Sad Suresi 65. Ayet — Elfaz
(Ey Muhammed!) De ki: "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
1قُلْḳulde kiEmir FiilEmir · Müfred Müzekker Muhatabق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2اِنَّمَٓاinnemāancakHarf-i Nasb+Engel Eki
3اَنَا۬enābenZamir
5وَمَاve māve yokturBağlaç+Harf-i Nefi
6مِنْminhiçbirHarf-i Cer
8اِلَّاillābaşkaHasr Edatı
9اللّٰهُ(a)llahuAllah'tanLafza-i Celal
10الْوَاحِدُl-vāHidutekMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.
11الْقَهَّارُl-ḳahhārukahredenMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatق ه رEzmek, birine karşı zorlamak, boyun eğdirmek, alt etmek, güç veya kuvvette üstün olmak, baskı altına almak, hakimiyet kurmak, zorlamak, sert davranmak, engellemek. Kahir - efendi, muzaffer, boyun eğdiren.