Nisa Suresi 83. Ayet — Elfaz
Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.
1وَاِذَاve iƶāne zaman kiİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2جَاءَهُمْcā'ehumonlara gelseMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak
4مِنَmine(dair)Harf-i Cer
5الْاَمْنِl-emnigüveneMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
6اَوِeviveyaBağlaç
7الْخَوْفِl-ḣavfikorkuyaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak
8اَذَاعُواeƶāǔyayarlarMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıذ ي عto broadcast/publish/divulge, to noise abroad, to spread/reveal/manifest, become known.
9بِهِbihionuHarf-i Cer+Zamir
10وَلَوْve levhalbukiBağlaç+Şart Edatı
11رَدُّوهُraddūhuonu götürselerdiMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibر د دGeri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek, karşılık vermek, cevaplamak. Maraddun - dönülen yer. Mardud - eski haline getirilmiş, önlenmiş. İrtadda (8. fiil) - geri dönmek, tekrar dönmek, iade edilmek. Taradda (5. fiil) - tedirgin olmak, ileri geri hareket etmek.
12اِلَىilāHarf-i Cer
13الرَّسُولِr-rasūliElçi'yeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
14وَاِلٰٓىve ilāBağlaç+Harf-i Cer
16الْاَمْرِl-emribuyrukMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak
17مِنْهُمْminhumaralarındakiHarf-i Cer+Zamir
18لَعَلِمَهُle ǎlimehubilirlerdiLam-ı Te'kid+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
19الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
20يَسْتَنْبِطُونَهُyestenbiTūnehuişin içyüzünü araştıran(lar)Muzari Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İstif'âl Bâbıن ب طFışkırmak veya dışarı akmak, su çekmek, kuyu kazarak suya ulaşmak. Anbata - bir şeyi gün ışığına çıkarmak, bir şeyi türetmek. İstanbata - bulmak, ortaya çıkarmak, aydınlatmak. Nabatun - bir kişinin iç durumu.
21مِنْهُمْminhumonun ne olduğunuHarf-i Cer+Zamir
22وَلَوْلَاve levlāeğer olmasaydıİsti'nafiye Edatı+Şart Edatı
24اللّٰهِ(a)llahiAllah'ınLafza-i Celal
25عَلَيْكُمْǎleykumsizeHarf-i Cer+Zamir
27لَاتَّبَعْتُمُlāttebeǎ'tumuuyardınızLam-ı Te'kid+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmek
28الشَّيْطَانَş-şeyTāneşeytanaMarife (Belirlilik Takısı)+Özel İsimش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücü
29اِلَّاillāhariçİstisna Edatı