Al-i İmran Suresi 130. Ayet — Elfaz
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!Nida Edatı+İsim
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3اٰمَنُواāmenūinanan(lar)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
4لَاlāNehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
5تَأْكُلُواte'kulūyemeyinMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler
6الرِّبٰٓواr-ribāribaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimر ب وArtmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba (karşılaştırmalı form) - daha çok, daha fazla artmış.
9وَاتَّقُواve tteḳūve korkunBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişi
10اللّٰهَ(a)llaheAllah'tanLafza-i Celal
11لَعَلَّكُمْleǎllekumumulur kiHarf-i Nasb+Zamir
12تُفْلِحُونَtufliHūnekurtuluşa erersinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıف ل حyarmak/yarık/çatlamak/bölmek/yarma, izli/pullukla sürmek/toprak işlemek, tarım, toprağı işlemek, müreffeh olmak/başarılı olmak, elde etmek/kazanmak, mesut olmak, bağımsız olmak, kalıcılık/süreklilık/dayanma gücü