Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

مَا كَذَبَ الْفُؤٰادُ مَا رَاٰى

mā keƶebe l-fu'ādu mā raā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2كَذَبَkeƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlamadı
3الْفُؤٰادُl-fu'āduف ا دKalpte incinmek, kalp hastalığına yakalanmak, kalpten vurulmak. Hareket, harekete geçirme. Yakıt söz konusu olduğunda; yanmak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, alevlenmek veya alev almak: ve kalp için söylendiğinde; coşku veya hevesle heyecanlanmak. Kalp, zihin/akıl, zihin keskinliği/açıklığı.gönül
4مَا
5رَاٰىraāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördüğünde

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.

Adem Uğur

(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

Ahmed Hulusi

FUAD (Kalbindeki nöronların beyinde açtığı gerçeklikle bütünleşti dıştan gelen bilgi) yalanlamadı (inkar etmedi) gördüğünü!

Ahmet Tekin

Muhammed’in aklı, kalbi, çıplak gözle gördüklerinin aksini düşünmedi, söylemedi.

Ahmet Varol

Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.

Ali Bulaç

Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.

Ali Fikri Yavuz

(Hz. Peygamber, mi’raçta gözü ile) gördüğünü, kalbi tekzib etmedi.

Ali Rıza Safa

Yüreği, gördüğünü yalanlamadı.

Bayraktar Bayraklı

- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.

Bekir Sadak

Gozunun gordugunu gonlu yalanlamadi.

Celal Yıldırım

Gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.

Diyanet İşleri

Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

Diyanet İşleri (eski)

Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.

Diyanet Vakfi

(10-11) Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gözün gördüğüne kalp yalan demedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi

Erhan Aktaş

Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.

Fizilal-il Kuran

O'nun gönlü, gözünün gördüğünü yalanlamadı.

Gültekin Onan

Onun gördüğünü yürek (fuadü) yalanlamadı.

Hamdi Döndüren

(Gözleriyle) gördüğünü kalp yalanlamadı.

Hasan Basri Çantay

Onun gördüğünü kalb (i) yalana çıkarmadı.

Hasib Asutay

Onun gördüğünü gönlü yalanlamadı.

Hayrat Neşriyat

(Gözleriyle) gördüğünü, kalb(i) yalanlamadı.

İbni Kesir

Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.

Mehmet Okuyan

(Gözünün) gördüğünü kalbi yalanlamamıştı.

Muhammed Esed

(Kulunun) kalbi gördüğünü yalanlamadı.

Mustafa İslamoğlu

Gördüğünü gönül yalanlamadı:

Ömer Nasuhi Bilmen

(11-12) Gördüğü şeyi kalbi tekzîp etmedi. Onun gördüğüne karşı onunla şimdi mücadelede mi bulunacaksınız?

Ömer Öngüt

Gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.

Suat Yıldırım

Gözlerinin gördüğünü kalbi yalan saymadı.

Süleyman Ateş

Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).

Süleymaniye Vakfı

Gördüğü şeyi gönlü yalanlamadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Muhammed'in) Gördüğünü gönlü yalanlamadı.

Şaban Piriş

Gördüğünü gönül yalanlamadı.

Tefhim-ul Kuran

Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.

Ümit Şimşek

Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.

Yaşar Nuri Öztürk

Kalp yalanlamadı gördüğünü.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Peyğəmbərin qəlbi gördüyünü yalan saymadı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Qəlb (Peyğəmbərin qəlbi) gördüyünü yalan saymadı. (Muhəmməd əleyhissəlam gözü ilə gördüyünün Cəbrail olduğuna qəlbdən inandı).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das Herz des Propheten leugnete nicht, was er sah.

Almanca — Der Edle Quran

Nicht hat sein Herz erlogen, was es sah.

Almanca — M. A. Rassoul

(Und) dessen Herz hielt es nicht für gelogen, was er sah.

Almanca — Muhammad Zaidan

Der Verstand erlog nicht, was er sah.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He -Muhammad- never devised a falsity nor could he change what his heart's ears have heard nor what his mind's eyes have seen.

Abdul Haleem

[The Prophet’s] own heart did not distort what he saw.

Abdullah Yusuf Ali

The (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw.

Abul A'la Maududi

His heart added no untruth to what he saw.

Aisha Bewley

His heart did not lie about what he saw.

Al-Hilali & Khan

The (Prophet’s) heart lied not in what he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) saw.

Ali Quli Qarai

The heart did not deny what it saw.

Amatul Rahman Omar

Whose mind made no mistake in (the interpretation of) that which he saw (during the ascansion).

Arthur John Arberry

His heart lies not of what he saw;

Bijan Moeinian

The Mohammad’s mind did not make what he saw up.

E. Henry Palmer

the heart belies not what he saw!

Edip-Layth

The heart did not invent what it saw.

George Sale

The heart of Mohammed did not falsely represent that which he saw.

Hamid S. Aziz

The heart (of the Prophet) lied not in (making him see) what he saw.

Mahmoud Ghali

In no way did the heart-sight lie (about) what it saw.

Marmaduke Pickthall

The heart lied not (in seeing) what it saw.

Mohamed Ahmed - Samira

His heart did not falsify what he perceived.

Muhammad Asad

The [servant’s] heart did not give the lie to what he saw:

Mustafa Khattab

The ˹Prophet’s˺ heart did not doubt what he saw.

Progressive Muslims

The heart did not invent what it saw.

Sahih International

The heart did not lie [about] what it saw.

Sam Gerrans

The heart lied not about what it saw.

Shabbir Ahmed

And never did he find contrary to reason what he learned. ((2:285), (6:164). 'Raa' = Saw, learned, observed, took to heart).

Syed Vickar Ahamed

The (mind and) heart (of the Prophet) in no way lied about what he saw.

Taqi Usmani

The heart did not err in what he saw.

The Monotheist Group

The heart did not invent what it saw.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Le cœur nʹa pas menti en ce quʹil a vu.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dilê wî, ya ku çavê wî dîtî derew dernexistiye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Het hart loog niet over wat hij zag.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het hart van Mahomet stelde datgene wat hij gezien had, niet valschelijk voor.

Hollandaca — Siregar

Het hart (van de Profeet) loog niet over wat het zag.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не солгало сердце (ему) [Пророку] в том, что он видел (своими глазами). [То, что Пророк видел, когда своей душой и телом поднимался на небеса в Ночь Вознесения, это он видел своими глазами и он осознавал, что он видит.]

Rusça — Osmanov

Сердце его (т. е. Мухаммада) подтвердило то, что он видел [воочию].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hjärtat tog inte miste på vad han såg;