Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde, sakın cahillerden olma.

وَاِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ اِعْرَاضُهُمْ فَاِنِ اسْتَطَعْتَ اَنْ تَبْتَغِيَ نَفَقًا فِي الْاَرْضِ اَوْ سُلَّمًا فِي السَّمَاءِ فَتَأْتِيَهُمْ بِاٰيَةٍ وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدٰى فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ

ve in kāne kebura ǎleyke iǎ'rāDuhum fe ini steTaǎ'te en tebteğiye nefeḳan fī l-erDi ev sullemen fī s-semāi fe te'tiyehum bi āyetin ve lev şā'e (a)llahu le cemeǎhum ǎlā l-hudā fe lā tekūnenne mine l-cāhilīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِنْve inve eğer
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3كَبُرَkeburaك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.ağır geldiyse
4عَلَيْكَǎleykesana
5اِعْرَاضُهُمْiǎ'rāDuhumع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.onların yüz çevirmesi
6فَاِنِfe inihaydi
7اسْتَطَعْتَsteTaǎ'teط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.yapabilirsen
8اَنْen
9تَبْتَغِيَtebteğiyeب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakara ki
10نَفَقًاnefeḳanن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.bir delik
11فِيiçine
12الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyerin
13اَوْevya da
14سُلَّمًاsullemenس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakbir merdiven
15فِي
16السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)göğe
17فَتَأْتِيَهُمْfe te'tiyehumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara getiresin
18بِاٰيَةٍbi āyetinا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir mu'cize
19وَلَوْve levşayet
20شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdileseydi
21اللّٰهُ(a)llahuAllah
22لَجَمَعَهُمْle cemeǎhumج م عToplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi], düzenlemek/tertip etmek/çözümlemek, cemaatle namaz kılmak, bir şeye karar vermek/karara bağlamak, görüş birliğine varmak veya birleşmek, bir şeyi hazırlamak veya hazır hale getirmek, bir şeyi kurutmak, başkasıyla gizli anlaşma yapmak veya birlik olmak, biriyle bir arada var olmak, sıkı/sıkıştırılmış/daraltılmış olmak, enerji harcamak, uzlaşmak veya kapsamak veya içermek, girmek veya içeri gitmek, başkasıyla buluşmak veya birlikte olmak.elbette onları toplardı
23عَلَىǎlāüzerinde
24الْهُدٰىl-hudāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.hidayet
25فَلَاfe lā
26تَكُونَنَّtekūnenneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvino halde olma
27مِنَmine-den
28الْجَاهِلِينَl-cāhilīneج ه لCahil olmak, bir şeyden haberdar olmamak, aptal veya akılsız olmak, şiddetle kaynamak, cahillik taklidi yapmak, bilmezlikten gelmek, birini hesaba katmak veya değer vermek, kargaşa veya istikrarsızlık yaratmak, yanlış davranış sergilemek, bilgiden yoksun olmak, bir şeyi gerçekte olduğundan farklı zannetmek, bir şeyi yapılması gerektiği şekilden farklı yapmak, bilgi olmadan ilerlemek, bir şeyi görmezden gelmek, pagan olmak.cahiller-

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların yüz çevirmeleri sana pek ağır geliyorsa gücün yeterse yeraltında bir yurt kurmaya, yahut gökyüzüne bir merdiven dayamaya bak da onlara bir delil getir. Fakat Allah dileseydi onların hepsine de doğru yolu gösterirdi. Artık sakın bilgisizlerden olma.

Adem Uğur

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!

Ahmed Hulusi

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse; haydi kudretin varsa, arza bir delik yahut semaya bir merdiven ara ki onlara oradan bir mucize getir (de iman etsinler)! Eğer Allah dileseydi elbette onları hakikat üzere toplardı. . . Öyle ise sakın cahillerden olma!

Ahmet Tekin

Eğer onların, tebliğine ilgisizliği, yüz çevirmeleri, engelleme tedbirleri almaları sana ağır geliyorsa, haydi yer kürenin içine inebileceğin bir delik, veya göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki, onları iman etmeye zorlayacak bir âyet, bir mûcize getiresin. Allah’ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, elbette onları hak yolda, Allah’ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolda bir araya getirirdi. Sakın, bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız davranan, ilâhî hikmeti anlamayanlardan olma.

Ahmet Varol

Onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, haydi yapabilirsen yerin içinde bir tünel açıp veya göğe bir merdiven dayayıp onlara bir mucize getirmeye çalış! Allah dileseydi onların hepsini hidayet üzere toplardı. Sakın bilgisizlerden olma!

Ali Bulaç

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma.

Ali Fikri Yavuz

Eğer onların hak dinden yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, haydi kendi başına yerin dibine inecek bir kanal veya göğe çıkacak bir merdiven arayıp da onlara başka bir mûcize getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma. (Yani, buna gücün yetmez. O halde sabret ve Allah’ın hükmünü bekle). Allah dilemiş olsaydı, muhakkak onları hidayet üzerinde toplardı. O halde, sakın bunu bilmiyenlerden olma...

Ali Rıza Safa

Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, gücün yetiyorsa, yeryüzünün dibinde bir delik veya gökte bir merdiven arayarak, onlara bir mucize getir. Oysa Allah dileseydi, onların tümünü, doğru yola eriştirirdi. Artık, sakın bilisizler arasında olma.

Bayraktar Bayraklı

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!

Bekir Sadak

Onlarin yuz cevirmesi sana agir gelince, eger gucun yeri delmeye veya goge merdiven dayamaga yetmis olsaydi, onlara bir mucize gostermek isterdin. Allah dileseydi onlari dogru yolda toplardi. Sakin bilmeyenlerden olma.

Celal Yıldırım

Ama eğer onların yüzçevirmeleri sana ağır geliyorsa, hemen onlara daha başka bir âyet (benzeri olmayan bir mu'cize) getirmen için yerin derinliklerine bir tünel veya göğe (yükselmeğe) bir merdiven aramaya koyul, güç getirebilirsen (durma gerçekleştir). Eğer Allah dileseydi onları doğru yol üzerinde toplayıp biraraya getirirdi. Sakın sen bilgisizlerden olma!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların yüz çevirmeleri sana ağır geldi ise, yapabilirsen, yeri yarıp inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki, onlara bir mûcize getiresin! Allah dileseydi elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi. O halde sakın cahillerden olma!

Diyanet İşleri

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde, sakın cahillerden olma.

Diyanet İşleri (eski)

Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.

Diyanet Vakfi

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi, o halde sakın cahillerden olma!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer onların omuz dönmeleri sana ağır geliyorsa, haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıp da onlara bambaşka bir mucize getirmeye gücün yettiği takdirde hiç durma, bunu yap! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer onların omuz dönmeleri, sana pek ağır geliyorsa haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıb da onlara bam başka bir ayet getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma, Allah dilemiş olsa idi elbette onları hidayet üzre toplardı o halde sakın cahillerden olma

Erhan Aktaş

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Fizilal-il Kuran

Eğer onların sırt çevirmeleri ağırına gitti ise elinden geliyorsa yerkürenin derinliklerine inen bir yarık ya da göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara bir delil getir. Eğer Allah dileseydi, onları doğru yolda biraraya getirirdi. O halde sakın cahillerden olma.

Gültekin Onan

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Tanrı dileseydi, onların tümünü hidayet üzerine toplardı.

Hamdi Döndüren

Onların senden yüz çevirmeleri, sana ağır gelir. Yerde bir tünel, gökte bir merdiven yapıp onlara bir mucize getirmeğe gücün yeterse, (durma mucize getir). Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplayıp birleştirirdi. Sakın (bu gerçeği) bilmeyenlerden olma!

Hasan Basri Çantay

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelmiş olub da kendilerine bir ayet (bir mu'cize) getirmen için yerde bir baca veya gökde bir merdiven araman (gibi ham ve icabsız tekliflere) uymak istersen (şunu bil ki) eğer Allah dileseydi onların hepsini muhakkak hidayet üzerinde toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir tünel ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! (10) Eğer Allah dileseydi, onları hidâyet üzerine toplardı. O halde (sakın) cahillerden olma! (10. Bu âyetten anlaşılacağı üzere mucize göstermek peygamberin elinde değildir. Peygamber mucize ister, Allah dilerse onu verir, dilerse vermez. Ancak Allah, mucize göstermekle yola gelecek insanlar bulunduğu zaman ilâhi hikmet uyarınca, peygamberlerin elinde mucize meydana getirir.)

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen eğer onların (İslâm’dan) yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, o hâlde yerde bir tünel veya gökte bir merdiven arayıp da onlara bir mu'cize getirmeye güç yetirebilirsen (haydi getir)! (Onların îmân etmeleri sana âid değildir.) Hâlbuki Allah dileseydi, elbette onları hidâyet üzere bir araya getirirdi; öyle ise sakın câhillerden olma!

İbni Kesir

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa; yeri delmeğe ve göğe merdiven dayamaya gücün yetmiş olsaydı; onlara bir ayet gösterirdin. Şayet Allah dileseydi; onları hidayet üzerinde birleştirirdi. Sakın bilgisizlerden olma.

Mehmet Okuyan

Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı). Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; sakın cahillerden olma!

Muhammed Esed

Eğer hakikati inkar edenlerin sana sırtlarını dönmeleri seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara (daha ikna edici) bir mesaj getirmek için yerin dibine inebilecek yahut merdivenle göğe yükselebilecek durumda isen, (durma yap;) ama (unutma ki) eğer Allah dileseydi onların tümünü (Kendi) rehberliği altında toplardı. O halde, sakın (Allahın yollarını) görmezden gelmeye çalışma.

Mustafa İslamoğlu

Eğer onların yüz çevirmeleri ağırına gidiyorsa ve senin de yeri oymaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün varsa, haydi bunu yap da bir mucize getir bakalım! Oysa ki eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzre buluştururdu, (ama dilemedi). Öyleyse, sakın (Allah'ın yasasını) bilmezden gelme!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve eğer senin üzerine, onların kaçınmaları ağır gelmiş ise artık muktedir isen yerde bir menfez, veya gökte bir merdiven araştırıp da onlara bir âyet getirecek isen (haydi getir) ve eğer Allah Teâlâ dilese idi onları hidâyet üzerine toplardı. Sakın cahillerden olma.

Ömer Öngüt

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa, o zaman gücün yetiyorsa yerde bir delik aç veya göğe merdiven kur da, onlara bir âyet getir. Allah dilemiş olsaydı elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde sakın câhillerden olma!

Suat Yıldırım

Eğer onların hakka sırt çevirmeleri sana pek ağır gelip de kendilerine bambaşka bir mûcize getirmen için yer altında bir geçit veya göğe çıkacak bir merdiven arama peşinde olursan, şunu bil ki: şayet Allah dileseydi onların hepsini elbette doğru yol üzerinde toplardı. O halde sen sakın bunu bilmeyenlerden, fevrî davrananlardan olma.

Süleyman Ateş

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allah, dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı, o halde cahillerden olma!

Süleymaniye Vakfı

Onların yüz çevirmeleri sana ağır mı geliyor! Öyleyse hadi bakalım, gücün yetiyorsa yer altına inen bir delik veya göğe doğru bir merdiven bul da onlara bir mucize getir. Tercihi (insanlara bırakmayıp) Allah yapsaydı elbette onları doğru yolda toplardı. O halde sakın cahillik edenlerden olma!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir kanal veya gökte bir merdiven bulup gücün de yetiyorsa gider bir mucize getirirsin. Allah, zorlayıcı düzen koysaydı elbette bunların hepsini doğru yolda toplardı. Sakın kendini bilmezlerden (cahillerden) olma.

Şaban Piriş

Eğer, onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir delik veya gökte bir merdiven bulmaya gücün yeterse onlara bir mucize gösterirsin. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. Öyleyse, cahillerden olma!

Tefhim-ul Kuran

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (öyle yap!). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma.

Ümit Şimşek

Onların yüz çevirmesi sana ağır geliyorsa, onlara bir mucize getirmek için yapabiliyorsan yerin dibine bir tünel aç veya göğe bir merdiven kur! Eğer Allah dileseydi, onların hepsini doğru yolda birleştirirdi. Onun için sakın cahillerden olma.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər onların haqdan üz döndərməsi sənə ağır gəlirsə, onda bacarırsansa yerin içinə enə biləcəyin bir lağım və göyə çıxa biləcəyin bir nərdivan tap ki, onlara bir möcüzə gətirəsən. Əgər Allah istəsəydi onları toplayıb doğru yola yönəldərdi. Elə isə cahillərdən olma!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların (haqq dindən) üz döndərməsi sənə ağır gəlirsə, yerdə (yerin dibinə gedən) bir lağım və ya göyə çıxacaq bir nərdivan tapıb onlara (Bizim sənə verdiyimizdən daha yaxşı) bir möʼcüzə gətirə bilərsənsə, durma gətir! (Allah sənə bu qüdrəti verməmişdir, hətta gətirsən belə, yenə onu sehr hesab edəcəklər). Allah istəsəydi, onları yığıb doğru yola salardı. Elə isə (Allahın insanların zorla deyil, könüllü surətdə iman gətirmək istədiyini) bilməyənlərdən olma!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn es dir schwerfällt, die Abkehr der Ungläubigen zu ertragen, bohre dir einen Tunnel durch die Erde, wenn du könntest, oder stelle dir eine Leiter zum Himmel auf, um ihnen einen einleuchtenden Beweis zu bringen! Wenn Gott wollte, hätte Er sie alle zum Glauben gezwungen (aber jeder soll sich freien Willens für den Glauben entscheiden). Stelle dich nicht in die Reihe der Unwissenden, die Gottes Weisheit nicht erkennen!

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn dir ihre Ablehnung schwer zusetzt, dann, (selbst) wenn du einen Gang in die Erde oder eine Leiter in den Himmel ausfindig machen kannst, und ihnen dann ein Zeichen bringen kannst, ... Und wenn Allah gewollt hätte, hätte Er sie wahrlich unter der Rechtleitung zusammengeführt. Gehöre also ja nicht zu den Toren!

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn dir ihr Widerwille schmerzlich ist, nun wohl, falls du imstande bist, einen Schacht in die Erde oder eine Leiter in den Himmel zu finden, um ihnen ein Zeichen zu bringen (dann magst du es tun) Wäre es Allahs Wille, Er hätte sie gewiß auf dem rechten Weg zusammengeführt. So sei nicht einer der Unwissenden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sollte ihr Abwenden (vom Islam) dir unerträglich werden, dann (versuche), wenn es dir gelingt, einen Tunnel in die Erde oder eine Treppe in den Himmel zu finden, damit du ihnen eine Aya bringst. Und hätte ALLAH es gewollt, hätte ER sie doch alle in der Rechtleitung vereint, so gehöre nicht zu den Unwissenden!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If their natural aversions and antipathies perturb you, and you are able to excavate a roadway underground or set up a ladder to ascend heavenward to bring about a sign to convince them of the truth of your mission, then by all means do it. Had Allah willed He would have united their thoughts and feelings to meditate reverence and obedience to Him and seek His guidance and spiritual union. Therefore, do not be one of those destitute of Allah's knowledge.

Abdul Haleem

If you find rejection by the disbelievers so hard to bear, then seek a tunnel into the ground or a ladder into the sky, if you can, and bring them a sign: God could bring them all to guidance if it were His will, so do not join the ignorant.

Abdullah Yusuf Ali

If their spurning is hard on thy mind, yet if thou wert able to seek a tunnel in the ground or a ladder to the skies and bring them a sign,- (what good?). If it were Allah's will, He could gather them together unto true guidance: so be not thou amongst those who are swayed by ignorance (and impatience)!

Abul A'la Maududi

Nevertheless, if their turning away grieves you, then seek - if you can - either a way down into the earth or a ladder to the heavens, and try to bring to them some sign. Had Allah so willed, He would have gathered them all to the true guidance. Do not, then, be among the ignorant.

Aisha Bewley

If their turning away is hard on you, then go down a tunnel deep into the earth, if you can, or climb up a ladder into heaven, and bring them a Sign. If Allah had wanted to He would have gathered them all to guidance. So do not be among the ignorant.

Al-Hilali & Khan

If their aversion (from you, O Muhammad صلى الله عليه وسلم and from that with which you have been sent) is hard on you, (and you cannot be patient of their harm to you), then if you were able to seek a tunnel in the earth or a ladder to the sky, so that you may bring them a sign (and you cannot do it, so be patient). And had Allâh willed, He could have gathered them together (all) on true guidance, so be not you one of those who are Al-Jâhilûn (the ignorant).

Ali Quli Qarai

And should their aversion be hard on you, find, if you can, a tunnel into the ground, or a ladder into sky, that you may bring them a sign. Had Allah wished, He would have brought them together on guidance. So do not be one of the ignorant.

Amatul Rahman Omar

If their (-of the disbelievers) turning away in aversion is hard on you (to bear) then you may, if you can, seek a tunnel into the earth or a ladder into the heaven and then bring them some sign (to bring all to guidance); but if Allâh had willed, He could surely have brought them all together (by force) to the guidance, so do not be of those who lack knowledge.

Arthur John Arberry

And if their turning away is distressful for thee, why, if thou canst seek out a hole in the earth, or a ladder in heaven, to bring them some sign but had God willed, He would have gathered them to the guidance; so be not thou one of the ignorant.

Bijan Moeinian

If their denial of the truth bothers you too much, rest assured that you can do nothing about changing their mind. Even if you could dig a deep tunnel in the earth or take a tall ladder to the heavens in order to bring an undeniable miracle, they would not believe in. If God wanted, He could have easily guided them all [but He does not want to deprive the man of his freedom of choice.] Therefore, do not join the ignorant people [by asking God to reconsider His global plan and questioning His Wisdom.]

E. Henry Palmer

And if their turning from thee be hard for thee, and if thou canst seek for a shaft down into the earth, or a ladder up into the sky, to bring them a sign - but if God pleased He would bring them all to guidance, be thou not then of the ignorant.

Edip-Layth

If their aversion has become too much for you, then perhaps you could make a tunnel in the earth, or a ladder to the heavens, and bring them a sign. Had God willed, He would have summoned them to the guidance; so do not be of the ignorant ones.

George Sale

And if their turning away is hard on thee, then, if thou art able to seek a passage into the earth or a ladder unto heaven and bring them a Sign, thou canst do so. And had Allah enforced His will, He could surely have brought them all together to the guidance. So be thou not of those who lack knowledge.

Hamid S. Aziz

And if their aversion be hard for you, and if you can, seek for a shaft down into the earth, or a ladder up into the sky, to bring them a sign - if Allah pleased He could have brought them all to guidance - be you not then of the ignorant.

Mahmoud Ghali

And in case their veering away from you is greatly (annoying) to you, so in case you are able to seek out a tunnel in the earth, or a ladder in the heaven, then you would come up to them with a sign. And if Allah had so decided, He would indeed have gathered them to the guidance. So definitely do not be one of the ignorant.

Marmaduke Pickthall

And if their aversion is grievous unto thee, then, if thou canst, seek a way down into the earth or a ladder unto the sky that thou mayst bring unto them a portent (to convince them all)! - If Allah willed, He could have brought them all together to the guidance - So be not thou among the foolish ones.

Mohamed Ahmed - Samira

If their aversion still weighs upon you, seek out a tunnel (going deep) into the earth, or a ladder reaching out to the skies, and bring them a sign: (Even then they will not believe). If God had willed He would have brought them all to the right path. So be not like the pagans.

Muhammad Asad

And if it distress thee that those who deny the truth turn their backs on thee - why, then, if thou art able to go down deep into the earth or to ascend a ladder unto heaven in order to bring them a [yet more convincing] message, [do so;] but [remember that] had God so willed, He would indeed have gathered them all unto [His] guidance. Do not, therefore, allow thyself to ignore [God's ways].

Mustafa Khattab

If you find their denial unbearable, then build—if you can—a tunnel through the earth or stairs to the sky to bring them a ˹more compelling˺ sign. Had Allah so willed, He could have guided them all. So do not be one of those ignorant ˹of this fact˺.

Progressive Muslims

And if their aversion has become too much for you, then perhaps you could make a tunnel in the Earth, or a ladder to the heavens, and bring them a sign. Had God willed, He would have gathered them to the guidance; so do not be of the ignorant ones.

Sahih International

And if their evasion is difficult for you, then if you are able to seek a tunnel into the earth or a stairway into the sky to bring them a sign, [then do so]. But if Allah had willed, He would have united them upon guidance. So never be of the ignorant.

Sam Gerrans

And if their evasion be hard for thee: if thou art able to seek a tunnel in the earth or a stairway in the sky to bring to them a proof[...]. And had God willed, He would have gathered them together to the guidance; so be thou not of the ignorant.

Shabbir Ahmed

If their rejection is hard on you, know that even if you dug a tunnel in the ground, or climbed a ladder into the sky and brought a miracle for them, they still will not believe. If it were Allah's Will, He could assemble them to Guidance. But, He wants them to make free decisions (10:98-99). Be not among those who are carried away to ignore the Law.

Syed Vickar Ahamed

If their (the disbeliever’s) rejection (of the Message) is hard on your mind, and even if you were able to find a tunnel in the ground or a ladder to the sky and bring them a Sign— (What will be the good?). If it was Allah’s Will, He could gather them together to (His) true guidance: So you (O Prophet,) do not be among the ignorant!

Taqi Usmani

If their aversion is too hard on you, then seek, if you can, a tunnel into the earth or a ladder unto the sky in order to bring them a sign. Had Allah so willed, He would have brought all of them to the right path. So, never be one of the ignorant.

The Monotheist Group

And if their aversion has become too much for you, then perhaps you could make a tunnel in the earth, or a ladder to the heavens, and bring them a sign. Had God willed, He would have gathered them to the guidance; so do not be of the ignorant ones.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et si leur indifférence tʹafflige énormément, et quʹil est dans ton pouvoir de chercher un tunnel à travers la terre, ou une échelle pour aller au ciel pour leur apporter un miracle, (fais-le donc). Et si Allah voulait, Il pourrait les mettre tous sur le chemin droit. Ne sois pas du nombre des ignorants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger danapaşa wan (ji vî dînî û neguhdariya wan li te) li ser te giran tê, vêca eger tu dikarî di têbihurekê (nefeqekê) de xwe berdî erdê yan jî bi sêlmekê ber bi asîmanan ve hilkişî, vêca tu ji wan re jî nîşanan (ji erd û esmanan) bînî (da ku bi te bawerî bînin, de bike! Belê tu nikarî bikî, nexwe heta ku fermana Xwedê bê, sebir bike). Eger Xwedê bivaya dê ew li ser hîdayetê bicivandina, vêca tu nebe ji nezanan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En als hun afkerigheid voor jou te erg is en als jij dan in staat bent om een hol in de aarde of een ladder in de hemel te zoeken en hun dan een teken te brengen? Als God het had gewild, had Hij hen op het goede pad bijeengebracht. Wees dus niet een van de dwazen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien hun afkeer u grieft, indien gij een holte kondet opzoeken, waardoor gij tot het binnenste der aarde zoudt kunnen doordringen, of eene ladder, waardoor gij tot in den hemel zoudt kunnen opklimmen, om hun een teeken te kunnen toonen, dan zoudt gij het doen; doch uwe pogingen zouden vruchteloos zijn; want indien het Gode behaagde, zou hij hen allen in de ware richting kunnen leiden; wees dus geen der onwetenden.

Hollandaca — Siregar

En als hun afkeer van jou zwaar voor jou is: als jij in staat zou zijn een grot in de aarde of een ladder naar de hemel te maken, zodat jij een Teken tot hen zou kunnen laten komen (doe het dan); en indien Allah het gewild zou hebben, zou Hij hen onder de Leiding verzamelen. Behoor daarom zeker niet tot de onwetenden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если тягостно для тебя (о, Пророк) их отвращение [то, что многобожники отворачиваются от твоего призыва], то если ты можешь отыскать проход в земле или лестницу на небо и прийти к ним с (каким-либо) знамением [доказательством о своей правдивости] (но не из числа тех знамений, которые тебе дает Аллах) (то сделай это)! И если бы Аллах пожелал, то Он, непременно, собрал бы их на прямом пути [сделал бы так, что они уверовали бы]. (Но однако по Своей мудрости Он этого не сделал). Поэтому не будь (о, Мухаммад) из (числа) невежд (которые не знают о мудрости Аллаха) (и не терпят при сильной печали)!

Rusça — Osmanov

А если и тягостно тебе то, что они не приемлют [Корана], то, если ты можешь отыскать отверстие на земле, [чтобы проникнуть вглубь] или [приставить] лестницу [, чтобы подняться] на небо ради того, чтобы сотворить для них знамение, [так и сделай]. Если бы Аллах захотел, то всех неверных направил бы к прямому пути. Так не будь же невеждой.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Även om det är svårt för dig att uthärda dessa människors ovilja, (skulle det inte vara dig till nytta) om du kunde öppna en tunnel under jorden eller resa en stege mot himlen och föra med dig ett tecken därifrån till dem? Om Gud hade velat skulle Han ha samlat dem alla under Sin ledning. Bete dig därför inte som de oupplysta.