Ankebut Suresi 28. Ayet — Elfaz
Lut'u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."
1وَلُوطًاve lūTenve LutBağlaç+Özel İsim
2اِذْiƶhaniZaman Zarfı
3قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
4لِقَوْمِهِli ḳavmihikavmineHarf-i Cer+İsim+Zamirق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
5اِنَّكُمْinnekumşüphesiz sizHarf-i Nasb+Zamir
6لَتَأْتُونَle te'tūnegidiyorsunuzLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
7الْفَاحِشَةَl-fāHişetebir fuhşaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimف ح شAşırı/ölçüsüz/muazzam/fahiş/gereğinden fazla/ölçüsüz olmak, iğrenç/kötü/şer/yakışıksız/ahlaksızlık/iğrenç, müstehcen/kaba/açık saçık, yasak olan aşırılığı işlemek, sınırları/limitleri aşmak, açgözlü, zina/fuhuş.
8مَاmāyapmadığıHarf-i Nefi
9سَبَقَكُمْsebeḳakumsizden önceMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibس ب قGeçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmak
10بِهَاbihāonuHarf-i Cer+Zamir
11مِنْminhiçHarf-i Cer
13مِنَmine-denHarf-i Cer
14الْعَالَمِينَl-ǎālemīnealemler-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname