(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنٰى

fe kāne ḳābe ḳavseyni ev ednā

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın.

Abdulkadir Gölpınarlı

İki yay kadar kaldı araları, yahut daha da yakın.

Adem Uğur

O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.

Ahmed Hulusi

İki yayın birleşimi (kab-ı kavseyn) veya Edna (daha da yakın) oldu!

Ahmet Tekin

İlâhî planın gerçekleşmesi için, Allah’ın Rasulü Muhammed’le söz ve işbirliği yapan Cibril, eşit iki makamda olandan biri veya (bazı konularda) bir ast rütbeli elçisidir.

Ahmet Varol

Böylece (aradaki mesafe) iki yay boyu veya daha yakın oldu.

Ali Bulaç

Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.

Ali Fikri Yavuz

(Böylece Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahud daha az oldu.

Ali Rıza Safa

İki yay uzaklığı ölçüsünde veya daha yakın.

Bayraktar Bayraklı

- Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğinivahyetti.

Bekir Sadak

Aralari iki yay araligi kadar belki daha da yakin oldu.

Celal Yıldırım

O kadar ki (aralarında) iki yay boyu veya daha az bir mesafe kaldı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Öyle ki, iki yay kadar hatta daha yakın oldu.

Diyanet İşleri

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

Diyanet İşleri (eski)

Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.

Diyanet Vakfi

(8-9) Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın;

Elmalılı Hamdi Yazır

"kabe kavseyni ev edna" oldu da

Erhan Aktaş

Böylece iki yay aralığı kadar, hatta daha yakın oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece iki yay aralığı kadar, hatta daha yakın oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece yayın iki ucu kadar, hatta daha yakın oldu.

Fizilal-il Kuran

Öyle ki, Peygamberle araları iki yay aralığı ya da daha yakın oldu.

Gültekin Onan

Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.

Hamdi Döndüren

(Muhammed ile arasındaki mesafe) iki yay uzunluğu kadar, hatta daha yakın oldu.

Hasan Basri Çantay

(Bu suretle o, peygamberlere) iki yay kadar, yahud daha yakın oldu da,

Hasib Asutay

(Aralarındaki mesafe) iki yay arası kadar veya daha az oldu.

Hayrat Neşriyat

(8-9) Sonra (çok perdeler geçerek Rabbine) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki, kab-ı kavseyn (iki yay) kadar veya daha da yakın oldu!

İbni Kesir

İki yay kadar yahut daha da yakın oldu.

Mehmet Okuyan

İki yay arası kadar, hatta daha da yakın olmuştu.

Muhammed Esed

aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar, hatta daha da yakınına.

Mustafa İslamoğlu

öyle ki, iki yay aralığı, hatta daha az bir mesafe kaldı:

Ömer Nasuhi Bilmen

(8-9) Sonra yaklaştı da aşağıya iniverdi. Derken iki yay kadar veya daha yakın oluverdi.

Ömer Öngüt

İki yay kadar, yahut daha da yakın oldu.

Suat Yıldırım

(8-9) Sonra yaklaştı ve iyice sarktı. Öyle ki araları yayın iki ucu arası kadar veya daha az kaldı.

Süleyman Ateş

(Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı.

Süleymaniye Vakfı

(Muhammed'e) İki zira (yaklaşık bir kol mesafesi) kadar hatta daha da yaklaştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Muhammed ile) İki yayın tek kirişi gibi oldular; hatta daha da yakınlaştılar.

Şaban Piriş

Araları iki yay kadar veya daha yakın idi.

Tefhim-ul Kuran

Nitekim (ikisi arasında uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlaştı.

Ümit Şimşek

İki yay kadar oldu, hattâ daha da yakın.

Yaşar Nuri Öztürk

İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onların arasındakı məsafə) iki yay uzunluğunda, bəlkə, ondan da yaxın oldu.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und war nur noch zwei Bogenlängen entfernt, oder gar näher.

Almanca — Der Edle Quran

so daß er (nur) zwei Bogenlängen entfernt war oder noch näher.

Almanca — M. A. Rassoul

bis er eine Entfernung von zwei Bogenlängen erreicht hatte oder noch näher.

Almanca — Muhammad Zaidan

so war er (so nahe) wie der Abstand beider Bogenenden oder noch näher,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Until the intervening distance between him and Muhammad was no more than two bows length or even closer

Abdul Haleem

until he was two bow-lengths away or even closer––

Abdullah Yusuf Ali

And was at a distance of but two bow-lengths or (even) nearer;

Abul A'la Maududi

until he was two bows' length away, or nearer.

Aisha Bewley

He was two bow-lengths away or even closer.

Al-Hilali & Khan

And was at a distance of two bows’ length or (even) nearer.

Ali Quli Qarai

until he was within two bows’ length or even nearer,

Amatul Rahman Omar

So that he became (as it were) one chord to two bows or closer still.

Arthur John Arberry

two bows' length away, or nearer,

Bijan Moeinian

of the universe…

E. Henry Palmer

until he was two bows length off or nigher still!

Edip-Layth

Until he became as near as two bow-lengths or nearer.

George Sale

until He was at the distance of two bows length from him, or yet nearer:

Hamid S. Aziz

Until he was two bows distant or closer still.

Mahmoud Ghali

So he was at two bows (distance) or (even) closer (still).

Marmaduke Pickthall

Till he was (distant) two bows' length or even nearer,

Mohamed Ahmed - Samira

Until a space of two bow (arcs) or even less remained,

Muhammad Asad

until he was but two bow-lengths away, or even nearer.

Mustafa Khattab

that he was only two arms-lengths away or even less.[1]

Progressive Muslims

Until he became as near as two bow-lengths or nearer.

Sahih International

And was at a distance of two bow lengths or nearer.

Sam Gerrans

And was at a distance of two bows’ length or nearer,

Shabbir Ahmed

Till he was but two bow-lengths away, or even closer. (The Divine Will and the will of the Messenger merged together, like the two of you join your bows as a bond of friendship (8:17)).

Syed Vickar Ahamed

And was at a distance of only two bow-lengths (of spiritual union) or even nearer;

Taqi Usmani

so as he was at a distance like that of two bows (joined together), rather even nearer.

The Monotheist Group

Until he became as near as two bow-lengths or nearer.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et fut à deux portées dʹarc, ou plus près encore.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi qasî du kevanan an jî hê jê kêmtir nêzîkî wî bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

op twee booglengten afstand of nog nader --

Hollandaca — Salomo Keyzer

Tot hij op twee ellebogen afstands van hem, of nog nader was.

Hollandaca — Siregar

Zodat hij zich op een afstand van twee booglengten (van Moehammad) bevond, of dichterbij.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и был он [ангел Джибрил] (от Пророка) на расстоянии двух полетов стрелы и даже еще ближе,

Rusça — Osmanov

Он был [от Мухаммада] на расстоянии двух луков и даже ближе.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

på två båglängders avstånd eller ännu närmare.