(Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde, size geldiklerinde "İnandık" dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.

وَاِذَا جَٓاؤُ۫كُمْ قَالُوا اٰمَنَّا وَقَدْ دَخَلُوا بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُوا بِهِ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا كَانُوا يَكْتُمُونَ

ve iƶā cā'ūkum ḳālū āmennā ve ḳad deḣalū bi l-kufri ve hum ḳad ḣaracū bihi ve(a)llahu eǎ'lemu bimā kānū yektumūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2جَٓاؤُ۫كُمْcā'ūkumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksize geldikleri
3قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler ki
4اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
5وَقَدْve ḳadoysa muhakkak
6دَخَلُواdeḣalūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirmişlerdir
7بِالْكُفْرِbi l-kufriك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretküfürle
8وَهُمْve humyine onlar
9قَدْḳadmuhakkak
10خَرَجُواḣaracūخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkmışlardır
11بِهِbihionunla
12وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
13اَعْلَمُeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamedaha iyi bilir
14بِمَاbimāşeyleri
15كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
16يَكْتُمُونَyektumūneك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmakgizliyor

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sizin yanınıza geldiler mi, inandık derler, halbuki onlar, bulunduğunuz yere kâfirlikle girdikleri gibi gene kâfirlikle çıkmışlardır ve Allah, onların gizlediğini, onlardan daha iyi bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sizin yanınıza geldiler mi, inandık derler, halbuki onlar, bulunduğunuz yere kâfirlikle girdikleri gibi gene kâfirlikle çıkmışlardır ve Allah, onların gizlediğini, onlardan daha iyi bilir.

Adem Uğur

Yanınıza inkârla girip yine inkârla çıktıkları halde size geldiklerinde "inandık" derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.

Ahmed Hulusi

Size geldiklerinde "İman ettik" dediler. . . Gerçekte ise (yanınıza) inkarla girip, yine onunla çıkmışlardır. . . Allah gizlemekte olduklarını, yaptıklarını yaratan olarak daha iyi bilir.

Ahmet Tekin

Size geldikleri zaman, sözde: 'İman ettik' dediler. Halbuki yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizlemeyi alışkanlık haline getirdikleri şeyi, hilelerini, tuzaklarını, kinlerini ve düşmanlıklarını çok iyi bilir.

Ahmet Varol

Size geldiklerinde: 'İman ettik' derler. Oysa onlar inkarla girmişler ve yine o hal üzere çıkmışlardır. Allah onların gizlemekte olduklarını daha iyi bilir.

Ali Bulaç

Size geldiklerinde: "İnandık" derler. Oysa onlar inkarla girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.

Ali Fikri Yavuz

O münâfıklar size geldikleri zaman: “- Biz iman ettik” derler. Halbuki onlar, senin yanına gizledikleri küfürle girdiler ve yine onunla çıkıp gittiler. Allah onların neler gizlemiş bulunduklarını kendilerinden çok iyi bilendir.

Ali Rıza Safa

Size geldiklerinde, "İnandık!" derler. Oysa nankörler olarak girmişler ve aynı biçimde çıkmışlardır. Allah, gizlediklerini zaten bilir.

Bayraktar Bayraklı

Yanınıza inkarla girip inkarla çıktıkları halde, size geldiklerinde,"inandık" derler. Allah, gizlediklerini daha iyi bilmektedir.

Bekir Sadak

Size geldiklerinde «Inandik» derler, oysa yaniniza inkarci olarak girmis ve yine inkarci olarak cikmislardir. Gizlemekte olduklarini Allah daha iyi bilir.

Celal Yıldırım

Size geldikleri zaman, «inandık» derler. Halbuki (yanınıza) küfür ile girip yine küfür ile çıktılar. Allah onların gizlediklerini çok iyi bilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Size geldiklerinde “İman ettik” derler. Oysa onlar inkârla girmiş, yine onunla çıkmışlardır. Allah onların neler gizlemiş olduklarını daha iyi bilir.

Diyanet İşleri

(Yanınıza) küfürle girip yine (yanınızdan) küfürle çıktıkları halde, size geldiklerinde "İnandık" dediler. Allah, onların saklamakta oldukları şeyi daha iyi bilir.

Diyanet İşleri (eski)

Size geldiklerinde 'İnandık' derler, oysa yanınıza inkarcı olarak girmiş ve yine inkarcı olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.

Diyanet Vakfi

Yanınıza inkârla girip yine inkârla çıktıkları halde size geldiklerinde «inandık» derler. Allah gizlediklerini daha iyi bilmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlar, size geldikleri zaman, «iman ettik» dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Size geldiklerinde: "Biz inandık." derler. Oysa yanınıza kafir girmiş kafir çıkmışlardır. Allah ise onların neler sakladıklarını kendilerinden daha iyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Size geldiklerinde de "amenna" derler, halbuki kafir girmişler kafir çıkmışlardır, neler ketmediyor idiklerini ise Allah kendilerinden daha iyi bilir

Erhan Aktaş

Onlar, size geldiklerinde, "İman ettik." dediler. Oysaki onlar, yanınıza küfürle girdiler, küfürle çıktılar. Allah, gizledikleri şeyi en iyi bilendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, size geldiklerinde, "İman ettik." dediler. Oysaki onlar, yanınıza küfürle girdiler, küfürle çıktılar. Allah, gizledikleri şeyi en iyi bilendir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, size geldiklerinde, "İman ettik." dediler. Oysaki onlar, yanınıza küfürle geldiler, küfürle döndüler. Allah, gizledikleri şeyi daha iyi bilir.

Fizilal-il Kuran

Bunlar yanınıza geldiklerinde, «inandık» dediler. Oysa yanınıza, kafir olarak girmiş ve yine kafir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizli tuttukları duyguları herkesten iyi bilir.

Gültekin Onan

Size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Tanrı, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.

Hamdi Döndüren

Size geldikleri zaman, “İman ettik.” derler. Oysa onlar yanınıza inkârcı olarak girmişler ve yine inkârcı olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlemekte olduklarını iyi bilir.

Hasan Basri Çantay

Size geldikleri zaman "iman etdik" derler. Halbuki onlar muhakkak küfr ile girmişler, yine muhakkak onunla çıkmışlardır. Allah onların neler gizlemekde olduklarını çok iyi bilendir.

Hasib Asutay

(Yahudiler) size geldiklerinde 'İman ettik' derler. Oysa onlar şüphesiz (yanınıza) inkârla girmişler, yine onunla çıkmışlardır. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.

Hayrat Neşriyat

Ve (yahudi münâfıkları) size geldikleri zaman: 'Îmân ettik' derler; hâlbuki şübhesiz (yanınıza) küfürle girmişler yine onlar şübhesiz onunla çıkmışlardır. Hâlbuki Allah onların gizlemekte olduklarını en iyi bilendir.

İbni Kesir

Size geldiklerinde; iman ettik, derler. Halbuki onlar, küfür ile girmişler ve onlar yine onunla çıkmışlardır. Ve Allah; gizlemekte olduklarını çok daha iyi bilir.

Mehmet Okuyan

Size geldiklerinde (yanınıza) inkârla girip yine inkârla çıktıkları hâlde “İnandık!” derler. (Oysa) Allah onların içlerinde gizlemiş oldukları şeyleri çok iyi bilendir.

Muhammed Esed

Onlar, sana geldiklerinde, "İnanıyoruz!" derler: Oysa, aslında hakikati inkar niyeti ile gelirler ve aynı şekilde ayrılırlar. Ama Allah, onların gizlediği her şeyin farkındadır.

Mustafa İslamoğlu

Onlar sana geldiklerinde "inandık" derler; oysa ki onlar gerçekte inkarla gelirler ve yine onunla ayrılırlar. Fakat Allah onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve size geldikleri zaman, «İmân ettik» derler. Halbuki, onlar muhakkak münkir olarak girmişler ve muhakkak münkir olarak çıkmışlardır. Allah Teâlâ da onların gizlediklerini çok iyi bilendir.

Ömer Öngüt

Size geldikleri zaman: “İnandık!” derler. Halbuki yanınıza kâfir olarak girip kâfir olarak çıkmışlardır. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.

Suat Yıldırım

Sizin yanınıza geldikleri zaman: "Biz müminiz" derler. Halbuki gerçekte onlar kâfir olarak girmişler, yine kâfir olarak çıkmışlardır. Onların içlerinde gizledikleri nifakı Allah pek iyi bilir.

Süleyman Ateş

(Onlar) size geldiklerinde "inandık" derler. Oysa küfürle (yanınıza) girmişler, yine onunla (yanınızdan) çıkmışlardır. Allah onların (içlerinde) gizlediklerini daha iyi bilir.

Süleymaniye Vakfı

Size geldiklerinde "İnanıp güvendik" derler, oysa yanınıza kafir girer, kafir çıkarlar. Allah onların ne gizlediklerini çok iyi bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Size geldiklerinde "İnanıp güvendik" derler, oysa kafir girerler, kafir çıkarlar. Allah onların gizlediklerini daha iyi bilir.

Şaban Piriş

Size geldiklerinde: -İman ettik, derler, oysa yanınıza kafir olarak girmiş ve yine kafir olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.

Tefhim-ul Kuran

Size geldiklerinde: «İnandık» derler. Oysa onlar küfürle girmişlerdir ve yine onunla çıkmışlardır. Allah, gizli tutmakta olduklarını daha iyi bilir.

Ümit Şimşek

Sana geldikleri zaman 'İnandık' derler; oysa yanına kâfir girmiş, oradan kâfir çıkmışlardır. Allah ise onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Size geldiklerinde "İnandık!" derler. Gerçekte ise küfürle girmiş, yine onunla çıkmışlardır. Neler saklıyor olduklarını Allah daha iyi bilir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar sizin yanınıza gəldikdə: “Biz iman gətirdik!”– deyirlər. Halbuki onlar sizin yanınıza küfrlə gəlmiş və onunla da getmişlər. Allah onların gizlətdiklərini daha yaxşı bilir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Münafiqlər) sizin yanınıza gəldikləri zaman: ″Biz iman gətirdik!″ - deyirlər. Halbuki onlar (sizin hüzurunuza ürəklərində gizlətdikləri) küfrlə daxil olmuş, küfrlə də çıxıb getmişlər. Allah onların gizlətdiklərini (özlərindən) daha yaxşı bilir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn diese Heuchler zu euch kommen und sagen: ʺWir glaubenʺ, so treten sie ungläubig ein und ungläubig aus. Gott weiß, was sie verbergen.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie zu euch kommen, sagen sie: ʺWir glaubenʺ, wo sie schon mit Unglauben (behaftet) eintreten und auch noch mit ihm (behaftet wieder) herausgehen. Doch Allah weiß sehr wohl, was sie verbergen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn sie zu euch kommen, sagen sie: ʺWir glaubenʺ, während sie doch mit Unglauben eintreten und in diesem fortgehen; und Allah weiß am besten, was sie verborgen halten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn sie zu euch kommen, sagen sie: ʺWir haben den Iman bekundet.ʺ, während sie selbst doch mit dem Kufr eingetreten und mit diesem fortgegangen sind. Und ALLAH kennt besser das, was sie zu verbergen pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When they pay you a visit, be it sociable or in other manner, they declare they have conformed to Islam, when in fact they have come in with minds captivated by infidelity and hostile intentions and come out with the same attributes, and Allah is 'Alimun of what they concealed of private thoughts and feelings.

Abdul Haleem

When they come to you [believers], they say, ‘We believe,’ but they come disbelieving and leave disbelieving- God knows best what they are hiding.

Abdullah Yusuf Ali

When they come to thee, they say: "We believe": but in fact they enter with a mind against Faith, and they go out with the same but Allah knoweth fully all that they hide.

Abul A'la Maududi

Whenever they come to you they say: 'We believe,' whereas, in fact, they come disbelieving, and go away disbelieving, and Allah knows all that they hide.

Aisha Bewley

When they come to you, they say, ‘We have iman. ’ But they entered with kufr and left with it. Allah knows best what they were hiding.

Al-Hilali & Khan

When they come to you, they say: "We believe." But in fact they enter with (an intention of) disbelief and they go out with the same. And Allâh knows all what they were hiding.

Ali Quli Qarai

When they come to you, they say, ‘We believe. ’ Certainly they enter with disbelief and leave with it, and Allah knows best as to what they have been concealing.

Amatul Rahman Omar

And when they come to you they say, `We believe,' while, infact, they enter without faith and go out without it. And Allâh knows best all they conceal.

Arthur John Arberry

When they come to you, they say, 'We believe'; but they have entered in unbelief, and so they have departed in it; God knows very well what they were hiding.

Bijan Moeinian

When they come to you they say: "We have believed. " Indeed God knows what they are hiding in their hearts; the fact of the matter is, they come to you as disbelievers and leave you as disbelievers.

E. Henry Palmer

When they come to you they say, 'We believe;' but they entered in with unbelief, and they went out therewith, and God knows best what they did hide.

Edip-Layth

If they come to you, they say, "We acknowledge," while they had entered in with rejection and went out with the same. God is aware of what they were hiding.

George Sale

When they came unto you, they said, we believe: Yet they entered into your company with infidelity, and went forth from you with the same; but God well knew what they concealed.

Hamid S. Aziz

When they come to you they say, "We believe;" but they entered with unbelief, and they went out the same way, and Allah knows best what they did hide.

Mahmoud Ghali

And when they come to you, (i. e. the believers. The pronoun is plural) they say, "We believe." And they have already entered with disbelief, and they have already gone out with it; and Allah knows best whatever they used to keep back.

Marmaduke Pickthall

When they come unto you (Muslims), they say: We believe; but they came in unbelief and they went out in the same; and Allah knoweth best what they were hiding.

Mohamed Ahmed - Samira

When they come to you they say: "We believe;" but unbelieving they came and unbelieving go; and God is aware of what they conceal in their hearts.

Muhammad Asad

For, when they come unto you, they say, "We do believe": whereas, in fact, they come with the resolve to deny the truth, and depart in the same state. But God is fully aware of all that they would conceal.

Mustafa Khattab

When they come to you ˹believers˺ they say, "We believe." But they are committed to disbelief when they enter and when they leave. And Allah knows what they hide.

Progressive Muslims

And if they come to you they Say: "We believe, " while they had entered in with rejection and went out with the same. God is aware of what they were hiding.

Sahih International

And when they come to you, they say, "We believe. " But they have entered with disbelief [in their hearts], and they have certainly left with it. And Allah is most knowing of what they were concealing.

Sam Gerrans

And when they come to you, they say: “We believe”; but they entered in denial, and they left in it; and God best knows what they were concealing.

Shabbir Ahmed

When they come to you O believers, they say, "We believe". In fact they come in disbelief and depart in disbelief. Allah knows best what they conceal.

Syed Vickar Ahamed

When they come to you, they say: "We believe:" But in reality they enter with a mind (set) against Faith, and they go out with the same (mind). But Allah knows completely all that they hide.

Taqi Usmani

When they come to you, they say, "We believe", while with disbelief they came in, and with the same (disbelief) they went out. Allah knows best what they used to conceal.

The Monotheist Group

And if they come to you they say: "We believe," while they had entered in with rejection and went out with the same. God is aware of what they were hiding.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Lorsquʹils viennent chez vous, ils disent: ʺNous croyons.ʺ Alors quʹils sont entrés avec la mécréance et quʹils sont sortis avec. Et Allah sait parfaitement ce quʹils cachent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ew (munafiq) tên cem we, dibêjin: Me bawerî aniye. Hal ev e ku ew dilkafir hatine cem we û dilkafir jî ji cem we derketine. Xwedê bi ya ku wan vedişart bêhtir dizane.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer zij tot jullie komen zeggen zij: ʺWij gelovenʺ, maar zij komen in ongeloof binnen en zo gaan zij naar buiten. God weet het best wat zij verborgen hielden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen zij tot u kwamen, zeiden zij: wij gelooven, doch zij traden in uw gezelschap met ongetrouwheid en gingen daarmede van u weg; maar God kent goed wat zij verbergen.

Hollandaca — Siregar

En wanneer zij tot jullie kwamen, zeiden zij: ʺWij geloven.ʺ Terwijl zij waarlijk (de Islam) als ongelovigen binnen gingen en zij gingen er waarlik (als ongelovigen) uit. En Allah weet beter wat zij plachten te verbergen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда они приходят к вам (о, верующие), они говорят: «Мы уверовали!» И уже они вошли с неверием и вышли с ним. И (ведь) Аллах лучше знает, что они скрывали.

Rusça — Osmanov

Когда они приходят к вам, то говорят: ʺМы уверовалиʺ. Однако они пришли к вам, не уверовав, и ушли от вас, не уверовав. И Аллах лучше всех знает, что они скрывают [в душе].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När (hycklarna) kom till er sade de: ʺVi har antagit tronʺ, men (i själva verket) hade de då redan beslutat förneka den, och med förnekelse i sinnet lämnade de er. Men Gud har full kunskap om vad de ville dölja.