A'raf Suresi 115. Ayet — Elfaz
(Sihirbazlar), "Ey Musa! Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım" dediler.
1قَالُواḳālūdediler kiMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2يَامُوسَىٰyā mūsāEY/HEY/AH MusaNida Edatı+Özel İsim
3اِمَّٓاimmāönce mi?Tafsîl Edatı
4اَنْenMasdar Harfi
5تُلْقِيَtulḳiyesen atacaksınMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.
6وَاِمَّٓاve immāyoksaBağlaç+Tafsîl Edatı
7اَنْenMasdar Harfi
8نَكُونَnekūneolalımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9نَحْنُneHnubiz (mi)Zamir
10الْمُلْقِينَl-mulḳīne(önce) atanlarMarife (Belirlilik Takısı)+İsimل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.