Saffat Suresi 177. Ayet — Elfaz
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
1فَاِذَاfe iƶāzamanİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2نَزَلَnezele(azab) indiğiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.
3بِسَاحَتِهِمْbi sāHatihimyurtlarınaHarf-i Cer+İsim+Zamirس و حToplanmak, dolaşmak, gezinmek, seyahat etmek, serbest kalmak, akıp gitmek, uzayıp gitmek
4فَسَاءَfe sā'ene kötü olurİsti'nafiye Edatı+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek
5صَبَاحُSabāHusabahıİsimص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.
6الْمُنْذَرِينَl-munƶerīneuyarılmış olanlarınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.