Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

وَاِذْ اَوْحَيْتُ اِلَى الْحَوَارِيِّنَ اَنْ اٰمِنُوا بِي وَبِرَسُولِي قَالُوا اٰمَنَّا وَاشْهَدْ بِاَنَّنَا مُسْلِمُونَ

ve iƶ evHaytu ilā l-Havāriyyīne en āminū bī ve bi rasūlī ḳālū āmennā ve şhed bi ennenā muslimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶve hani
2اَوْحَيْتُevHaytuو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyetmiştim
3اِلَىilā
4الْحَوَارِيِّنَl-Havāriyyīneح و رGeri dönmek/geri tepmek, bir durumdan başka bir duruma dönüşmek/değişmek, yıkamak/beyazlatmak, yuvarlak yapmak, çevrelemek, şan/üstünlük için rekabet etmek/mücadele etmek, gözün beyazı, gözün beyazının yoğun beyazlığı ve siyahının yoğun siyahlığı (etrafında açıklıkla) insanlarda bulunmaz ama benzetme yoluyla onlara atfedilir.Havarilere
5اَنْen
6اٰمِنُواāminūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanmalarını
7بِيbana
8وَبِرَسُولِيve bi rasūlīر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve elçime
9قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemişlerdi
10اٰمَنَّاāmennāا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninandık
11وَاشْهَدْve şhedش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahid ol
12بِاَنَّنَاbi ennenābizim
13مُسْلِمُونَmuslimūneس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakmüslümanlar olduğumuza

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani Havarîlere, bana ve Peygamberime inanın demiştim de inandık demişlerdi tanık ol, biz Tanrıya teslîm olanlarız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani Havarîlere, bana ve Peygamberime inanın demiştim de inandık demişlerdi tanık ol, biz Tanrıya teslîm olanlarız.

Adem Uğur

Hani havârîlere, "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar (da), "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

Ahmed Hulusi

Hani Havarilere, "Bana ve Rasûlüme ("B"nin işareti kapsamıyla) iman edin" diye vahyetmiştim. . . "İman ettik. . . Sen şahit ol, biz gerçekten müslimleriz" dediler.

Ahmet Tekin

Hani temiz giyimli, iyi niyetli istikamet sahibi olanlara, havârilere: 'Bana ve Rasulüme iman edin' diye ilham etmiştim. Onlar: 'İman ettik. Bizim İslâm’ı yaşayan müslümanlar olduğumuza, İslâm dininde sebat edeceğimize şâhit ol' demişlerdi.

Ahmet Varol

Havarilere 'Bana ve Peygamber'ime iman edin' diye ilham etmiştim. Onlar da: 'İman ettik. Sen de bizim Müslümanlar olduğumuza şahit ol' demişlerdi.

Ali Bulaç

Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmiştim; onlar da: "İman ettik, gerçekten müslümanlar olduğumuza sen de şahid ol" demişlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Hani Havarî’lere (Hz. Îsa’ya bağlı olanlara): “-Bana ve Peygamberime iman edin” diye ilham etmiştim de onlar: “İman ettik, bizim hakikî müslümanlar olduğumuza şahid ol” demişlerdi.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, havarilere, şöyle bildirmiştim: "Bana ve elçime inanın!" Dediler ki: "İnandık; teslim olduğumuza, Sen de tanık ol!"

Bayraktar Bayraklı

Hani havarilere, "Bana ve peygamberime iman ediniz" diye ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

Bekir Sadak

Havarilere, «Bana ve peygamberime inanin» diye bildirmistim, «Inandik, bizim muslimler oldugumuza sahid ol» demislerdi.

Celal Yıldırım

Ve hani Havarilere, bana ve peygamberime imân edin diye ilhamda bulunmuştum, onlar da «biz imân ettik, Hakk'a teslimiyet göstrediğimize şâhid ol» demişlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Havârilere ‘Bana ve peygamberime iman edin’ diye ilham ettiğimde onlar ‘İman ettik, şahit ol ki bizler yürekten teslimiyet içindeyiz’ demişlerdi.”

Diyanet İşleri

Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Havarilere, 'Bana ve peygamberime inanın' diye bildirmiştim, 'İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol' demişlerdi.

Diyanet Vakfi

Hani havârîlere, «Bana ve peygamberime iman edin» diye ilham etmiştim. Onlar (da), «İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol» demişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hani Havarilere: « Bana ve Resulüme iman edin» diye ilham etmiştim. Onlar da: «İman ettik, bizim şüphesiz müslümanlar olduğumuza şahit ol» demişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve hani Havarilere: "Bana ve Resulüme iman edin!" diye emretmiştim, onlar da: "İman ettik, bizim şüphesiz müslüman olduğumuza şahit ol!" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hani bana ve Resulüme iyman edin diye Havariyyune ilham etmiştim "iyman ettik, bizim şübhesiz müslimler olduğumuza şahid ol" demişlerdi

Erhan Aktaş

Havarilere, Bana ve Ben'im Resul'üme iman etmelerini vahyettim. "İman ettik." dediler. "Ve tanık ol ki kuşkusuz, biz müslimleriz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Havarilere, Bana ve Ben'im resulüme iman etmelerini vahyettim. "İman ettik." dediler. Ve tanık ol ki kuşkusuz, biz muslimleriz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Havarilere, Bana ve Ben'im rasulüme iman etmelerini vahyettim. "İman ettik." dediler. Ve tanık ol ki kuşkusuz, biz müslümanlarız.

Fizilal-il Kuran

Hani havarilere vahiy yolu ile, «Bana ve peygamberime inanınız, diye direktif vermiştim de bunun üzerine onlar da, «inandık, şahid ol ki bizler müslümanız» dediler.

Gültekin Onan

Hani Havarilere: "Bana ve elçime inanın" diye vahyetmiştim; onlar da: "İnandık, gerçekten müslüman (teslim) olduğumuza sen de tanık ol" demişlerdi.

Hamdi Döndüren

Hani havarilere, “Bana ve elçime iman edin!” diye vahyettiğimde, onlar, “İman ettik, Müslüman olduğumuza şahit ol!” demişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Hani havarilere "Bana ve resulüme iman edin" diye ilham etmişdim. "İman etdik. Hakıyki müslümanlar olduğumuza Sen de şahid ol" demişlerdi.

Hasib Asutay

Hani havarilere, 'Bana ve peygamberime iman edin ' diye ilham etmiştim. Onlar (da) 'İman ettik bizim Müslümanlardan olduğumuza şahit ol' demişlerdi.

Hayrat Neşriyat

'Hani Havârîlere de: 'Bana ve peygamberime îmân edin!’ diye ilhâm etmiştim.(Onlar:) 'Îmân ettik, (yâ Rab!) artık şâhid ol ki gerçekten biz Müslümanlarız!’ demişlerdi.'

İbni Kesir

Hani Ben Havarilere: Bana ve peygamberime iman edin, diye vahyetmiştim de; inandık, şahid ol ki biz, müslümanlarız, demişlerdi.

Mehmet Okuyan

Hani Havarilere “Bana ve elçime iman edin!” diye vahyetmiştim (bildirmiştim). Onlar da “İman ettik, bizim Allah’a teslim olmuş kişiler (Müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Ve (hatırla o vakti ki) beyazlara bürünmüş olanlara, "Bana ve Benim Elçime inanın!" diye vahyetmiştim. Onlar, "Biz inanıyoruz; ve şahit ol ki kendimizi (Sana) teslim etmişiz!" diye cevap verdiler.

Mustafa İslamoğlu

Ve hani, havarilere (senin aracılığınla) "Bana ve Benim elçime inanın!" diye vahyetmiştim; onlar da "Biz inanıyoruz, Sana kayıtsız şartsız teslim olduğumuza şahit ol!" demişlerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o zaman ki, «Bana ve peygamberlerime imân ediniz» diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da: «İmân ettik, bizim muhakkak müslimler olduğumuza şahit ol» demişlerdi.

Ömer Öngüt

Havârîlere: “Bana ve Peygamber'ime iman edin!” diye vahyetmiştim (ilham etmiştim). Onlar da: “İman ettik, bizim müslümanlar olduğumuza şâhit ol!” demişlerdi.

Suat Yıldırım

Ve hani havarilere: "Bana ve Resulüme iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar da: "İman ettik. Hakka teslim olduğumuza şahid ol!" demişlerdi.

Süleyman Ateş

Havarilere: "Bana ve elçime inanın!" diye vahyetmiştim (kalblerine bu düşünceyi atmıştım); "İnandık, bizim müslümanlar olduğumuza şahidol!" demişlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün havarilere "Bana ve resulüme inanıp güvenin!" diye vahyetmiştim. Onlar da "İnanıp güvendik, bizler Allah'a teslim olan /Müslüman kimseleriz; sen buna şahit ol!" demişlerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün havarilere "Bana ve Elçime inanıp güvenin" diye vahyettim. Onlar da "İnanıp güvendik; sen şahit ol bizler Allah'a teslim olan (müslüman) kimseleriz" diye karşılık verdiler.

Şaban Piriş

Havarilerine de: -Bana ve Resulüme iman edin, diye vahyetmiştim. Onlar da: - İman ettik, bizim müslüman olduğumuza şahit ol! demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Hani Havarilere: «Bana ve peygamberime iman edin» diye vahy (ilham) etmiştim; onlar da: «İman ettik, gerçekten müslümanlar olduğumuza sen de şahid ol» demişlerdi.

Ümit Şimşek

Hani, Havarilere de 'Bana ve elçime iman edin' diye ilham etmiştim; onlar da 'İman ettik, şahit ol ki biz hakka teslim olmuş Müslümanlarız' demişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Havarilere şunu vahyetmiştim: "Bana ve resulüme iman edin." Şöyle demişlerdi: "İman ettik, sen de tanık ol ki biz, müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman Mən həvarilərə: “Mənə və elçimə iman gətirin!”– deyə vəhy etmişdim. Onlar da: “İman gətirdik. Sən də şahid ol ki, biz müsəlmanlarıq!”– demişdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Xatırla ki, o zaman həvarilərə (İsanın on iki əshabəsinə): ″Mənə və peyğəmbərimə iman gətirin!″ – deyə əmr etmişdim. Onlar isə: ″Bizim (Sənə və peyğəmbərinə) itaətkar kəslər olmağımıza şahid ol!″ – deyə cavab vermişdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Den Jüngern habe Ich eingegeben: ʹGlaubt an Mich und an Meinen Gesandten!ʹ Sie sprachen: ʹWir glauben! Sei Zeuge, daß wir Dir ergeben sind!ʹ ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und als Ich den Jüngern eingab: ʺGlaubt an Mich und an Meinen Gesandten!ʺ Sie sagten: ʺWir glauben. Bezeuge, daß wir Dir ergeben sind!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und als Ich den Jüngern eingab, an Mich und an Meinen Gesandten zu glauben, da sagten sie: ʺWir glauben, und sei Zeuge, daß wir (Dir) ergeben sind.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

(Und erinnere daran), als ICH den Jüngern durch Wahy zuteil werden ließ: ʺVerinnerlicht den Iman an Mich und Meinen Gesandten!ʺ Sie sagten: ʺWir haben den Iman verinnerlicht und bezeuge, daß wir gewiß Muslime sind.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And do you remember how I inspired thought and feelings into the disciples and actuated them with the feeling of conforming their will to My will and of acknowledging your Prophethood and how they responded favourably and said: We do conform our will to Allah’s will and said to you: bear witness O ‘Isa that we are now Muslims and we conform to Allah’s system of faith and worship!

Abdul Haleem

and how I inspired the disciples to believe in Me and My messengers- they said, "We believe and bear witness that we devote ourselves [to God]."’

Abdullah Yusuf Ali

"And behold! I inspired the disciples to have faith in Me and Mine Messenger: they said, 'We have faith, and do thou bear witness that we bow to Allah as Muslims'".

Abul A'la Maududi

And recall when I revealed to the disciples to believe in Me and in My Mes-senger, they said: "We do believe, and we bear witness that we indeed are the ones who submit to Allah"

Aisha Bewley

and when I inspired the Disciples to have iman in Me and in My Messenger, they said, "We have iman. Bear witness that we are Muslims."’

Al-Hilali & Khan

And when I (Allâh) revealed to Al-Hawâriyyûn (the disciples) [of ‘Îsâ (Jesus)] to believe in Me and My Messenger, they said: "We believe. And bear witness that we are Muslims."

Ali Quli Qarai

And when I inspired the Disciples, [saying], ‘Have faith in Me and My apostle,’ they said, ‘We have faith. Bear witness that we are muslims.’

Amatul Rahman Omar

`And how I revealed to the disciples to believe in Me and in My Messenger, and they said, "We believe, and (O God!) bear witness that we are the submitting ones". '

Arthur John Arberry

And when I inspired the Apostles: "Believe in Me and My Messenger"; they said, "We believe; witness Thou our submission. "'

Bijan Moeinian

"I inspired your Disciples to believe in Me and you (as My Prophet); then they said: ‘We believe and declare that we are Muslims (in Arabic meaning submitters to the Lord. )"

E. Henry Palmer

' And when I inspired the apostles that they should believe in him and in my Apostle, they said, "We believe; do thou bear witness that we are resigned. "'

Edip-Layth

I inspired the disciples that you shall acknowledge Me and My messenger; they Said, 'We acknowledge, and bear witness that we have peacefully surrendered.'

George Sale

And remember My favour when I inspired the disciples saying, 'Believe in Me and My Messenger,' they said, 'We believe and bear Thou witness that we have submitted. '

Hamid S. Aziz

"And when I inspired the Disciples that they should believe in Me and in My Messenger, they said, 'We believe; do you bear witness that we have Surrendered. (become Muslims)'"

Mahmoud Ghali

And as I revealed to the Disciples (The followers of Isa "Jesus", also called the Apostles) (saying), "Believe in Me and in My Messenger. " They said, "We believe, and bear you witness that surely we (ourselves) are Muslims." (Literally: we have surrendered to Him).

Marmaduke Pickthall

And when I inspired the disciples, (saying): Believe in Me and in My messenger, they said: We believe. Bear witness that we have surrendered (unto Thee) "we are muslims".

Mohamed Ahmed - Samira

And when I inspired the disciples (through Jesus) to believe in Me and My apostle, they said: "We believe, and You bear witness that we submit"

Muhammad Asad

AND [remember the time] when I inspired the white-garbed ones: Believe in Me and in My Apostle!" They answered: "We believe; and bear Thou witness that we have surrendered ourselves [unto Thee]. "

Mustafa Khattab

And how I inspired the disciples, "Believe in Me and My messenger!" They declared, “We believe and bear witness that we fully submit ˹to Allah˺.”[1] 

Progressive Muslims

"And I inspired the disciples that you shall believe in Me and My messenger; they said: "We believe, and bear witness that we have surrendered. ""

Sahih International

And [remember] when I inspired to the disciples, "Believe in Me and in My messenger Jesus. " They said, "We have believed, so bear witness that indeed we are Muslims [in submission to Allah ]."

Sam Gerrans

And when I revealed to the disciples: “Believe in Me and My messenger”; they said: “We believe; and bear thou witness that we are submitting”;

Shabbir Ahmed

Recall, I told the disciples in the Gospel, "Believe in Me and in My messenger. They said, "We believe, and be Witness that we have submitted."

Syed Vickar Ahamed

"And look! I inspired the disciples to have faith in Me and My messenger: They said: ‘We have faith, and do you (also) bear witness that we bow to Allah as Muslims. ’ "

Taqi Usmani

When I enjoined upon the disciples (of ‘Īsā ), "Believe in Me and in My Messenger," they said, “We believed. Bear witness that we are the submitting ones.”

The Monotheist Group

"And I inspired the disciples: 'You shall believe in Me and My messenger;' they said: 'We believe, and bear witness that we have submitted.'"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand Jʹai révélé aux Apôtres ceci: ʺCroyez en Moi et en Mon messager (Jésus)ʺ. Ils dirent: ʺNous croyons; et atteste que nous sommes entièrement soumisʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di bîra wan bîne, wê dema me sirûş (îlham) dabû Hewariyan (Me îlham xiste dilê arîkarên Îsa) ku baweriyê bi min û Pêxemberê min bînin, gotin: Me bawerî anî, Tu şahid be ku bêguman em misliman in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Ik aan de discipelen openbaarde: ʺGelooft in Mij en Mijn gezant.ʺ Zij zeiden: ʺWij geloven. Getuig dat wij ons (aan God) hebben overgegeven.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen ik de apostelen gebood, zeggende: Gelooft in mij en in mijn gezant, antwoordden zij: Wij gelooven, en gij zijt getuige, dat wij Gode zijn onderworpen.

Hollandaca — Siregar

En toen Ik de metgezellen (van ʹIsa) inspireerde om in Mij le geloven en in Mijn Boodschappers, zij zeiden: ʺWij geloven, en getuig dat wij ons (aan U) overgegeven hebben.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (вспомни благодать Мою) когда внушил Я апостолам: «Уверуйте в Меня и в Моего посланника [в пророка Иису]!» Они [апостолы] сказали: «Мы уверовали (о, Господь наш), свидетельствуй, что мы – предавшиеся (Тебе) [полностью покорные Тебе]!»

Rusça — Osmanov

[Вспомни,] как Я внушил апостолам: ʺУверуйте в Меня и в Посланника Моегоʺ. Они ответили: ʺМы уверовали, [так] свидетельствуй же, что мы - предавшиеся [Тебе]ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH (MINNS) hur Jag ingav de vitklädda tron på Mig och Mitt Sändebud (så att) de förklarade: ʺVi tror; var du därför vårt vittne att vi har underkastat oss Guds vilja.ʺ