Casiye Suresi 30. Ayet — Elfaz
İnanıp salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine sokacaktır. İşte bu apaçık başarıdır.
1فَاَمَّاfe emmāgelinceİsti'nafiye Edatı+Tafsîl Edatı
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselereŞart Edatı
3اٰمَنُواāmenūinanan(lara)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
4وَعَمِلُواve ǎmilūve yapanlaraBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat
5الصَّالِحَاتِS-SāliHātiiyi işlerMarife (Belirlilik Takısı)+İsimص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.
6فَيُدْخِلُهُمْfe yudḣiluhumonları sokarİsti'nafiye Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmak
7رَبُّهُمْrabbuhumRableriİsim+Zamirر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyük
8فِيfīHarf-i Cer
10ذٰلِكَƶālikeişteİşaret Zamiri
11هُوَhuvebudurZamir
12الْفَوْزُl-fevzubaşarıMarife (Belirlilik Takısı)+İsimف و زBaşarmak, zafer kazanmak, hedefe ulaşmak, galip gelmek, sahip olmak, arzularını elde etmek, kaçmak, kurtuluş, güvenlik, edinmek, kazanmak. Güvenlik/sığınma/mutluluk/huzur yeri/zamanı, kaçış yeri.
13الْمُبِينُl-mubīnuapaçıkMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübin