"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُ۬ا الْمُبِينُ
inne hāƶā le huve l-belā'u l-mubīnu
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir sınamaydı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir sınamaydı.
Adem Uğur
Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.
Ahmed Hulusi
Muhakkak ki bu apaçık bir beladır (öğretici, idrak ettirici deneyim)!
Ahmet Tekin
Bu, işte bu, açık açık bir imtihandır.
Ahmet Varol
Doğrusu bu apaçık bir imtihandı.
Ali Bulaç
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Ali Fikri Yavuz
Muhakkak ki bu, açık bir imtihandı.
Ali Rıza Safa
Aslında, işte bu, gerçekten apaçık bir sınavdı.
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz bu büyük bir imtihandır.
Bekir Sadak
Dogrusu bu apacik bir deneme idi.
Celal Yıldırım
Şüphesiz bu, açık bir imtihan idi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı.
Diyanet İşleri
"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."
Diyanet İşleri (eski)
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.
Diyanet Vakfi
(103-106) Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
«Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.» (dedik)
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı, dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz ki bu açık bir ibtila, kat'i bir imtihan
Erhan Aktaş
Bu, kesin olarak apaçık bir beladır.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Bu, kesin olarak apaçık bir beladır.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Bu, kesin olarak apaçık bir beladır.
Fizilal-il Kuran
Gerçekten bu apaçık bir imtihan idi.
Gültekin Onan
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Hamdi Döndüren
Gerçekten bu, apaçık bir sınama idi.
Hasan Basri Çantay
Hakıykat, bu, apaçık ve kat'i bir imtihandı.
Hasib Asutay
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandır.
Hayrat Neşriyat
(103-106) Böylece (ikisi de) teslîm olup (İbrâhîm) onu alnının bir tarafı (yere gelecek şekilde, yanı) üzerine yere yatırınca, artık ona: 'Ey İbrâhîm! Hakikaten rüyâya sadâkat gösterdin! İşte biz iyilik edenleri böyle mükâfâtlandırırız. Şübhesiz ki bu, gerçekten apaçık bir imtihandır!' diye seslendik.
İbni Kesir
Muhakkak ki bu, apaçık bir imtihandı.
Mehmet Okuyan
Bu, apaçık bir imtihandı.
Muhammed Esed
çünkü bu, gerçekten apaçık bir sınama idi.
Mustafa İslamoğlu
Hiç şüphesiz bu, elbet apaçık bir sınavdı.
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir imtihandır.
Ömer Öngüt
Bu gerçekten apaçık bir imtihandı.
Suat Yıldırım
Bu, gerçekten pek büyük bir imtihandı.
Süleyman Ateş
Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.
Süleymaniye Vakfı
Gerçekten bu, apaçık yıpratıcı bir imtihandır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Gerçekten bu, yıpratıcılığı açık bir imtihandı."
Şaban Piriş
Bu, elbette apaçık bir imtihandı.
Tefhim-ul Kuran
Doğrusu bu, apaçık bir imtihandı.
Ümit Şimşek
Hiç kuşku yok ki bu apaçık bir sınavdı.
Yaşar Nuri Öztürk
"Bu, hiç kuşkusuz apaçık imtihanın ta kendisiydi."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Həqiqətən də bu, açıq-aydın bir imtahandır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Şübhəsiz ki, bu, açıq-aydın bir imtahan idi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Das war die offenkundige Prüfung.
Almanca — Der Edle Quran
Das ist wahrlich die deutliche Prüfung.
Almanca — M. A. Rassoul
Wahrlich, das ist offenkundig eine schwere Prüfung.
Almanca — Muhammad Zaidan
Gewiß, dies war doch die eindeutige Prüfung.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
This was indeed a severe but a sure test of action and reaction echoing the true belief and the prevalent inclination.
Abdul Haleem
it was a test to prove [their true characters]-
Abdullah Yusuf Ali
For this was obviously a trial-
Abul A'la Maududi
This was indeed a plain trial.
Aisha Bewley
This was indeed a most manifest trial.
Al-Hilali & Khan
Verily, that indeed was a manifest trial.
Ali Quli Qarai
This was indeed a manifest test. ’
Amatul Rahman Omar
That was obviously a disciplinary test (crowned with a mighty reward, )
Arthur John Arberry
This is indeed the manifest trial. '
Bijan Moeinian
This was indeed a great test.
E. Henry Palmer
This is surely an obvious trial. '
Edip-Layth
Surely, this was an exacting test.
George Sale
Verily this was a manifest trial.
Hamid S. Aziz
Most surely this is a manifest trial.
Mahmoud Ghali
Surely this is indeed what is the evident trial. "
Marmaduke Pickthall
Lo! that verily was a clear test.
Mohamed Ahmed - Samira
That was indeed a trying test.
Muhammad Asad
for, behold, all this was indeed a trial, clear in itself.
Mustafa Khattab
That was truly a revealing test.
Progressive Muslims
Surely, this was an exacting test.
Sahih International
Indeed, this was the clear trial.
Sam Gerrans
This was the clear trial.
Shabbir Ahmed
This was indeed a Trial, clear in itself. (Leaving the prestigious office of Chief Priesthood in Babylon and now the comfort of Syria for the wilderness of Makkah).
Syed Vickar Ahamed
Indeed, it was clearly a trial (for Ibrahim)—
Taqi Usmani
This was indeed a trial that clearly demonstrated (their obedience).
The Monotheist Group
Surely, this was an exacting test.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Cʹétait là certes, lʹépreuve manifeste.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman ev a ha, her îmtihaneke aşkera ye.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Dit was duidelijk een beproeving.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
Waarlijk, dit was eene duidelijke proef.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Поистине, это [принесение в жертву собственного сына] – явное испытание (которое показывает истинность веры человека).
Rusça — Osmanov
Воистину, это и есть явное испытание.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
detta var klart och tydligt en prövning.