En'am Suresi 107. Ayet — Elfaz
Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
1وَلَوْve levve eğerİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
2شَاءَşā'eisteseydiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafiş
3اللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
4مَاmāHarf-i Nefi
5اَشْرَكُواeşrakūortak koşmazlardıMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.
6وَمَاve māBağlaç+Harf-i Nefi
7جَعَلْنَاكَceǎlnākebiz seni yapmadıkMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak
8عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerineHarf-i Cer+Zamir
9حَفِيظًاHafīZenbekçiİsimح ف ظBir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya almak), hatırlamak, savunmak, bir şeyin kaybolmasını engellemek, dikkatli veya uyanık olmak, bir şeye azimle/sürekli/sebatla kendini adamak, tetikte veya ihtiyatlı olmak, bir kişiyi kızdırmak veya kızmak.
10وَمَاve māve değilsinBağlaç+Harf-i Nefi
11اَنْتَentesenZamir
12عَلَيْهِمْǎleyhimonlaraHarf-i Cer+Zamir
13بِوَكِيلٍbi vekīlinvekilHarf-i Cer+İsimو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.