Ankebut Suresi 60. Ayet — Elfaz
Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
1وَكَاَيِّنْve keeyyinnicesi var kiBağlaç+İsim
2مِنْmin-danHarf-i Cer
3دَابَّةٍdābbetincanlı(lar)-İsimد ب بyavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmak
4لَاlāHarf-i Nefi
5تَحْمِلُteHmilutaşıyamazMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmek
7اَللّٰهُ(a)llahuAllahLafza-i Celal
8يَرْزُقُهَاyerzuḳuhāonları da beslerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.
9وَاِيَّاكُمْve iyyākumsizi deBağlaç+Zamir
10وَهُوَve huveve OBağlaç+Zamir
11السَّمِيعُs-semīǔişitendirMarife (Belirlilik Takısı)+İsimس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak
12الْعَلِيمُl-ǎlīmubilendirMarife (Belirlilik Takısı)+Sıfatع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname