Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
مَا كَذَبَ الْفُؤٰادُ مَا رَاٰى
mā keƶebe l-fu'ādu mā raā
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Adem Uğur
(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Ahmed Hulusi
FUAD (Kalbindeki nöronların beyinde açtığı gerçeklikle bütünleşti dıştan gelen bilgi) yalanlamadı (inkar etmedi) gördüğünü!
Ahmet Tekin
Muhammed’in aklı, kalbi, çıplak gözle gördüklerinin aksini düşünmedi, söylemedi.
Ahmet Varol
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Ali Bulaç
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Ali Fikri Yavuz
(Hz. Peygamber, mi’raçta gözü ile) gördüğünü, kalbi tekzib etmedi.
Ali Rıza Safa
Yüreği, gördüğünü yalanlamadı.
Bayraktar Bayraklı
- Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-münteha yanında. O ağacın yanında Me'va cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.
Bekir Sadak
Gozunun gordugunu gonlu yalanlamadi.
Celal Yıldırım
Gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.
Diyanet İşleri
Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.
Diyanet İşleri (eski)
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Diyanet Vakfi
(10-11) Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi. (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gözün gördüğüne kalp yalan demedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi
Erhan Aktaş
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
Fizilal-il Kuran
O'nun gönlü, gözünün gördüğünü yalanlamadı.
Gültekin Onan
Onun gördüğünü yürek (fuadü) yalanlamadı.
Hamdi Döndüren
(Gözleriyle) gördüğünü kalp yalanlamadı.
Hasan Basri Çantay
Onun gördüğünü kalb (i) yalana çıkarmadı.
Hasib Asutay
Onun gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Hayrat Neşriyat
(Gözleriyle) gördüğünü, kalb(i) yalanlamadı.
İbni Kesir
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Mehmet Okuyan
(Gözünün) gördüğünü kalbi yalanlamamıştı.
Muhammed Esed
(Kulunun) kalbi gördüğünü yalanlamadı.
Mustafa İslamoğlu
Gördüğünü gönül yalanlamadı:
Ömer Nasuhi Bilmen
(11-12) Gördüğü şeyi kalbi tekzîp etmedi. Onun gördüğüne karşı onunla şimdi mücadelede mi bulunacaksınız?
Ömer Öngüt
Gözünün gördüğünü kalbi yalanlamadı.
Suat Yıldırım
Gözlerinin gördüğünü kalbi yalan saymadı.
Süleyman Ateş
Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).
Süleymaniye Vakfı
Gördüğü şeyi gönlü yalanlamadı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
(Muhammed'in) Gördüğünü gönlü yalanlamadı.
Şaban Piriş
Gördüğünü gönül yalanlamadı.
Tefhim-ul Kuran
Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Ümit Şimşek
Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı.
Yaşar Nuri Öztürk
Kalp yalanlamadı gördüğünü.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Peyğəmbərin qəlbi gördüyünü yalan saymadı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Qəlb (Peyğəmbərin qəlbi) gördüyünü yalan saymadı. (Muhəmməd əleyhissəlam gözü ilə gördüyünün Cəbrail olduğuna qəlbdən inandı).
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Das Herz des Propheten leugnete nicht, was er sah.
Almanca — Der Edle Quran
Nicht hat sein Herz erlogen, was es sah.
Almanca — M. A. Rassoul
(Und) dessen Herz hielt es nicht für gelogen, was er sah.
Almanca — Muhammad Zaidan
Der Verstand erlog nicht, was er sah.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
He -Muhammad- never devised a falsity nor could he change what his heart's ears have heard nor what his mind's eyes have seen.
Abdul Haleem
[The Prophet’s] own heart did not distort what he saw.
Abdullah Yusuf Ali
The (Prophet's) (mind and) heart in no way falsified that which he saw.
Abul A'la Maududi
His heart added no untruth to what he saw.
Aisha Bewley
His heart did not lie about what he saw.
Al-Hilali & Khan
The (Prophet’s) heart lied not in what he (Muhammad صلى الله عليه وسلم) saw.
Ali Quli Qarai
The heart did not deny what it saw.
Amatul Rahman Omar
Whose mind made no mistake in (the interpretation of) that which he saw (during the ascansion).
Arthur John Arberry
His heart lies not of what he saw;
Bijan Moeinian
The Mohammad’s mind did not make what he saw up.
E. Henry Palmer
the heart belies not what he saw!
Edip-Layth
The heart did not invent what it saw.
George Sale
The heart of Mohammed did not falsely represent that which he saw.
Hamid S. Aziz
The heart (of the Prophet) lied not in (making him see) what he saw.
Mahmoud Ghali
In no way did the heart-sight lie (about) what it saw.
Marmaduke Pickthall
The heart lied not (in seeing) what it saw.
Mohamed Ahmed - Samira
His heart did not falsify what he perceived.
Muhammad Asad
The [servant’s] heart did not give the lie to what he saw:
Mustafa Khattab
The ˹Prophet’s˺ heart did not doubt what he saw.
Progressive Muslims
The heart did not invent what it saw.
Sahih International
The heart did not lie [about] what it saw.
Sam Gerrans
The heart lied not about what it saw.
Shabbir Ahmed
And never did he find contrary to reason what he learned. ((2:285), (6:164). 'Raa' = Saw, learned, observed, took to heart).
Syed Vickar Ahamed
The (mind and) heart (of the Prophet) in no way lied about what he saw.
Taqi Usmani
The heart did not err in what he saw.
The Monotheist Group
The heart did not invent what it saw.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Le cœur nʹa pas menti en ce quʹil a vu.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Dilê wî, ya ku çavê wî dîtî derew dernexistiye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Het hart loog niet over wat hij zag.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Het hart van Mahomet stelde datgene wat hij gezien had, niet valschelijk voor.
Hollandaca — Siregar
Het hart (van de Profeet) loog niet over wat het zag.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Не солгало сердце (ему) [Пророку] в том, что он видел (своими глазами). [То, что Пророк видел, когда своей душой и телом поднимался на небеса в Ночь Вознесения, это он видел своими глазами и он осознавал, что он видит.]
Rusça — Osmanov
Сердце его (т. е. Мухаммада) подтвердило то, что он видел [воочию].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Hjärtat tog inte miste på vad han såg;