Peygamber, sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah'a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun).

وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا بِرَبِّكُمْ وَقَدْ اَخَذَ مِيثَاقَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

ve mā lekum lā tu'minūne bi(a)llahi ve r-rasūlu yed'ǔkum li tu'minū bi rabbikum ve ḳad eḣaƶe mīṧāḳakum in kuntum mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve ne?
2لَكُمْlekumoluyor size
3لَا
4تُؤْمِنُونَtu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamangüvenmiyorsunuz
5بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
6وَالرَّسُولُve r-rasūluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve elçi
7يَدْعُوكُمْyed'ǔkumد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmeksizi çağırdığı (halde)
8لِتُؤْمِنُواli tu'minūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmağa
9بِرَبِّكُمْbi rabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinize
10وَقَدْve ḳadve muhakkak
11اَخَذَeḣaƶeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekaldığı (halde)
12مِيثَاقَكُمْmīṧāḳakumو ث قBirine güvenmek, dayanmak, bağlanmak.sizin sağlam sözünüzü
13اِنْineğer
14كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekviniseniz
15مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve ne oluyor size de Allah'a inanmıyorsunuz? Ve Peygamber, Rabbinize inanın diye sizi çağırmada ve andolsun ki sizden söz de almıştı, inanmışsanız.

Adem Uğur

Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almıştı. Eğer inanırsanız.

Ahmed Hulusi

Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a niçin iman etmiyorsunuz? Rasul, Esma'sıyla sizi yoktan var kılan Rabbinize iman etmeniz için davet ederken ve üstelik de sizin misakınızı almışken! Eğer iman edenlerseniz!

Ahmet Tekin

Aklınızı, hafızanızı mı kaybettiniz, nerde kaldı, sözünüz, taahhüdünüz? Rasulullah sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet ettiği halde Allah’a iman etmiyorsunuz? Oysa Allah, kulluk sözleşmesinde, kutsal kitaplarınızda sizden, kesinkes iman edeceğinize, kulluk ve sorumluluklarınızı yerine getireceğinize dair söz almıştı. Kulluk sözleşmesindeki iman taahhüdünüzün bilincinde iseniz eğer niçin Muhammed’in İslâm’a davetine koşmuyorsunuz?

Ahmet Varol

Size ne oluyor ki, Peygamber sizi Rabbinize iman etmeniz için çağırırken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa (Allah) sizden kesin söz almıştı. Eğer iman edecekseniz.

Ali Bulaç

Size ne oluyor ki, elçi sizi Rabbinize iman etmeye çağırıp dururken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin bir söz almıştı. Eğer mü'min iseniz (inanıp sözünüzü gerçekleştirin).

Ali Fikri Yavuz

Peygamber, sizi, Rabbinize iman edesiniz diye davet edib dururken, size ne oluyor ki, Allah’a iman etmiyorsunuz? Halbuki (bundan önce iman etmeyi gerektiren deliller ortaya koymak suretiyle) Peygamber, sizden kesin söz de almıştı. (Veya Allah, ezelde hepinizden, Allah’ın varlığını tasdikinize dair söz almıştı). Eğer sözünüzde sadık kimselerseniz, (hemen iman etmeniz gerekir)...

Ali Rıza Safa

Size ne oluyor ki, elçi, Efendinize inanmaya çağırmasına karşın, Allah'a inanmıyorsunuz? Üstelik sizden kesin söz almıştı; eğer inanıyorsanız?

Bayraktar Bayraklı

Size ne oluyor ki Allah'a inanmıyorsunuz? Oysa Peygamber sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor. Allah da önceden sizden söz almıştı. İnanacaksanız şimdi inanınız!

Bekir Sadak

Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya cagirdigi halde, Allah'a nicin inanmazsiniz? Hem O, sizden soz almisti, inanmislar iseniz; bu cagriya kosun.

Celal Yıldırım

Size ne oluyor ki, Peygamber, Rabbınıza imân etmeniz için sizi davet ettiği halde Allah'a imân etmiyorsunuz ? Kaldı ki, O, sizden kesin söz almıştı. Eğer cidden mü'min olmak istiyorsanız (bu davete olumlu cevap verin).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Peygamber rabbinize iman etmeniz için çağrıda bulunup dururken, O da sizden kesin söz almışken -bir şeye inanmaktaysanız- ne diye O’na iman etmezsiniz?

Diyanet İşleri

Peygamber, sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah'a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun).

Diyanet İşleri (eski)

Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah'a niçin inanmazsınız? Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun.

Diyanet Vakfi

Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almıştı. Eğer inanırsanız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Size ne oldu ki, Resul sizi Rabbinize inanmanız için davet ettiği halde Allah'a inanmıyorsunuz? Oysa O, sizden kesin söz almıştı. Eğer inanacaksanız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ne diye Allah'a iman etmiyorsunuz ki, peygamber sizi Rabbinize iman edesiniz diye davet edip duruyor?! Oysa sizden kesin söz de almıştı; eğer gerçek müminler olacaksanız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem neye iyman etmiyesiniz Allaha ki Peygamber sizi Rabbınıza iyman edesiniz diye da'vet edip duruyor, hal bu ise misakınızı da aldı? Gerçek mü'min olacaksanız?

Erhan Aktaş

Eğer gerçekten Mü'minseniz, size ne oluyor da Resul sizi Rabb'inize güvenmeye çağırdığı halde, Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysa sizden kesin söz almıştı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer gerçekten Mü'minseniz, size ne oluyor da Resul sizi Rabb'inize güvenmeye çağırdığı halde, Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysa sizden kesin söz almıştı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer inanıyorsanız, size ne oluyor da Rasul sizi Rabb'inize güvenmeye çağırdığı halde, Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysa sizden kesin söz almıştı.

Fizilal-il Kuran

Peygamber sizi Allah'a inanmaya çağırdığı halde niçin O'na inanmıyorsunuz? Oysa o bu konuda sizden söz almıştı. Eğer inanacaksanız ne duruyorsunuz?

Gültekin Onan

Size ne oluyor ki, elçi sizi rabbinize inanmaya çağırıp dururken Tanrı'ya inanmıyorsunuz? Oysa O, sizden kesin bir söz almıştı. Eğer inançlı iseniz (inanıp sözünüzü gerçekleştirin).

Hamdi Döndüren

Elçi sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı ve sizden (bu konuda) kesin söz aldığı halde -gerçekten mü’min insanlar iseniz- neden Allah’a güvenmiyorsunuz?

Hasan Basri Çantay

Peygamber, Rabbinize iman etmeniz için sizi da'vet edib dururken, size ne oluyor ki Allaha iman etmiyorsunuz? Halbuki O, sizden kat'i te'minat da almışdı. Eğer Ona iman edeceklerseniz (hemen buna koşun).

Hasib Asutay

Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Hâlbuki O, sizden kesin söz almıştı. (5) Eğer mümin iseniz. (5. Bu söz ruhlar aleminde varlıklardan alınan sözdür.)

Hayrat Neşriyat

Peygamber sizi Rabbinize îmân etmeniz için da'vet ettiği hâlde, size ne oluyor ki Allah’a îmân etmiyorsunuz? Hâlbuki (Allah, ruhlar âleminde sizden) sağlam sözünüzü almıştı; eğer (gerçek) mü’minler oldu iseniz (ahdinize uyun ve samîmâne îmân edin)!

İbni Kesir

Peygamber; sizi Rabbınıza iman etmeye çağırdığı halde, niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz almıştı. Eğer inanacaklardan iseniz.

Mehmet Okuyan

Elçi sizi Rabbinize inanıp güvenmeye çağırdığı hâlde niçin Allah’a inanıp güvenmiyorsunuz? İnanıyorsanız o, sizden kesin bir söz de almıştı.

Muhammed Esed

Elçi, sizi Rabbiniz (olan Allah)a inanmaya çağırdığı ve O sizden bir taahhüt almış bulunduğu halde neden Allah'a inanmazsınız? (Herhangi bir şeye) inanabildiğiniz halde (O'na neden inanmıyorsunuz)?

Mustafa İslamoğlu

Neden siz Allah'a inanınp güvenmeyesiniz; üstelik Rasul sizi Rabbinize inanıp güvenmeye çağırdığı, O da sizden söz almış olduğu halde? Tabi ki eğer inanmaya (gönüllü) iseniz?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve sizin için ne var ki, Allah'a imân etmeyesiniz? Halbuki, Peygamber Rabbinize imân etmeniz için dâvet ediyor ve muhakkak ki, (Allah Teâlâ) sizden misak da almıştır, eğer mü'minler oldunuz iseniz?

Ömer Öngüt

Peygamber sizi Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde ne diye Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin söz almıştı. Eğer mümin iseniz!

Suat Yıldırım

Size ne oluyor ki, Resulullah da sizi Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde, Allah’a inanmıyorsunuz. Oysa Allah sizden bu hususta kesin söz almıştı, eğer imana gelecekseniz bu yeter.

Süleyman Ateş

Elçi sizi Rabbinize inanmağa (güvenmeğe) çağırdığı ve (bu konuda) sizden sağlam söz almış olduğu halde inananlar iseniz neden Allah'a güvenmiyorsunuz?

Süleymaniye Vakfı

Size ne oluyor ki Allah'a inanıp güvenmiyorsunuz? Oysa bu resul /Kur'an sizi Rabbinize /Sahibinize inanıp güvenmeye çağırıyor. Üstelik Allah, sizden kesin söz almıştır. Eğer inanan kimselerseniz (sözünüzde durursunuz).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizin neyiniz var ki Allah'a ve elçisine güvenmiyorsunuz? Oysa o, sizden kesin söz almış olan Rabbinize güvenmeye çağırıyor. Söz verirken güvendiyseniz şimdi de güvenin.

Şaban Piriş

Ne diye Allah'a ve peygamberine inanmıyorsunuz? O, sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor. Eğer, iman ettiyseniz, o sizden kesin söz almıştı.

Tefhim-ul Kuran

Size ne oluyor ki, Rasul sizi Rabbinize iman etmeye çağırıp dururken Allah'a iman etmiyorsunuz? Oysa O, sizden kesin bir söz almıştı. Eğer mü'min iseniz (inanıp sözünüzü gerçekleştirin).

Ümit Şimşek

Peygamber sizi Rabbinize iman etmek için çağırıp dururken size ne oluyor ki Allah'a inanmayacakmışsınız? Üstelik O sizden ahit de almıştı. İman edecekseniz ne duruyorsunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

İman sahipleri iseniz size ne oluyor da Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysaki Resul sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor, sizden kuvvetli bir söz de almıştır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Peyğəmbər sizi Rəbbinizə iman gətirməyə çağırdığı halda, sizə nə olub ki, Allaha iman gətirmirsiniz? Əgər siz möminsinizsə, bilin ki, artıq O, sizdən əhd almışdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Peyğəmbər sizi Rəbbinizə iman gətirməyə çağırdığı halda, sizə nə olub ki, Allaha iman gətirmirsiniz? Hələ bundan da əvvəl (Allah sizi ulu babanız Adəmin belində, yaxud ruhlar aləmində olduğunuz zaman yalnız Ona iman gətirəcəyiniz barəsində) sizdən əhd almışdı. Əgər (əvvəl-axır) iman gətirəcəksinizsə, (elə indidən gətirin – bu sizin üçün daha yaxşıdır!)

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Warum solltet ihr nicht an Gott glauben, wenn der Gesandte euch dazu einlädt, an euren Herrn zu glauben? Hat Gott eure Verpflichtung dazu nicht schon entgegengenommen, wenn ihr wahrhaftig zu glauben gewillt seid?

Almanca — Der Edle Quran

Was ist mit euch, daß ihr nicht an Allah glauben wollt, wo doch der Gesandte euch dazu aufruft, an euren Herrn zu glauben, und wo Er bereits ein Abkommen mit euch getroffen hat, wenn ihr gläubig seid?

Almanca — M. A. Rassoul

Was ist euch, daß ihr nicht an Allah glaubt, obwohl der Gesandte euch aufruft, an euren Herrn zu glauben; und Er hat von euch bereits ein Versprechen abgenommen, wenn ihr Gläubige seid.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And why would you not open your hearts' ears and your minds' eyes and reason to urge your belief in Allah while the Messenger furnishes you with the instruments of thought conductive to meditation to contemplate the belief in your Creator and your vows were pledged to Him as men of Faith?

Abdul Haleem

Why should you not believe in God when the Mes-senger calls you to believe in your Lord, and He has already made a pledge with you, if you have faith?

Abdullah Yusuf Ali

What cause have ye why ye should not believe in Allah?- and the Messenger invites you to believe in your Lord, and has indeed taken your Covenant, if ye are men of Faith.

Abul A'la Maududi

How is it that you do not believe in Allah when the Messenger calls you to believe in your Lord and although he has taken a covenant from you, if indeed you are believers?

Aisha Bewley

And what is the matter with you with you that you do not have iman in Allah, when the Messenger calls you to have iman in your Lord, and He has made a covenant with you if you are muminun?

Al-Hilali & Khan

And what is the matter with you that you believe not in Allâh! While the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) invites you to believe in your Lord (Allâh); and He (Allâh) has indeed taken your covenant, if you are real believers.

Ali Quli Qarai

Why should you not have faith in Allah while the Apostle invites you to have faith in your Lord, and He has certainly made a covenant with you, should you be faithful?

Amatul Rahman Omar

What is wrong with you that you do not believe in Allâh, though the Messenger invites you to believe in your Lord, and though He has already bound you to a covenant. (Now is the time) if you care to believe.

Arthur John Arberry

How is it with you, that you believe not in God seeing that the Messenger is calling you to believe in your Lord, and He has taken compact with you, if you are believers?

Bijan Moeinian

What is the matter with you that you do not believe in God at a time that you are privileged to have His prophet living among you, inviting you to walk on your Lord’s path? Have you forgotten your pledge at the moment of being converted into Islam? [the pledge being: "There is only one God & Mohammad is His Messenger. "]

E. Henry Palmer

What ails you that ye do not believe in God and His Apostle? He calls on you to believe in your Lord; and He has taken a compact from you, if ye be believers.

Edip-Layth

Why should you not acknowledge God when the messenger is inviting you to acknowledge your Lord? He has already taken a pledge from you, if you are those who acknowledge.

George Sale

And what aileth you, that ye believe not in God, when the apostle inviteth you to believe in your Lord; and He hath received your covenant concerning this matter, if ye believe any proposition?

Hamid S. Aziz

And what reasons have you that you should not believe in Allah? And the Messenger calls on you that you may believe in your Lord, and indeed He has made a covenant with you if you are believers.

Mahmoud Ghali

And how is it with you as you do not believe in Allah? And the Messenger is calling you to believe in your Lord, and He has already taken compact with you, in case you are believers.

Marmaduke Pickthall

What aileth you that ye believe not in Allah, when the messenger calleth you to believe in your Lord, and He hath already made a covenant with you, if ye are believers?

Mohamed Ahmed - Samira

What has come upon you that you believe not in God, though the Prophet is calling you to believe in your Lord? And He has already taken your pledge, if you are believers.

Muhammad Asad

And why should you not believe in God, seeing that the Apostle calls you to believe in [Him who is] your Sustainer, and [seeing that] He has taken a pledge from you? [Why should you not believe in Him] if you are able to believe [in anything]?

Mustafa Khattab

Why do you not believe in Allah while the Messenger is inviting you to have faith in your Lord, although He has already taken your covenant,[1] if you will ever believe.

Progressive Muslims

Why should you not believe in God when the messenger is inviting you to believe in your Lord And He has already taken a pledge from you, if you are believers.

Sahih International

And why do you not believe in Allah while the Messenger invites you to believe in your Lord and He has taken your covenant, if you should [truly] be believers?

Sam Gerrans

And why should you not believe in God, when the Messenger is calling you to believe in your Lord, and He has taken your agreement, if you be believers?

Shabbir Ahmed

And what is amiss with you that keeps you from having conviction in Allah? And the Messenger invites you to believe in your own Sustainer and has indeed taken your pledge, if you are truly believers.

Syed Vickar Ahamed

And what reason do you have? Why you should not believe in Allah? While the Messenger invites you to believe in your Lord; And (He) has indeed taken your truest promise, (your covenant), if you are real believers.

Taqi Usmani

What is wrong with you that you do not believe in Allah, while the Messenger invites you to believe in your Lord, and He has taken your covenant, if you are to believe?

The Monotheist Group

Why should you not believe in God when the messenger is inviting you to believe in your Lord? And He has already taken a covenant from you, if you are believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quʹavez-vous à ne pas croire en Allah, alors que le Messager vous appelle à croire en votre Seigneur? Et (Allah) a déjà pris (acte) de votre engagement si vous êtes (sincères) dans votre foi.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji bo çi hûn bawerî bi Xwedê nayînin, hal ev e ku Pêxember gazî we dike da ku hûn bi Xwedayê xwe bawerî bînin. Bi rastî Xwedê peymaneke asê û saxlem ji we stand. Eger bi rastî hûn bawermend in (vêca bawerî bînin).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wat hebben jullie toch dat jullie niet in God geloven, hoewel de gezant jullie oproept om in jullie Heer te geloven? Hij is toch een verdrag met jullie aangegaan als jullie gelovig zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wat scheelt u, dat gij niet in God gelooft, terwijl de gezant u uitnoodigt, in uwen Heer te gelooven, die uw verbond heeft ontvangen nopens deze zaak, indien uwe harten oprecht zijn?

Hollandaca — Siregar

En wat is er met jullie, dat jullie niet geloven in Allah, terwijl de Boodschapper jullie oproept om te geloven in jullie Heer? En Hij is waarlijk een verbond met jullie aangegaan, als jullie gelovig zijn!

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

Что с вами, что вы не веруете в Аллаха, когда Его посланник призывает вас уверовать в вашего Господа, и (ведь) уже Он [Аллах] взял с вас договор (об этом), если вы являетесь верующими (в Аллаха)?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hur är det fatt med er, som inte tror på Gud? (Ändå) uppmanar er (Hans) Sändebud att tro på er Herre, som har slutit förbund med er! (Vittnesbörden borde räcka) om ni alls har förmågan att tro!