Saffat Suresi 148. Ayet — Elfaz
Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
1فَاٰمَنُواfe āmenūve inandılarBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
2فَمَتَّعْنَاهُمْfe metteǎ'nāhumbiz de onları geçindirdikİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tef'îl Bâbıم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.
3اِلٰىilākadarHarf-i Cer
4حِينٍHīninbir süreyeİsimح ي نVarmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek