Al-i İmran Suresi 200. Ayet — Elfaz
Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!Nida Edatı+İsim
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3اٰمَنُواāmenūinanan(lar)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
4اصْبِرُواSbirūsabredinEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.
5وَصَابِرُواve Sābirūve sabırda direninBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · Mufâ'ale Bâbıص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.
6وَرَابِطُواve rābiTūve savaşa hazırlıklı, uyanık bulununBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · Mufâ'ale Bâbıر ب طBağlamak, sıkıştırmak, bağlı olmak, uyum sağlamak, güçlendirmek, (çapa) atmak, sağlam olmak, (düşman sınırında) konuşlanmak, nöbet tutmak, bir şeye sebatla devam etmek/uygulamak, bir şeyde kalmak veya olmak, ordu, donatmak, tahkim etmek, desteklemek, her zaman hazır olmak, bir etkiye karşı hazırlanmak. Ribat - süvari birliği, bağlar.
7وَاتَّقُواve tteḳūve korkunBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi
8اللّٰهَ(a)llaheAllah'tanLafza-i Celal
9لَعَلَّكُمْleǎllekumumulur kiHarf-i Nasb+Zamir
10تُفْلِحُونَtufliHūnebaşarıya eresinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıف ل حyarmak/yarık/çatlamak/bölmek/yarma, izli/pullukla sürmek/toprak işlemek, tarım, toprağı işlemek, müreffeh olmak/başarılı olmak, elde etmek/kazanmak, mesut olmak, bağımsız olmak, kalıcılık/süreklilık/dayanma gücü