Zuhruf Suresi 89. Ayet — Elfaz
Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.
1فَاصْفَحْfe SfeHşimdi sen geçİsti'nafiye Edatı+Emir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabص ف حAffetmek/bağışlamak/görmezden gelmek, kaçınmak, kendini uzaklaştırmak, itmek, söndürmek, uzaklaşmak. safhun - af. safhan - uzaklaşma, kaçınma.
2عَنْهُمْǎnhumonlardanHarf-i Cer+Zamir
3وَقُلْve ḳulve de kiBağlaç+Mazi FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
5فَسَوْفَfe sevfeyakındaİsti'nafiye Edatı+Gelecek Zaman Eki
6يَعْلَمُونَyeǎ'lemūnebileceklerdirMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname