(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ فَقَالُوا اَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُ اِنَّٓا اِذًا لَفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ

keƶƶebet ṧemūdu bi n-nuƶuri / fe ḳālū e beşeran minnā vāHiden nettebiǔhu innā iƶen le fī Delālin ve suǔrin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَذَّبَتْkeƶƶebetك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalandı
2ثَمُودُṧemūduثمودSemud (da)
3بِالنُّذُرِbi n-nuƶuriن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarıları
1فَقَالُواfe ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2اَبَشَرًاe beşeranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşinsana mı?
3مِنَّاminnābizden
4وَاحِدًاvāHidenو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir
5نَتَّبِعُهُnettebiǔhuت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekuyacağız
6اِنَّٓاinnāelbette biz
7اِذًاiƶeno takdirde
8لَفِيle fīiçine düşmüş oluruz
9ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.apaçık bir sapıklık
10وَسُعُرٍve suǔrinس ع رAteş yakmak, tutuşturmak, alevlendirmek, kızıştırmak, çılgına çevirmek, kudurtmak, fiyatlandırmak, fiyat belirlemek, narh koymakve çılgınlık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Semûd da korkutucuları yalanladı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Semûd da korkutucuları yalanladı.

Adem Uğur

Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.

Ahmed Hulusi

Semud da uyarıcıları yalanladı.

Ahmet Tekin

Semûd kavmi de sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcıları yalanladı.

Ahmet Varol

Semud da uyarıları yalanladı.

Ali Bulaç

Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.

Ali Fikri Yavuz

Semûd kavmi (Salih peygamberin öğüdlerini ve) azab haberlerini tekzib ettiler de,

Ali Rıza Safa

Semud da uyarıları yalanlamıştı.

Bayraktar Bayraklı

Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı.

Bekir Sadak

Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladi.

Celal Yıldırım

Semûd kavmi de (yapılan) uyarıları yalanladılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Semûd kavmi de uyarıları ciddiye almadılar.

Diyanet İşleri

(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

Diyanet İşleri (eski)

Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.

Diyanet Vakfi

Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Semûd da o uyarıları yalanladılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Semud da o uyarıları yalanladılar,

Elmalılı Hamdi Yazır

Semud o inzarları tekzib ettiler

Erhan Aktaş

Semud da uyarıcıları yalanladı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Semud da uyarıcıları yalanladı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Semud da uyarıcıları yalanladı.

Fizilal-il Kuran

Semudoğulları da uyarıları yalanlamışlardı.

Gültekin Onan

Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.

Hamdi Döndüren

Semud kavmi de uyarıları yalanladı.

Hasan Basri Çantay

Semud (kavmi, kendilerini azab ile) korkutan (emir) leri yalan saydı (lar) da,

Hasib Asutay

Semud (kavmi) da uyarıcıları yalanladı.

Hayrat Neşriyat

Semûd (kavmi de kendilerine o azabdan haber veren) korkutucuları yalanladı.

İbni Kesir

Semud kavmi de uyarıları yalanladı.

Mehmet Okuyan

Semûd (kavmi) de uyarı(cı)ları yalanlamıştı ve “Aramızdan bir insana mı uyacağız? Bu durumda biz sapkınlık ve çılgınlık içinde oluruz!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Semud (kavmi de) bütün uyarılarımızı yalanlamıştı;

Mustafa İslamoğlu

Semud da bütün uyarıları yalanladı;

Ömer Nasuhi Bilmen

(23-24) Semûd (kavmi) korkutucuları tekzîp etti. Dediler ki: «Bizden bir tek beşere mi? Ona mı tâbi olacağız? Şüphe yok ki, biz o vakit elbette bir sapıklık ve çılgınlık içinde bulunmuş oluruz.»

Ömer Öngüt

Semud kavmi uyaran peygamberleri yalanladı.

Suat Yıldırım

(23-25) Semûd kavmi de Peygamberlerini yalancı saydılar ve: "Yani biz," dediler, "içimizden bir adamın peşinden mi gideceğiz? Böyle yaparsak doğrusu sapıtmış ve çıldırmış oluruz! Ne o, yani bu kitap, içimizden bula bula onu mu buldu, o mu buna lâyık görülmüş? Hiç de öyle değil, bilakis o, yalancının, küstahın tekidir!"

Süleyman Ateş

Semud da uyarıları yalandı:

Süleymaniye Vakfı

(Salih'in toplumu) Semud da uyarılar karşısında yalana sarılmıştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Semud toplumu da bütün uyarıları yalan saymıştı.

Şaban Piriş

Semud da tehdidine kulak asmadı.

Tefhim-ul Kuran

Semud (kavmi) de uyarıları yalanladı.

Ümit Şimşek

Semud kavmi de uyarıcıları yalanladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Semud da uyarıları yalanlamıştı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Səmud qövmü də xəbərdarlıqları yalan saydı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səmud (qövmü də Saleh peyğəmbərin onlara etdiyi) təhdidləri (xəbərdarlıqları) yalan saymışdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Auch die Thamûd verleugneten die Warnungen.

Almanca — Der Edle Quran

Die Tamud erklärten die Warnungen für Lüge.

Almanca — M. A. Rassoul

Die Tamud verleugneten die Warner

Almanca — Muhammad Zaidan

Abgeleugnet hat Thamud die Warnungen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And likewise acted -the Thamudites-; they disbelieved their Messenger and they obstinately refused to listen to the warning against impending danger and misfortune.

Abdul Haleem

The people of Thamud also rejected the warnings:

Abdullah Yusuf Ali

The Thamud (also) rejected (their) Warners.

Abul A'la Maududi

Thamud gave the lie to the warnings,

Aisha Bewley

Thamud denied the warnings.

Al-Hilali & Khan

Thamûd (people also) belied the warnings.

Ali Quli Qarai

[The people of] Thamūd denied the warnings,

Amatul Rahman Omar

(The tribe of) Thamûd (too in rejecting Sâlih) cried lies to all the (Divine) Warners.

Arthur John Arberry

Thamood cried lies to the warnings

Bijan Moeinian

The tribe of Thamud also denied their warnings.

E. Henry Palmer

Thamud called the warnings lies,

Edip-Layth

Thamud rejected the warnings.

George Sale

Thamud charged the admonitions of their prophet with falsehood,

Hamid S. Aziz

Thamud rejected the warning.

Mahmoud Ghali

Thamûd cried lies to the warnings.

Marmaduke Pickthall

(The tribe of) Thamud rejected warnings

Mohamed Ahmed - Samira

The Thamud rejected the warnings,

Muhammad Asad

[AND the tribe of] Thamud gave the lie to all [Our] warnings;

Mustafa Khattab

Thamûd rejected the warnings ˹as well˺,

Progressive Muslims

Thamud rejected the warnings.

Sahih International

Thamud denied the warning

Sam Gerrans

Thamūd denied the warnings.

Shabbir Ahmed

Thamud also rejected the warnings. (Thamud and Saleh (7:73-79), (11:61-68), (26:141), (26:158)).

Syed Vickar Ahamed

The (people of) Samood (Thamud), also rejected (their) Warners.

Taqi Usmani

(The people of) Thamūd rejected the warners.

The Monotheist Group

Thamud rejected the warnings.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les Thamûd ont traité de mensonges les avertissements.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelê Semûd jî bi peyxemberan bawerî neanî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De Thamoed hadden gezegd dat de waarschuwingen leugens waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die van Thamoed beschuldigden de vermaningen van hunnen profeet van valschheid.

Hollandaca — Siregar

(Het volk van) de Tsamôed loochende de waarschuwingen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сочли ложью самудяне увещания [предостережения от Аллаха]

Rusça — Osmanov

Самудиты отвергли увещевания

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(STAMMEN) Thamud trodde inte på de varningar (som Vi sände dem),