İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَعْرُوفٌ فَاِذَا عَزَمَ الْاَمْرُ۠ فَلَوْ صَدَقُوا اللّٰهَ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ

Tāǎtun ve ḳavlun meǎ'rūfun fe iƶā ǎzeme l-emru fe lev Sadeḳū (a)llahe le kāne ḣayran lehum

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1طَاعَةٌTāǎtunط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ita'at etmektir
2وَقَوْلٌve ḳavlunق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve söylemektir
3مَعْرُوفٌmeǎ'rūfunع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıgüzel
4فَاِذَاfe iƶāzaman
5عَزَمَǎzemeع ز مKarar vermek, belirlemek, kararlaştırmak, önermek, bir kararı yerine getirmek, bir şeye gönülden bağlanmak, kesin karar.azmedildiği
6الْاَمْرُ۠l-emruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakişe
7فَلَوْfe levşayet
8صَدَقُواSadeḳūص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.sadık kalsalardı
9اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
10لَكَانَle kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinelbette olurdu
11خَيْرًاḣayranخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.daha iyi
12لَهُمْlehumkendileri için

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İtâat etmek ve güzel söz söylemek gerekti, derken işe iyice sarılınca da Allah'ın gerçek söylediğini kabûl etselerdi görürlerdi ki bu, kendilerine daha da hayırlı olmaktadır.

Abdulkadir Gölpınarlı

İtâat etmek ve güzel söz söylemek gerekti, derken işe iyice sarılınca da Allahʼın gerçek söylediğini kabûl etselerdi görürlerdi ki bu, kendilerine daha da hayırlı olmaktadır.

Adem Uğur

(Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Ahmed Hulusi

(Bu konuda onlara düşen) itaat ve yerinde bir söz! Hüküm kesinleştiğinde, Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Ahmet Tekin

Allah’ın ve Rasulünün emirlerine, devletin kararlarına itaat etmeleri, imanlarının gereği meşrûiyyet sınırları içinde söz söylemeleri icap eder. Plan kesin karara bağlandığı zaman, Allah’ın, emrine, hükmüne, icraatına sadâkat gösterselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Ahmet Varol

İtaat ve güzel sözdü. İş kesinlik kazanınca Allah'a karşı doğruluk (sadakat) gösterselerdi muhakkak kendileri için daha hayırlı olurdu.

Ali Bulaç

İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.

Ali Fikri Yavuz

Fakat bir itaat ve güzel bir söz, onlar için hayırlıdır. Sonra (cihadın farziyetine dair) emir kesinleşince, Allah’a sadakat gösterselerdi, elbette haklarında daha hayırlı olurdu.

Ali Rıza Safa

"Boyun eğmek ve güzel bir söz!" Fakat iş kesinleştiğinde, Allah'a bağlılık gösterselerdi, onlar için kesinlikle daha iyi olurdu.

Bayraktar Bayraklı

Onların görevi, itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Savaşa karar verildiğinde, Allah'a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.

Bekir Sadak

(20-21) Inananlar: «Keske bir sure indirilse de cihada ciksak» derlerdi. Fakat kesin anlamli bir sure inip, orada savas zikredilince, kalblerinde hastalik olanlarin, olum korkusuyla bayilmis kimselerin bakislari gibi, sana baktiklarini gordun. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olani soylemek yarasirdi. is ciddilesince Allah'a verdikleri anda dogruluk gosterselerdi, onlarin iyiligine olurdu.

Celal Yıldırım

(Onlara gereken,) itaat ve güzel bir sözdür. İş, ciddileşip kesinlik kazanınca, Allah'a sadakatlerini gösterselerdi, elbette kendileri için çok hayırlı olurdu.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Güzel olan itaattir, dinen ve örfen makbul sözdür. Durum (savaş emri) kesinlik kazanınca Allah’a karşı sadâkat gösterselerdi onlar için hayırlı olacaktı.

Diyanet İşleri

İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

Diyanet İşleri (eski)

(20-21) İnananlar: 'Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak' derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.

Diyanet Vakfi

(Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat bir itaat ve güzel bir söz(dü yapmaları gereken); sonra emir kesinleşince Allah'a karşı dürüstlük etselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat bir taat ve bir güzel söz, sonra emir kat'ıyyet kesbedince Allaha sadakat etselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu

Erhan Aktaş

İtaat etmek ve ma'ruf söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için hayırlı olan olurdu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İtaat etmek ve maruf söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için hayırlı olan olurdu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İtaat etmek ve maruf söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için daha hayırlı olurdu.

Fizilal-il Kuran

İtaat etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Gültekin Onan

İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat buyruk kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Tanrı'ya sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.

Hamdi Döndüren

(Onlara düşen), itaat ve güzel söz söylemektir. İş kesinleştiği zaman, Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı, bu elbette kendileri için daha hayırlı olurdu!

Hasan Basri Çantay

(Onların vazifesi) taatdı, güzel söz söylemek (tatlı dil kullanmak) dı. Bunun için onlar, iş ciddileşince, derhal Allaha (verdikleri sözde) sadakat gösterselerdi kendileri için elbet hayırlı olurdu.

Hasib Asutay

(Onlara düşen) itaat ve güzel sözdür. İş ciddileşince Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

Hayrat Neşriyat

(Onlara düşen,) itâat etmek ve (böyle zamanlarda teslîmiyetini gösteren) güzel (söz)söylemektir. Öyle ki iş ciddîleştiği zaman, artık Allah’a sâdık kalsalardı, elbette kendileri için hayırlı olurdu.

İbni Kesir

İtaat ve güzel söz. Bunun için iş ciddileşince derhal Allah'a sadakat gösterselerdi; elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Mehmet Okuyan

(Onların görevi) itaat ve güzel söz(dür). İş ciddiye bindiği zaman Allah’a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için hayırlı olurdu.

Muhammed Esed

(Allah'ın çağrısına) uymak ve (O'nun) rızasını kazanabilecek bir söz (söylemek)tir. Konu (O'nun indirdiği vahiy tarafından) çözümlendiği için Allah'a karşı sadık olmak onların kendi iyiliği içindir.

Mustafa İslamoğlu

(vahyi) izlemek ve (emir verilince) de olumlu bir söz söylemektir; ve iş ciddiye bindiği zaman da Allah'a verdikleri söze sadık kalırlarsa, kendileri için elbet çok iyi olur.

Ömer Nasuhi Bilmen

(Onlar için) İtaat ve güzel söz (yaraşır). Sonra (savaş) emri, kat'iyyet kesbedince eğer Allah'a sadâkatta bulunsalar idi elbette kendileri için hayırlı olurdu.

Ömer Öngüt

Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Suat Yıldırım

Onlara düşen: İtaat etmek ve tatlı söz söylemektir. İş ciddiye bindiğinde, Allah’a verdikleri sözde dursalardı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu.

Süleyman Ateş

Onlara düşen, ita'at etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a verdikleri söze sadık kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

Süleymaniye Vakfı

içten boyun eğmek ve marufa /Kur'an'a uygun konuşmaktır. Savaşma işi kesinleşince de Allah'a karşı dürüst davranırlarsa kendileri için elbette iyi olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oysa onlara düşen, boyun eğip uygun bir söz söylemektir. İş kesinleşince Allah'a verdikleri sözü yerine getirirlerse elbette faydasını görürler.

Şaban Piriş

Bir işe azmedince itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Eğer Allah'a bağlı kalsalardı, kendileri için daha iyi olurdu.

Tefhim-ul Kuran

İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet onlar Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.

Ümit Şimşek

İtaat ve güzel söz. İş ciddîleştiğinde Allah'a verdikleri sözde dursalardı, onlar için daha hayırlı olurdu.

Yaşar Nuri Öztürk

İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah'a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

itaət etsinlər və xoş söz söyləsinlər. Cihada qəti əmr verildiyi zaman Allaha sadiq qalsaydılar, əlbəttə ki, onlar üçün daha yaxşı olardı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İtaət etmək və gözəl bir söz demək (sənin əmrini dinməz-söyləməz yerinə yetirmək). İş qətiləşdiyi (onlara cihad vacib olduğu) zaman Allaha (verdikləri vəʼdə) sadiq olsaydılar, sözsüz ki, onlar üçün daha yaxşı olardı!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gehorsamkeit Gott gegenüber und eine würdige Äußerung. Wenn es ernst wird, wäre es besser für sie, Gott gegenüber aufrichtig zu sein.

Almanca — Der Edle Quran

Gehorsam und geziemende Worte. Wenn die Angelegenheit beschlossen ist, dann wäre es wahrlich besser für sie, sie würden Allah gegenüber wahrhaftig sein.

Almanca — M. A. Rassoul

Gehorsam und geziemende Worte (ständen ihnen besser an) Und wenn die Sache beschlossen ist, dann wäre es für sie am besten, sie würden Allah gegenüber aufrichtig sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gehorsam und gebilligtes Wort (ist besser für sie). Und wenn die Angelegenheit ernst wird, würden sie ALLAH gegenüber wahrhaftig werden, so wäre dies besser für sie.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Willing obedience coupled with words expressing desire for action should have been their response and when Allah's command comes about, then if their actions to their words accord, it would be more advantageous to them.

Abdul Haleem

would be obedience and fitting words; it would also be better for them to be true to God when the decision to fight has been made.

Abdullah Yusuf Ali

Were it to obey and say what is just, and when a matter is resolved on, it were best for them if they were true to Allah.

Abul A'la Maududi

(They keep affirming their) obedience and saying good words. But when a course of action was clearly determined, it would have been better for them if they had proved true to Allah.

Aisha Bewley

would be obedience and honourable words. Once the matter is resolved upon, being true to Allah would be better for them.

Al-Hilali & Khan

Obedience (to Allâh) and good words (were better for them). And when the matter (preparation for Jihâd ) is resolved on, then if they had been true to Allâh, it would have been better for them.

Ali Quli Qarai

Obedience and upright speech. . . . So when the matter has been resolved upon, if they remain true to Allah that will surely be better for them.

Amatul Rahman Omar

(More fitting and proper for them was) to obey and to say what is just and good. And when the matter (of fighting) is (once) resolved upon (and war breaks out) it is better for them if they remain true to Allâh (and fulfill the covenant they made with Him).

Arthur John Arberry

obedience, and words honourable. Then, when the matter is resolved, if they were true to God, it would be better for them.

Bijan Moeinian

Obedient and righteous by word! If they knew how beneficial it would have been for them to fight when God asked them to do so.

E. Henry Palmer

Preferable for them were obedience and a reasonable speech! But when the matter is determined on, then if they believed God it were better for them.

Edip-Layth

Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.

George Sale

But obedience would be more eligible for them, and to speak that which is convenient. And when the command is firmly established, if they give credit unto God, it will be better for them.

Hamid S. Aziz

Obedience and just (or civil, appropriate) words would be proper; but when the affair becomes settled, then if they remain true to Allah it would certainly be better for them.

Mahmoud Ghali

Obedience and beneficent saying. Then, when the Command is resolved, then if they were sincere to Allah, indeed it would be more charitable (i.e., better) for them.

Marmaduke Pickthall

Obedience and a civil word. Then, when the matter is determined, if they are loyal to Allah it will be well for them.

Mohamed Ahmed - Samira

Obedience and modest speech (would have been more becoming). And when the matter has been determined it is best for them to be true to God.

Muhammad Asad

obedience [to God’s call] and a word that could win [His] approval: for, since the matter has been resolved [by His revelation], it would be but for their own good to remain true to God.

Mustafa Khattab

to obey and speak rightly. Then when fighting was ordained, it surely would have been better for them if they were true to Allah.

Progressive Muslims

Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.

Sahih International

Obedience and good words. And when the matter [of fighting] was determined, if they had been true to Allah, it would have been better for them.

Sam Gerrans

Obedience and fitting speech; then when the matter was determined, had they been true to God it would have been better for them.

Shabbir Ahmed

Obedience and a righteous word. For, once a matter has been determined, it would be best for them if they were true to Allah.

Syed Vickar Ahamed

Were they to obey (Allah) and say good word what are just, when a matter (of holy war) is resolved (by Allah’s Will), it would be best for them, if they were true to Allah.

Taqi Usmani

The (reality of their) obedience and (truthfulness of their) speech is fully known (as being mere deception). So, had they been truthful to Allah when the matter had become serious, it would have been much better for them.

The Monotheist Group

Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

une obéissance et une parole convenable. Puis, quand lʹaffaire est décidée, il serait mieux pour eux certes, de se montrer sincères vis-à-vis dʹAllah.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi gotina pêxember kiribûna û bi gotina xêrê axaftibûna. Vêca gava fermana cîhadê misoger bû, êdî heke ew bi Xwedê re rast bûna, teqez ji wan re çêtir bû.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En als de zaak (de oorlog) stellig besloten is, zal het beter voor hen zijn, dat zij de verbintenis met God nakomen.

Hollandaca — Siregar

Gehoorzaamheid en een juist woord (zouden beter zijn). Wanneer dan de zaak (van het bevel tot oorlog) is besloten, (dan hebben zij er een afkeer van). Maar als zij oprecht zouden zijn tegenover Allah, dan zou dat beter voor hen zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

повиновение (Аллаху) и (говорить) слово благое [соответствующее Закону Аллаха]! А когда твердо решено дело [повелевается сражение] (они выступают против или же не участвуют в нем), то если бы они были правдивы с Аллахом (в своей вере и подчинении), (это) было бы лучше для них.

Rusça — Osmanov

повиноваться [Аллаху] и сказать доброе слово. Когда же принято решение [сразиться с неверными], им лучше быть искренними перед Аллахом.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

lyda (dig) och säga de rätta orden; när (Gud) har fällt avgörandet är det bäst för dem att (kämpa och) lita på Hans ord.