Sad Suresi 23. Ayet — Elfaz
İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."
1اِنَّinnedoğrusuHarf-i Nasb
2هٰذَٓاhāƶābuİşaret Zamiri
4لَهُlehuvardırHarf-i Cer+Zamir
8وَلِيَve li yebenim ise vardırHaliye Edatı+Harf-i Cer+Zamir
11فَقَالَfe ḳālefakat (kardeşim) dediİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
12اَكْفِلْنِيهَاekfilnīhāonu da bana verEmir Fiil+Zamir+ZamirEmir · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıك ف لBaşka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak.
13وَعَزَّنِيve ǎzzenīve bana ağır bastıBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert
14فِيfīHarf-i Cer
15الْخِطَابِl-ḣiTābikonuşmadaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.