Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌ فَاِذَا جَاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

ve li kulli ummetin ecelun fe iƶā cā'e eceluhum lā yeste'ḣirūne sāǎten ve lā yesteḳdimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلِكُلِّve li kulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlive her
2اُمَّةٍummetinا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]ümmetin
3اَجَلٌecelunا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesibir süresi vardır
4فَاِذَاfe iƶāne zaman ki
5جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
6اَجَلُهُمْeceluhumا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesisüreleri
7لَا
8يَسْتَأْخِرُونَyeste'ḣirūneا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımgeri kalmazlar
9سَاعَةًsāǎtenس و عKötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmakbir an
10وَلَاve lāve ne de
11يَسْتَقْدِمُونَyesteḳdimūneق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.öne geçemezler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Her ümmetin başına gelecek musîbete bir zaman takdîr edilmiştir. Mukadder olan o zaman gelip çattı mı o musîbeti ne bir an geriye atabilirler, ne bir an ileriye alabilirler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Her ümmetin başına gelecek musîbete bir zaman takdîr edilmiştir. Mukadder olan o zaman gelip çattı mı o musîbeti ne bir an geriye atabilirler, ne bir an ileriye alabilirler.

Adem Uğur

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.

Ahmed Hulusi

Her topluluğun takdir edilmiş bir ömrü vardır. . . Onların ömrünün sonu geldiğinde, ne bir an ertelenebilir, ne de öne alabilirler.

Ahmet Tekin

Her millet, (toplum, devlet, medeniyet) için bir vade belirlenmiştir. Vadeleri dolduğu zaman, ne erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

Ahmet Varol

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde ne bir saat geriye bırakabilirler ve ne de öne alabilirler.

Ali Bulaç

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)

Ali Fikri Yavuz

Her ümmet için takdir edilen bir zaman (ecel) var. Müddetleri gelince bir an geri kalamazlar ve öne de geçmezler.

Ali Rıza Safa

Her toplum için bir süre belirlenmiştir. Sonunda süreleri dolduğunda, ne bir saat ertelenirler ne de öne alınırlar.

Bayraktar Bayraklı

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince, ne bir an geri kalırlar ne de bir an öne gelebilirler.

Bekir Sadak

Her ummet icin belirli bir sure vardir; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de one gecebilirler.

Celal Yıldırım

Her ümmetin (her milletin) son bulması için belirlenmiş bir vakti vardır, o gelince ne bir an geri kalırlar, ne de ileri geçerler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.

Diyanet İşleri

Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

Diyanet İşleri (eski)

Her ümmet için belirli bir süre vardır; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de öne geçebilirler.

Diyanet Vakfi

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Her ümmetin bir eceli vardır. O ecel geldiğinde, ne bir ân erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Her milletin bir sonu vardır ve o son gelince bir an geri de kalmazlar öne de geçemezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her ümmet için bir müddet mukadder, müddetleri gelince bir lahza geri de kalmazlar, öne de geçemezler

Erhan Aktaş

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman ne bir saat ertelenir ne de bir saat öne alınır.

Fizilal-il Kuran

Her toplumun belirlenmiş bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde onu ne bir an erteleyebilirler ve ne de bir an öne alabilirler.

Gültekin Onan

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler [tam zamanında çökerler].

Hamdi Döndüren

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.

Hasan Basri Çantay

Her ümmetin (mukadder) bir eceli vardır. Binaen'aleyh o müddetleri gelince bir saat ne geri bırakabilirler, ne öne alabilirler.

Hasib Asutay

Her ümmet için bir ecel (10) vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de ileri gidebilirler. (10. Her ümmet her millet ve her devletin Allah tarafından belirlenmiş bir ömrü vardır. O vakit geldiğinde ne bir saat ileri ne de bir saat geri alınabilir. Milletler ve devletler, fertler gibidir, kurulur, gelişir, duraklar, geriler, nihâyet yıkılır ve yok olurlar. Bunların uzun veya kısa ömürlü oluşu, toplumun maddi ve manevi yapısının sağlamlığına bağlıdır.)

Hayrat Neşriyat

Ve her ümmetin (büyük-küçük her topluluğun) bir eceli vardır. Artık ecelleri geldiği zaman, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler!

İbni Kesir

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince; ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gidebilirler.

Mehmet Okuyan

Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat (bir an) geri kalır ne de öne gelebilirler.

Muhammed Esed

Ve her toplum için bir vade belirlenmiştir: Öyle ki, vadeleri dolduğunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler.

Mustafa İslamoğlu

Her toplumun bir vadesi vardır: Vadeleri dolduğu vakit, onu bir an ne erteleyebilirler ve ne öne alabilirler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Her ümmet için bir ecel vardır. Artık onların ecelleri geldiği zaman ne bir saat geri bırakabilirler, ve ne de öne alabilirler.

Ömer Öngüt

Her ümmetin belirli bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne öne geçebilirler.

Suat Yıldırım

Her ümmet için belirlenmiş bir müddet vardır. Vâdeleri gelince ne bir an geri bırakabilir, ne de bir an öne alabilirler.

Süleyman Ateş

Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler, (tam vaktinde batıp giderler).

Süleymaniye Vakfı

Her toplumun bir eceli vardır. Ecelleri gelince bir an bile erteleyemezler. Onu, öne de alamazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Her toplumun (ümmet) bir eceli vardır. Ecelleri gelince onu ne erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden onun öne alınmasını sağlayabilirler.

Şaban Piriş

Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir ne de öne alınabilir.

Tefhim-ul Kuran

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler) .

Ümit Şimşek

Her milletin bir eceli vardır. Vadeleri eriştiğinde onu ne bir an erteleyebilir, ne de öne alabilirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Hər ümmətin bir əcəli vardır. Onların əcəli gəldiyi zaman bircə saat belə nə yubanar, nə də qabağa keçə bilərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Hər bir ümmətin (əzəldən müəyyən edilmiş) əcəl vaxtı (ölüm, tənəzzül və ya əzaba düçar olma çağı) vardır. Onların əcəli gəlib çatdıqda bircə saat belə (ondan) nə geri qalar, nə də irəli keçə bilərlər!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Jedes Volk hat eine vorbestimmte Frist. Wenn sie abgelaufen ist, kann niemand sie weder hinausschieben noch vorverlegen, so wenig es auch sein mag.

Almanca — Der Edle Quran

Jede Gemeinschaft hat eine (festgesetzte) Frist. Und wenn nun ihre Frist kommt, können sie (sie) weder um eine Stunde hinausschieben noch sie vorverlegen.

Almanca — M. A. Rassoul

Jedem Volk ist eine Frist gesetzt; und wenn ihre Zeit gekommen ist, dann können sie (sie) auch nicht um eine Stunde hinausschieben, noch können sie (sie) vorverlegen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Jede Umma unterliegt einer festgelegten Frist. Und wenn ihre Frist sich dem Ende nähert, können sie (diese) weder um eine Stunde hinauszögern noch vorverlegen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And to every people, all and each, We have ordained a definite point of time, and when their time is fulfilled never shall they be able to delay it or anticipate for one hour or infinitely less

Abdul Haleem

There is a time set for every people: they cannot hasten it, nor, when it comes, will they be able to delay it for a single moment.

Abdullah Yusuf Ali

To every people is a term appointed: when their term is reached, not an hour can they cause delay, nor (an hour) can they advance (it in anticipation).

Abul A'la Maududi

For every community there is an appointed term; and when its term arrives, they cannot tarry behind a moment, nor can they get ahead.

Aisha Bewley

Children of Adam! if Messengers come to you from among yourselves, recounting My Signs to you, those who have taqwa and put things right, will feel no fear and will know no sorrow.

Al-Hilali & Khan

And every nation has its appointed term; when their term comes, neither can they delay it nor can they advance it an hour (or a moment).

Ali Quli Qarai

There is a [preordained] time for every nation: when their time comes, they shall not defer it by a single hour nor shall they advance it.

Amatul Rahman Omar

For (the end of) every nation there is a term fixed, so that when their term comes, they cannot delay a single moment (to avoid it) nor can they get ahead (of it to escape from it).

Arthur John Arberry

To every nation a term; when their term comes they shall not put it back by a single hour nor put it forward.

Bijan Moeinian

Know that each nation [like every individual] has a destiny and none can accelerate or postpone its death.

E. Henry Palmer

Every nation has its appointed time, and when their appointed time comes they cannot keep it back an hour, nor can they bring it on.

Edip-Layth

For every nation will be an allotted time; when their time is reached, they will not delay by one moment nor advance it.

George Sale

Unto every nation there is a predixed term; therefore when their term is expired, they shall not have respite for an hour, neither shall they be anticipated.

Hamid S. Aziz

Every nation (or community) has its appointed term, and when their appointed term is completed they cannot delay it an hour, nor can they advance it.

Mahmoud Ghali

And to every nation (there is) a term; so when their term comes, they will not (be able to) postpone (it) by a (single) hour, nor will they put (it) forward.

Marmaduke Pickthall

And every nation hath its term, and when its term cometh, they cannot put it off an hour nor yet advance (it).

Mohamed Ahmed - Samira

A term is fixed for every people; and when their appointed time is come there will neither be a moment's delay nor haste.

Muhammad Asad

And for all people a term has been set: and when [the end of] their term approaches, they can neither delay it by a single moment, nor can they hasten it.

Mustafa Khattab

For each community there is an appointed term. When their time arrives, they can neither delay it for a moment, nor could they advance it.

Progressive Muslims

And for every nation will be an allotted time; when their time is reached, they will not delay by one hour nor advance.

Sahih International

And for every nation is a [specified] term. So when their time has come, they will not remain behind an hour, nor will they precede [it].

Sam Gerrans

And for every community is a term; then when their term comes, they will not defer an hour, nor will they advance.

Shabbir Ahmed

All nations and communities determine the terms of their Rise and Fall in accordance with these Divine Laws. And these Laws work with meticulous timing, without delay and without hastening.

Syed Vickar Ahamed

To every People is a time period fixed: When their time ends, they cannot delay an hour, and not (an hour) can they advance (the end).

Taqi Usmani

For every people there is an appointed time. So, when their appointed time will come, they cannot be late for a moment, nor will they get ahead.

The Monotheist Group

And for every nation will be an appointed time; when their time is reached, they will not delay by one hour nor advance.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Pour chaque communauté il y a un terme. Quand leur terme vient, ils ne peuvent le retarder dʹune heure et ils ne peuvent le hâter non plus.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji her umetekî re civanekî wê heye. Êdî dema civanê wan bê, ew nikarin wê saetekê bidin paş û beriya civanê wan bê jî ew nikarin bidin pêş.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Voor iedere gemeenschap is er een termijn; wanneer hun termijn dan komt zullen zij geen uur te laat ontboden worden, noch te vroeg.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Voor ieder volk is vooraf een eindpaal vastgesteld; indien dus de voor hen bepaalde tijd is bereikt, zullen zij zelfs geen uur uitstel verkrijgen, en nimmer zal die korter gesteld worden.

Hollandaca — Siregar

Voor iedere gemeenschap is er een vastgesteld tijdstip on wanneer haar tijdstip is gekomen, dan kunnen zij het geen moment uitstellen noch vervroegen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И у каждой общины есть свой срок [предел, когда они умрут или падет на них наказание Аллаха]. И когда же придет их срок (который установил Аллах), (то) они не задержатся (от срока) ни на час [им не будет дана отсрочка] и не приблизятся (к сроку ни на час) [он не наступит раньше того момента, который установил Аллах]».

Rusça — Osmanov

И для каждой религиозной общины - свой срок. Когда наступает их срок, они не могут ни промедлить [хотя бы] час, ни опередить [его].