVoorwaar, wij geloven in hetgeen warmee hij is gezonden.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И) знатные люди из его народа, которые высокомерно превозносились, сказали тем, которые были слабы, – (а именно) тем, которые уверовали из них [из слабых] (издеваясь над ними): «А вы (точно) знаете, что Салих послан от Господа своего?» Они сказали: «Поистине, мы веруем в то, с чем он послан (от Аллаха) (и исполняем это)!»

Rusça — Osmanov

Возгордившиеся вожди его народа спросили уверовавших из числа обездоленных: ʺЗнаете ли вы, что Салих послан своим Господом?ʺ Они ответили: ʺВоистину, мы веруем в то, что ниспослано с нимʺ.