De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

قُلْ مَا كُنْتُ بِدْعًا مِنَ الرُّسُلِ وَمَا اَدْرِي مَا يُفْعَلُ بِي وَلَا بِكُمْ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ وَمَا اَنَا۬ اِلَّا نَذِيرٌ مُبِينٌ

ḳul mā kuntu bid'ǎn mine r-rusuli ve mā edrī mā yuf'ǎlu bī ve lā bikum in ettebiǔ illā mā yūHā ileyye ve mā enā illā neƶīrun mubīnun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2مَا
3كُنْتُkuntuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğilim
4بِدْعًاbid'ǎnب د عYaratıcı, yenilik, yeni, icat etmek.türedi biri
5مِنَmine(arasında)
6الرُّسُلِr-rusuliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen resuller
7وَمَاve māve
8اَدْرِيedrīد ر يBeceri ile bilmek, öğrenmek.bilmem
9مَاne
10يُفْعَلُyuf'ǎluف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapılacağını
11بِيbana
12وَلَاve lāne de
13بِكُمْbikumsize
14اِنْin(hayır)
15اَتَّبِعُettebiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekben uymuyorum
16اِلَّاillābaşkasına
17مَاşey(den)
18يُوحٰٓىyūHāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyedilen
19اِلَيَّileyyebana
20وَمَاve māve değilim
21اَنَا۬enāben
22اِلَّاillābaşka bir şey
23نَذِيرٌneƶīrunن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.bir uyarıcı
24مُبِينٌmubīnunب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: İlk gönderilen peygamber değilim ben ve bana ne yapılacağını da bilmem, size ne yapılacağını da; ancak bana vahyedilene uyarım ve ben, apaçık bir korkutucudan başka bir şey de değilim.

Adem Uğur

De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Ahmed Hulusi

De ki: "Rasuller arasında açığa çıkmamış yeni bir şey oluşturmuyorum. Bende ve sizde ne açığa çıkarılacağını bilmem! Bana vahyolunandan başkasına tabi olmam! Ben yalnızca apaçık bir uyarıcıyım!"

Ahmet Tekin

'Ben Allahın Rasullerinin ilki, geçmişte örneği, benzeri olmayan, yenilikler icat eden biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilemem. Ben, ancak bana vahyedilene, Kurân’a tâbi oluyorum. Ben ancak sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık bir uyarıcıyım.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'Ben peygamberlerin ilki değilim. [1] Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Sadece bana vahy olunana uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.

Ali Bulaç

De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- Ben peygamberler içinden bir türedi değilim. Bana ve size (dünya ve ahirette bütün tafsilatı ile) ne yapılacağını da bilmiyorum, (gaybi Allah bilir); ancak bana gönderilen vahye uyuyorum. Ben sırf (Allah’ın azabından) korkutan bir peygamberim.

Ali Rıza Safa

De ki: "Ben, elçiler arasında yeni bir şey türetmiş değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnızca bana bildirilene bağlı kalıyorum. Zaten ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim!".

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ben peygamberler arasında türedi biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıyım."

Bekir Sadak

De ki: «Ben peygamberlerin ilki degilim; benim ve sizin basiniza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayim; ben sadece apacik bir uyariciyim.»

Celal Yıldırım

De ki: Ben, gönderilen peygamberlerin ilki değilim ; bana ve size neler yapılacağını da bilmiyorum. Ben ancak bana vahyolunana uyarım ve ben ancak açık bir uyarıcıyım.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine de ki: “Ben, peygamberler arasında benzeri gelip geçmemiş biri değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemem, ancak bana vahyedilene uyarım. Ben yalnızca açık bir uyarıcıyım.”

Diyanet İşleri

De ki: "Ben türedi bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.'

Diyanet Vakfi

De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! De ki: «Ben Peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyuyorum. Ben, sadece açık bir uyarıcıyım."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: ben Peygamberler içinden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum, yalnız bana gönderilen vahye ittiba' ediyorum, ben başka değil, açık bir nezirim

Erhan Aktaş

De ki: "İlk Resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! De ki: «Ben Peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben sadece bana vahyedilene uyuyorum. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.»

Gültekin Onan

De ki: "Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim."

Hamdi Döndüren

De ki: “Ben elçilerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Ben peygamberlerden ilk defa (gelmiş biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben, bana vahy olunmakda bulunanlardan başkasına uymuyorum. Ben (Allahın azabiyle) apaçık korkutandan başkası da değilim".

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. (4) Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben yalnız apaçık bir uyarıcıyım. (4. Ayetin bu kısmı, Hz. Peygamberin peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını, daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir.)

Hayrat Neşriyat

De ki: '(Ben, bu hakikatleri beyân eden) o peygamberlerden farklı (şeyler söylemekte) olan biri değilim; ne bana, ne de size ne yapılacağını da bilmem. Doğrusu (ben)ancak, bana vahyedilene tâbi' olurum ve ben sâdece (Allah’ın azâbından haber veren) apaçık bir korkutucuyum.'

İbni Kesir

De ki: Ben, peygamberlerden bir ilk değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. Ve ben, ancak apaçık bir uyarıcıyım.

Mehmet Okuyan

De ki: “Ben elçilerden bir türedi (ilk defa gönderilen biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Muhammed Esed

De ki: "Ben (Allah'ın) elçilerin(in) ilki değilim; ve (onların tümü gibi) ben de, bana ve size ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyuyorum çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım".

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; kendime de size de ne yapılacağını asla bilmiyorum; ben sadece (vahyi) olduğu gibi beyan eden bir uyarıcıyım."

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ben peygamberlerden ilk evvel olan değilim ve ne bana ve ne de sizlere ne yapılacağını bilmem. Ben başka değil ancak bana vahyolunana tâbi olurum ve ben apaçık bir korkutucudan başka değilim.»

Ömer Öngüt

De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana da size de ne yapılacağını bilmem. Ben ancak bana vahyedilene uyarım ve ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. "

Suat Yıldırım

De ki: "Peygamber olarak gelen ilk insan ben değilim ki! (Sanki peygamber olduğunu söyleyen ilk insan benmişim gibi nedir bu kadar tepkiniz?) Dünya hayatında benim ve sizin başınıza neler geleceğini bilemem. Ben sadece bana ne vahyediliyorsa ona uyarım. Çünkü ben açıkça uyaran bir elçiden başka bir şey değilim."

Süleyman Ateş

De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."

Süleymaniye Vakfı

De ki: Ben resullerin ilki değilim. Bana da size de ne yapılacağını bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "İlk elçi ben değilim. Bana da size de ne yapılacağını bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım; o kadar."

Şaban Piriş

De ki: -Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Ben peygamberlerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uymaktayım ve ben, apaçık bir uyarıcı korkutucudan başkası değilim.»

Ümit Şimşek

De ki: Peygamberlerin ilki ben değilim. Bana veya size ne yapılacağını da ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım; çünkü ben apaçık bir uyarıcıyım.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mən peyğəmbərlərin birincisi deyiləm. Mənə və sizə nə üz verəcəyini də bilmirəm. Mən sadəcə mənə vəhy olunana tabe oluram. Mən yalnız açıq-aşkar xəbərdar edənəm!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Mən peyğəmbərlərin birincisi deyiləm. (Rəbbimin) mənimlə və sizinlə nə edəcəyini bilmirəm (başqa peyğəmbərlər kimi şəhid olacağımı, ölkəmdən qovulacağımı, yaxud küfrə davam etdiyiniz təqdirdə sizə nə cəza veriləcəyini, hansı fəlakətlərə uğrayacağınızı deyə bilmərəm, çünki qeybi ancaq Allah bilir). Mən yalnız mənə vəhy olunana tabe oluram. Mən ancaq (sizi Allahın əzabı ilə) açıq-aşkar qorxudan bir peyğəmbərəm!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺIch bin keine Ausnahme unter den Gesandten. Ich weiß nicht, was mir und was euch geschehen wird. Ich folge nur der Offenbarung, die mir eingegeben wurde und bin nichts anderes als ein offenkundiger Warner.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Ich bin kein Neubeginn unter den Gesandten, und ich weiß nicht, was mit mir, und auch nicht, was mit euch geschehen wird. Ich folge nur dem, was mir (als Offenbarung) eingegeben wird, und ich bin nur ein deutlicher Warner.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺlch bin kein neuer Erfinder unter den Gesandten, und ich weiß nicht, was mit mir oder mit euch geschehen wird. Ich folge nur dem, was mir offenbart wird; und ich bin nur ein deutlicher Warner.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺIch war keine Neuartigkeit unter den Gesandten. Und ich weiß nicht, weder was mit mir gemacht wird, noch mit euch. Ich folge ausschließlich dem, was mir als Wahy zuteil wird. Und ich bin doch nichts anderes als ein deutlicher Warner.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "I am not a novelty of Apostleship hither to unknown to you nor do I know what is to be or will be, nor what is in store for me or for you. I only submit to what is inspired to me by Allah and do what I am commanded to do, and I am only a spectacle and a warning."

Abdul Haleem

Say, ‘I am nothing new among God’s messengers. I do not know what will be done with me or you; I only follow what is revealed to me; I only warn plainly.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "I am no bringer of new-fangled doctrine among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I follow but that which is revealed to me by inspiration; I am but a Warner open and clear."

Abul A'la Maududi

Tell them: "I am not the first of the Messengers; and I do not know what shall be done with me or with you. I follow only what is revealed to me, and I am nothing but a plain warner."

Aisha Bewley

Say: ‘I am nothing new among the Messengers. I have no idea what will be done with me or you. I only follow what has been revealed to me. I am only a clear warner.’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I am not a new thing among the Messengers (of Allâh i.e. I am not the first Messenger) nor do I know what will be done with me or with you. I only follow that which is revealed to me, and I am but a plain warner."

Ali Quli Qarai

Say, ‘I am not a novelty among the apostles, nor do I know what will be done with me, or with you. I just follow whatever is revealed to me, and I am just a manifest warner.’

Amatul Rahman Omar

Say, `I am no novel (Apostle) among the Messengers nor do I know what will be done to me (on your behalf) or to you. I simply follow what is revealed to me and I am nought but a plain Warner.'

Arthur John Arberry

Say: 'I am not an innovation among the Messengers, and I know not what shall be done with me or with you. I only follow what is revealed to me; I am only a clear warner.'

Bijan Moeinian

Tell people: "I am not different from other Prophets. I do not know what will happen to you or me. I only follow what God has revealed to me. My only mission is to relay the message."

E. Henry Palmer

Say, 'I am not an innovator among the apostles; nor do I know what will be done with me or with you if I follow aught but what I am inspired with; nor am I aught but a plain warner. '

Edip-Layth

Say, "I am no different from the other messengers, nor do I know what will happen to me or to you. I only follow what is inspired to me. I am no more than a clear warner"

George Sale

Say, I am not singular among the apostles; neither do I know what will be done with me or with you hereafter: I follow no other than what is revealed unto me; neither am I any more than a public warner.

Hamid S. Aziz

Say, "I am not the first of (or new thing among) the Messengers, and I do not know what will be done with me or with you: I do not follow anything but that which is revealed to me, and I am nothing but a plain Warner. "

Mahmoud Ghali

Say, "In no way am I an innovation among the Messengers, and in no way can I realize what will be performed upon me or upon you. Decidedly I closely follow (nothing) except what is revealed to me; and in no way am I (anything) except an evident, constant warner."

Marmaduke Pickthall

Say: I am no new thing among the messengers (of Allah), nor know I what will be done with me or with you. I do but follow that which is inspired in me, and I am but a plain warner.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "I am not a new Messenger to come, nor do I know what is to be done to me or you. I only follow what is revealed to me. My duty is only to warn you clearly."

Muhammad Asad

Say: "I am not the first of [God’s] apostles; and [like all of them, ] I do not know what will be done with me or with you: for I am nothing but a plain warner. "

Mustafa Khattab

Say, "I am not the first messenger ever sent, nor do I know what will happen to me or you. I only follow what is revealed to me. And I am only sent with a clear warning."

Progressive Muslims

Say: "I am no different from the other messengers, nor do I know what will happen to me or to you. I only follow what is inspired to me. I am no more than a clear warner"

Sahih International

Say, "I am not something original among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I only follow that which is revealed to me, and I am not but a clear warner."

Sam Gerrans

Say thou: “I am no new thing among the messengers, and I know not what will be done with me or with you. I follow only what is revealed to me; and I am only a clear warner.”

Shabbir Ahmed

Say, "I am not the first of the Messengers, and I cannot predict what will encounter me and encounter you. I do but follow what is revealed unto me, and I am but a plain Warner."

Syed Vickar Ahamed

Say: "I am not the one who brings newly made up faith among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I only follow that which is made known to me by Revelation; I am only a Warner, open and clear."

Taqi Usmani

Say, "I am not something unprecedented among the messengers, and I do not know what will be done to me or to you. I do not follow anything but what is revealed to me, and I am only a clear warner."

The Monotheist Group

Say: "I am no different from the other messengers, nor do I know what will happen to me or to you. I only follow what is inspired to me. I am no more than a clear warner"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺJe ne suis pas une innovation parmi les messagers; et je ne sais pas ce que lʹon fera de moi, ni de vous. Je ne fais que suivre ce qui mʹest révélé; et je ne suis quʹun avertisseur clairʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ez ne pêşîvanê pêxemberan im û ez nizanim dê çi ji min û çi ji we jî bê kirin. Ez tenê didim pey wehya ku ji min re hatiye û ez bes hişyarkerekî aşkera me.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺIk vertegenwoordig niet iets ongehoords onder de gezanten. Ik weet ook niet wat er met mij en met jullie zal gebeuren. Ik volg slechts wat aan mij geopenbaard wordt en ik ben alleen maar een duidelijke waarschuwer.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: ik ben niet alleen onder de gezanten; ik weet niet wat met mij, of met u, hiernamaals zal worden gedaan; ik volg niets dan hetgeen mij is geopenbaard (ik ben niets meer dan een openbaar waarschuwer).

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺIk ben niet iemand die (iets afwijkends) toevoegt onder de Boodschappers. En ik weet niet wat mij en jullie zal worden aangedaan. Ik volg slechts wat aan mij geopenbaard is. En ik ben slechts een duidelijke waarschuwer.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Посланник) (многобожникам из твоего народа): «Я – не новинка [не первый] среди посланников (которых Аллах отправлял к людям), и не знаю я, что будет сделано [что сделает Аллах] со мной и с вами (в этом мире). (Когда я вам что-либо повелеваю или что-то делаю сам) я лишь следую за тем, что мне внушается (как откровение от Аллаха); и я – только разъясняющий увещеватель (который ясно возвещает вам о том, что Аллах воздаст наказанием за грехи)».

Rusça — Osmanov

Я ведь не был первым [по времени] среди посланников и не знаю, что будет [в дальнейшем] со мной и с вами. Я следую только тому, что внушено мне в откровении. На меня [возложено] лишь ясное увещеваниеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺJag är inte den förste av (Guds) sändebud och jag vet inte vad som skall ske med mig och med er. Jag följer bara det som uppenbaras för mig; jag är ingenting annat än en varnare, (som varnar) klart och entydigt.ʺ