Muhammed Suresi 22. Ayet — Elfaz
Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?
1فَهَلْfe helöyle mi?İsti'nafiye Edatı+Soru Eki
2عَسَيْتُمْǎseytumbelki deMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabع س يUmulur ki, olabilir ki, belki, olabilir, çok geçmeden olacak, umut edilir ki
3اِنْineğerŞart Edatı
4تَوَلَّيْتُمْtevelleytumişbaşına gelecek olursanızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak
5اَنْenMasdar Harfi
6تُفْسِدُواtufsidūbozgunculuk yapacaksınızMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.
7فِيfīHarf-i Cer
8الْاَرْضِl-erDiyeryüzündeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
9وَتُقَطِّعُواve tuḳaTTiǔve koparacaksınızBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıق ط عkesmek, ayırmak, bölmek, ayrılmak, ayırmak, devre dışı bırakmak, devam edememek, çekilmek, yıkmak, çürümek, son vermek, durdurmak, bitirmek, devam etmemek, başaramamak, durmak, durdurulmak, engellenmiş, bir son vermek, parça, kısım, bölüm, bir bütünden kesilmiş kısım Türkçe'ye girmiş türevler: kıta, kat, ikta, inkıta, kati, maktu, mukataa, maktuen, kat´a, katiyen, katiyet, katiyetle
10اَرْحَامَكُمْerHāmekumrahimleri (akrabalık bağlarını)İsim+Zamirر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.