Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.

فَكَذَّبُوهُ فَاَنْجَيْنَاهُ وَالَّذِينَ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَاَغْرَقْنَا الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا عَمِينَ

fe keƶƶebūhu fe enceynāhu ve(e)lleƶīne meǎhu fī l-fulki ve eğraḳnā (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā innehum kānū ḳavmen ǎmīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَكَذَّبُوهُfe keƶƶebūhuك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.O'nu yalanladılar
2فَاَنْجَيْنَاهُfe enceynāhuن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.biz de kurtardık
3وَالَّذِينَve(e)lleƶīneo kimseleri
4مَعَهُmeǎhuO'nunla berebar
5فِيbulunanları
6الْفُلْكِl-fulkiف ل كYuvarlak olmak, dairesel olan herhangi bir şey, ısrar etmek/sebat etmek, gemi, gemi, yıldızların dönme yeri, gök küresi, gökyüzü kubbesi, gökyüzü, çevreleyen küreler, gökyüzü, dönme, dönme, devre, gidip gelme, çalkalanma durumunda, iğin dönüşü, etrafında dönen kişigemide
7وَاَغْرَقْنَاve eğraḳnāغ ر قBattı, boğuldu, aşağı doğru inip kayboldu, ihtiyacı kalmadı, yayı sonuna kadar çekti, geçti/geride bıraktı, meşgul etti, sıkıntılarla bunalmış adam, tek yudum, süslendi, zorunlu, aniden/şiddetli bir şekilde, birine yaklaşmakve boğduk
8الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
9كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayanları
10بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
11اِنَّهُمْinnehumçünkü onlar
12كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
13قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavim
14عَمِينَǎmīneع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.kör

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat onlar, onu inkâr ettiler, yalancı saydılar, biz de onu ve onunla berâber gemide bulunanları kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayanları suya boğduk. Şüphe yok ki onlar kör bir kavimdi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat onlar, onu inkâr ettiler, yalancı saydılar, biz de onu ve onunla berâber gemide bulunanları kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayanları suya boğduk. Şüphe yok ki onlar kör bir kavimdi.

Adem Uğur

Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.

Ahmed Hulusi

Onu yalanladılar. . . (Biz de) Onu ve onunla beraber olanları gemide kurtardık. . . (Esma'nın açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanları ise boğduk. . . Muhakkak ki onlar basiretsiz bir toplumdu!

Ahmet Tekin

Onu yalanladılar. Biz onu ve onunla birlikte olanları gemilere alarak kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da tufanda boğduk. Onlar önlerini göremeyecek kadar kör, basiretleri bağlı düşüncesiz bir kavim idiler.

Ahmet Varol

Onlar onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları da (suda) boğduk. Şüphesiz onlar görmeyen bir topluluk idiler.

Ali Bulaç

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine Nûh’u tekzip ettiler. Biz de Nûh’u ve kendisiyle bareber gemide bulunanları kurtardık; ve âyetlerimizi yalanlıyanları (tufan ile) boğduk. Çünkü onlar, basiretleri körleşmiş bir kavim idiler.

Ali Rıza Safa

Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, Onu ve Onunla birlikte gemide olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Aslında, onlar, kör bir toplumdu.

Bayraktar Bayraklı

Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar manen kör bir kavim idiler.

Bekir Sadak

Onu yalanladilar; biz de onu ve gemide beraberinde olanlari kurtardik, ayetlerimizi yalan sayanlari suda bogduk, cunku onlar kor bir milletti.*

Celal Yıldırım

Buna rağmen Onu yalanladılar. Biz de Onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık ve bizim âyetlerimizi yalanlayanları (tufanda) boğduk. Çünkü onlar kör bir topluluktu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık; âyetlerimizi asılsız sayanları da suda boğduk! Çünkü onlar gerçeği göremeyen bir kavim idiler.

Diyanet İşleri

Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.

Diyanet İşleri (eski)

Onu yalanladılar; biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk, çünkü onlar kör bir milletti.

Diyanet Vakfi

Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onu ve beraberinde iman edenleri gemide kurtuluşa erdirdik ve ayetlerimize yalan diyenleri suda boğduk. Çünkü onlar basiretleri körelmiş bir toplum idiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine onu tekzib ettiler, biz de kendisini ve ma'iyyetinde iyman edenleri gemide necata erdirdik de ayetlerimizi tekzib edenleri garkeyledik, çünkü bunlar basıyretleri körelmiş bir kavm idiler

Erhan Aktaş

Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken, halkı onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Onlar gerçeği görmeyen bir kavimdi.

Fizilal-il Kuran

Onu yalanladılar. Bunun üzerine onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Kuşkusuz onlar kör bir kavim idiler.

Gültekin Onan

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

Hamdi Döndüren

Onlar onu yalan saydılar. Bunun üzerine biz de, onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık. Âyetlerimizi yalan sayanları suda boğduk. Çünkü onlar gerçeği göremeyen kör bir topluluk idiler.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de kendisini ve beraberinde gemide bulunanları selamete erdirdik, ayetlerimizi yalan sayanları (tuufan ile) doğduk. Çünkü onlar (kalb gözleri) kör (olan) bir kavm idiler.

Hasib Asutay

Onu yalanladılar, biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve âyetlerimizi inkâr edenleri de (suda) boğduk. Çünkü onlar (basiretleri) körelmiş bir kavim idiler.

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen onu yalanladılar; bunun üzerine (biz de) onu ve onunla berâbergemide bulunanları kurtardık; âyetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Çünki onlar(basîret cihetiyle) kör bir kavim idiler.

İbni Kesir

Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayanları da suda boğduk. Çünkü onlar, gerçekten kör bir kavim idiler.

Mehmet Okuyan

(Kavmi) onu (Nuh’u) yalanlamıştı; biz de onu ve onunla birlikte olanları gemide kurtarmıştık; ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğmuştuk! Şüphesiz ki onlar kör bir toplumdu.

Muhammed Esed

Ve (bu uyarıya rağmen) onu yalanladılar! Ve bunun üzerine Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise (suda) boğduk gerçekten kör bir topluluktu onlar!

Mustafa İslamoğlu

En sonunda onu yalanladılar. Bunun üzerine Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunanları kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanları ise boğulmaya terk ettik: Onlar gerçekten de kör bir topluluk idiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bunun üzerine O'nu tekzîp ettiler. Biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide olanları kurtardık. Âyetlerimizi tekzîp edenleri de garkettik. Çünkü onlar bir kör kavim olmuşlardı.

Ömer Öngüt

Nuh'u yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalan sayanları suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavim idiler.

Suat Yıldırım

Onlar Nûh’u yalancı saydılar. Biz de onu ve yanında olanları gemide kurtardık, âyetlerimizi yalan sayanları ise boğduk. Çünkü onlar, basîretleri körelmiş kimselerdi.

Süleyman Ateş

O'nu yalanladılar, biz de O'nunla berebar gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar kör bir kavim idiler.

Süleymaniye Vakfı

Fakat onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları da suda boğduk. Çünkü bir körler topluluğu olmuşlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onu yalancı yerine koydular. Biz de onu ve onunla birlikte olanları gemiyle kurtardık. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları da suda boğduk. Çünkü onlar körlük eden bir topluluktu.

Şaban Piriş

Fakat, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Onlar, kör bir toplumdu.

Tefhim-ul Kuran

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

Ümit Şimşek

Onlar Nuh'u yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık; âyetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Çünkü onlar, bir körler güruhu idi.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu yalanladılar. Bunun üzerine biz onu beraberindekileri gemi içinde kurtardık, ayetlerimizi yalanlayanları boğduk. Gözleri görmez bir topluluktu onlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər onu yalançı hesab etdilər. Biz onu və onunla birlikdə gəmidə olanları xilas etdik. Ayələrimizi yalan hesab edənləri isə suya qərq etdik. Doğrudan da, onlar kor adamlar idilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Buna görə onlar (Nuhu) yalançı hesab etdilər. Biz də onu və onunla birlikdə gəmidə olanları xilas etdik. Ayələrimizi təkzib edənləri isə (tufan vaxtı) qərq etdik (suda boğduq). Onlar, həqiqətən, kor bir camaat idilər.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sie bezichtigten ihn der Lüge. Wir aber retteten ihn und seine Gefährten in der Arche. Wir ließen die Ungläubigen, die Unsere Zeichen für Lügen hielten, ertrinken, denn sie waren absichtlich blind.

Almanca — M. A. Rassoul

Doch ziehen sie ihn der Lüge; dann erretteten Wir ihn und die, die mit ihm im Schiff waren, und ließen jene ertrinken, die Unsere Zeichen verwarfen. Sie waren wahrlich eine blinde Schar.

Almanca — Muhammad Zaidan

So haben sie ihn der Lüge bezichtigt, dann haben WIR ihn und diejenigen, die mit ihm waren, in der Arche gerettet, und haben diejenigen, die Unsere Ayat leugneten, ertrinken lassen. Sie waren ja verblendete Menschen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet they disbelieved him, refused to give him credence and thought he was conveying a false message In consequence, We rescued him together with those who willingly accepted his message. We put them on board ship -the Ark- and We drowned, in the flood, those who drowned themselves in sin and denied Our signs. Their minds' eyes were indeed blind.

Abdul Haleem

but they called him a liar. We saved him, and those who were with him, on the Ark and We drowned those who rejected Our revelations- they were wilfully blind.

Abdullah Yusuf Ali

But they rejected him, and We delivered him, and those with him, in the Ark: but We overwhelmed in the flood those who rejected Our signs. They were indeed a blind people!

Abul A'la Maududi

But they charged him with falsehood. Thereupon We delivered Noah and those who were with him in the Ark, and caused those who rejected Our signs as false to be drowned. Surely they were a blind folk.

Aisha Bewley

But they denied him so We rescued him and those with him in the Ark. And We drowned the people who denied Our Signs. They were a blind people.

Al-Hilali & Khan

But they belied him, so We saved him and those along with him in the ship, and We drowned those who belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.). They were indeed a blind people.

Ali Quli Qarai

But they denied him. So We delivered him and those who were with him in the ark, and We drowned those who denied Our signs. Indeed they were a blind lot.

Amatul Rahman Omar

But they (to whom he delivered His Messages) cried lies to him, so We rescued him and those with him in the Ark (from the deluge), and We drowned those who cried lies to Our Messages. They were certainly a (spiritually) blind people.

Arthur John Arberry

But they cried him lies; so We delivered him, and those with him, in the Ark, and We drowned those who cried lies to Our signs; assuredly they were a blind people.

Bijan Moeinian

Eventually I saved him (and those who chose to seek refuge in his arc) and drowned those who chose to ignore My Revelations; indeed the latter were literally blind.

E. Henry Palmer

But they called him a liar, and we rescued him and those who were with him in the ark; and we drowned those who said our signs were lies, verily, they were a blind people.

Edip-Layth

They denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We drowned those who denied Our signs; they were a blind people.

George Sale

And they accused him of imposture: But We delivered him and those who were with him in the ark, and We drowned those who charged our signs with falsehood; for they were a blind people.

Hamid S. Aziz

But they called him a liar, and We rescued him and those who were with him in the ark; and We drowned those who denied Our Signs. Verily, they were a blind people.

Mahmoud Ghali

So they cried him lies; then We delivered him, and the ones with him, in the ship (s), and We drowned (the ones) who cried lies to Our signs; surely they were a wilfully blind people.

Marmaduke Pickthall

But they denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We drowned those who denied Our tokens. Lo! they were blind folk.

Mohamed Ahmed - Samira

But they called him a liar, and We saved him and those with him in the Ark, and drowned the others who rejected Our signs, for they were a people purblind.

Muhammad Asad

And yet they gave him the lie! And so We saved him and those who stood by him, in the ark, the while We caused those who had given the lie to Our messages to drown: verily, they were blind folk!

Mustafa Khattab

But they rejected him, so We saved him and those with him in the Ark, and drowned those who rejected Our signs. They were certainly a blind people.

Progressive Muslims

They denied him, so We saved him and those with him in the Ship, and We drowned those who denied Our revelations; they were a blind people.

Sahih International

But they denied him, so We saved him and those who were with him in the ship. And We drowned those who denied Our signs. Indeed, they were a blind people.

Sam Gerrans

Then they denied him; so We delivered him and those with him in the ship, and drowned those who denied Our proofs; they were a blind people.

Shabbir Ahmed

But they denied him. So, We saved him and those with him in the ship, and drowned those who denied Our Revelations. Indeed they were folk blind in arrogance. (A great flood was about to come and Noah was informed. He and his followers built an Ark. They were with him in belief and in the ship, so were they saved).

Syed Vickar Ahamed

But they rejected him (Nuh) and We delivered him, and those with him, in the Ark: But We overcame (and drowned) in the Flood those (of his people) who rejected Our Signs (verses). They were truly a blind people!

Taqi Usmani

Then, they accused him of falsehood; so We saved him, and those with him in the Ark, and drowned those who rejected Our signs. Certainly, they were a blind people.

The Monotheist Group

They denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We drowned those who denied Our revelations; they were a blind people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils le traitèrent de menteur. Or, Nous le sauvâmes, lui et ceux qui étaient avec lui dans lʹarche, et noyâmes ceux qui traitaient de mensonges Nos miracles. Cʹétaient des gens aveugles, vraiment.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca wan bi Nûh bawerî neanî, êdî me ew û yên ku di keştiyê de digel wî bûn xelas kirin û yên ku bawerî bi ayetên me neanîn, me ew binav kirin! Bêguman ew qewmekî dilkor bûn (rastî nedidîtin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij betichtten hem van leugens. Toen redden Wij hem en hen die met hem waren in het schip en lieten Wij hen die Onze tekenen loochenden verdrinken; zij waren een blind volk.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij beschuldigden hem van bedrog; doch wij redden hem en die met hem in de ark waren, en wij verdronken hen, die onze teekens van valschheid beschuldigden; want zij waren blind.

Hollandaca — Siregar

Toen loochenden zij hem (Nôeh), waarna Wij hem redden en degenen met hem in het schip. En Wij verdronken hen die Onze Tekenen loochenden. Voorwaar, zij waren een blind volk.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [большая часть его народа] отвергли его [Нуха] (не поверив, что он послан Аллахом), и спасли Мы его [Нуха] и тех, кто был с ним [верующих], в ковчеге и потопили тех, которые отвергли Наши (ясные) знамения [неверующих]. Поистине, они были людьми слепыми (к Истине)!

Rusça — Osmanov

Однако они сочли его лжецом, а Мы спасли его и тех, кто был с ним в ковчеге, и потопили тех, кто опровергал Наши знамения. Воистину, они были слепцами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de kallade honom lögnare. Och Vi räddade honom och dem som var med honom i arken, men lät dem som påstod att Våra budskap var lögn dränkas (av floden). De var blinda för (sanningen)!