İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.

وَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّبِعُوا سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَايَاكُمْ وَمَا هُمْ بِحَامِلِينَ مِنْ خَطَايَاهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

ve ḳāle (e)lleƶīne keferū li(e)lleƶīne āmenū ttebiǔ sebīlenā ve l neHmil ḣaTāyākum ve mā hum bi Hāmilīne min ḣaTāyāhum min şey'in innehum le kāƶibūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi(ler)
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar edenler
4لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere
5اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlara
6اتَّبِعُواttebiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmeksiz uyun
7سَبِيلَنَاsebīlenāس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepbizim yolumuza
8وَلْنَحْمِلْve l neHmilح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekve biz taşırız
9خَطَايَاكُمْḣaTāyākumخ ط اYanlış yapmak, hata yapmak, ceza gerektiren bir günah/suç/itaatsizlik yapmak, kasıtlı veya kasıtsız bir hata/kusur işlemek, yanlış bir yol izlemek (kasıtlı veya değil), bir şeyin kaçırılmasına veya atlanmasına neden olmak, bir şeyi kaçırmak (veya isabet ettirememek), bir şeyden sapmak veya uzaklaşmak, ulaşılamaz olmak, birinin hata yapmasına neden olmak, yanlış bir hareket/hata/kusur gibi davranmak.sizin hatalarınızı
10وَمَاve māoysa değillerdir
11هُمْhumkendileri
12بِحَامِلِينَbi Hāmilīneح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmektaşıyacak
13مِنْmin-ndan
14خَطَايَاهُمْḣaTāyāhumخ ط اYanlış yapmak, hata yapmak, ceza gerektiren bir günah/suç/itaatsizlik yapmak, kasıtlı veya kasıtsız bir hata/kusur işlemek, yanlış bir yol izlemek (kasıtlı veya değil), bir şeyin kaçırılmasına veya atlanmasına neden olmak, bir şeyi kaçırmak (veya isabet ettirememek), bir şeyden sapmak veya uzaklaşmak, ulaşılamaz olmak, birinin hata yapmasına neden olmak, yanlış bir hareket/hata/kusur gibi davranmak.onların hataları-
15مِنْminhiçbir
16شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
17اِنَّهُمْinnehumelbette onlar
18لَكَاذِبُونَle kāƶibūneك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.tamamen yalancıdırlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kâfir olanlar, iman edenlere bizim yolumuza uyun dediler, hatalarınızı biz yükleniriz; halbuki onlar, bunların hatalarından hiç mi hiç, bir şey yüklenemezler, şüphe yok onlar, yalancılardır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kâfir olanlar, iman edenlere bizim yolumuza uyun dediler, hatalarınızı biz yükleniriz; halbuki onlar, bunların hatalarından hiç mi hiç, bir şey yüklenemezler, şüphe yok onlar, yalancılardır.

Adem Uğur

Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.

Ahmed Hulusi

Hakikat bilgisini inkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Bizim anlayışımıza uyun, sizin suçlarınızı (günahlarınızı) biz yüklenelim!" İnkarcılar, onların suçlarının veballerinden hiçbir şey yüklenmezler. . . Muhakkak ki onlar yalancılardır.

Ahmet Tekin

Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, iman edenlere: 'Bizim yolumuzu, bizim hayat tarzımızı benimseyin, sizin günahlarınızı biz yüklenelim.' derler. Halbuki onlar, hiçbir şekilde, mü’minlerin günahlarını yüklenecek değiller. Belli ki onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.

Ahmet Varol

İnkar edenler iman edenlere: 'Bizim yolumuza uyun sizin hatalarınızı biz yüklenelim' dediler. Oysa onlar bunların hatalarından bir şey yüklenecek değillerdir. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Ali Bulaç

İnkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim." Oysa kendileri, onların hatalarından hiç bir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar, elbette yalancıdırlar.

Ali Fikri Yavuz

O küfre varanlar (Mekke kâfirleri), iman edenlere şöyle dediler: “- Bizim yolumuza (putlara ibadetten ibaret olan dinimize) uyun da sizin günahlarınızı biz yüklenelim.” Halbuki bunların günahlarından hiç bir şey yüklenici değillerdir onlar. Şübhesiz ki onlar (sözlerinde) yalancıdırlar.

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenler, inananlara, şöyle dediler: "Bizim yolumuzu izleyin; suçlarınızı biz yükleniriz!" Oysa onların suçlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Aslında, onlar yalancıdır.

Bayraktar Bayraklı

Kafirler, iman edenlere, "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim" derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.

Bekir Sadak

Inkar edenler inananlara: «Bizim yolumuza uyun da sizin gunahlarinizi biz tasiyalim» derler. Oysa onlarin gunahlarindan hicbirini yuklenecek degillerdir. Dogrusu onlar yalancidirlar.

Celal Yıldırım

İnkâr edenler, imân edenlere derler ki: «Siz bizim yolumuza uyun, kusur ve günahlarınızı yüklenelim». Halbuki onların kusur ve günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Onlar şüphen olmasın ki yalancılardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İnkârcılar müminlere, “Gelin bizim yolumuza uyun, günahınızı biz yüklenelim” derler. Oysa onların hiçbir günahını gerçekten yüklenecek değillerdir; hakikatte onlar katıksız yalancılardır.

Diyanet İşleri

İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.

Diyanet İşleri (eski)

İnkar edenler inananlara: 'Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım' derler. Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar.

Diyanet Vakfi

Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kâfirler, iman edenlere, «Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim» derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de küfredenler o iman etmiş olanlara: "Bizim yolumuza uyun, biz de sizin günahlarınızı yüklenelim!" dediler. Oysa onlar, onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir ve onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de küfredenler o iyman etmiş olanlara: "bizim yolumuza uyun, günahlarınızı da yüklenelim" dediler, halbuki onlar onların günahlarından hiç bir şey yüklenecek değiller ve elbette onlar kat'ıyyen yalancılar

Erhan Aktaş

Kafirler: İman Edenler'e: "Bizim yolumuza uyun, sizin yanlışlarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirler: İnananlara: "Bizim yolumuza uyun, sizin yanlışlarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörler: inananlara: "Bizim yolumuza uyun, sizin hatalarınızı biz üstlenelim." dediler. Oysa onlar, başkalarının hatalarından hiçbir şey üstlenemezler. Kesinlikle onlar yalancıdırlar.

Fizilal-il Kuran

Kâfirler, mü'minlere «Bizim yolumuzu izleyin de günahlarınızı biz yüklenelim» derler. Oysa onların, mü'minlerin omuzlarındaki hiçbir günahı yüklenmeleri söz konusu değildir. Onlar kesinlikle yalan söylüyorlar.

Gültekin Onan

Küfredenler inananlara dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim." Oysa kendileri onların hatalarından hiç bir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar, elbette yalancıdırlar.

Hamdi Döndüren

İnkâr edenler, iman edenlere, “Siz, bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yükleniriz!” dediler. Oysa kendileri onların hatalarından hiçbir şeyi taşıyacak değillerdir. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Hasan Basri Çantay

O kafirler, iman edenlere dedi (ler) ki: "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim". Halbuki onlar bunların günahlarından hiçbir şey yüklenici değildirler. Şübhesiz ki onlar kat'iyyen yalancıdırlar.

Hasib Asutay

Kâfirler, iman edenlere, 'Bizim yolumuza uyun, sizin günâhlarınızı biz yüklenelim ' derler. Hâlbuki onların hiçbir günâhını yüklenecek değillerdir. Gerçekten onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Hayrat Neşriyat

İnkâr edenler ise, îmân edenlere: 'Bizim yolumuza uyun da, sizin hatâlarınızı yüklenelim (günâhınız bizim olsun)!' derler. Hâlbuki onlar, bunların hatâlarından hiçbir şey yüklenecek kimseler değillerdir. Şübhesiz onlar gerçekten yalancıdırlar.

İbni Kesir

Küfredenler, inananlara derler ki: Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım. Halbuki onların günahlarından hiç birini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanlar iman edenlere “Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı da biz yüklenelim!” derler. (Oysa) günahlarından hiçbir şeyi asla yüklenici değillerdir. Şüphesiz ki onlar yalancıdır.

Muhammed Esed

Ve (O, şunu da bilir ki,) hakkı inkar edenler, (her zaman olduğu gibi,) inananlara: "(Gelin) bizim (hayat) tarzımıza uyun, günahlarınız bizim boynumuza!" derler. Halbuki onlar, (bu şekilde yanılttıkları kimselerin) hiçbir günahını yüklenmezler: Dikkat edin, onlar yalancıdırlar!

Mustafa İslamoğlu

Nitekim (O şunu da bilir ki), inkar edenler iman edenlere; "Siz bizim yaşam biçimimize uyun, günahınız bizim boynumuza olsun" derler. Oysa ki onlar berikilerin hiçbir günahını yüklenecek değiller; besbelli ki onlar sadece yalancıdırlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o kâfir olanlar, imân edenlere dedi ki: «Bizim yolumuza tâbi olun ve biz sizin hatalarınızı yüklenelim.» Halbuki onlar, bunların hatalarından bir şey yüklenici değildirler. Şüphe yok ki, onlar elbette yalancılardır.

Ömer Öngüt

Kâfirler iman edenlere: “Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz yüklenelim. ” derler. Oysa onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekten onlar yalancıdırlar.

Suat Yıldırım

Kâfirler müminlere: "Bizim yolumuza tâbi olun, günahlarınız bizim boynumuza, yükünüzü biz taşırız" derler. Oysa bunlar, ötekilerin hiçbir günahını yüklenmezler. Onlar açıkça yalancıdırlar.

Süleyman Ateş

İnkar edenler, inananlara: "Siz bizim yolumuza uyun. Sizin hatalarınızı biz taşırız" dediler. Oysa kendileri, onların hatalarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar tamamen yalancıdırlar.

Süleymaniye Vakfı

Kafirlik edenler, inananlara: "Siz, bizim yolumuzu takip edin! Biz sizin hatalarınızı da yükleniriz" derler. Halbuki onlar, müminlerin hatalarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kafirler, müminlere şöyle derler: "Yolumuza girin, günahlarınızı üstlenelim." Oysa bunların günahlarından bir tanesini bile üstlenecek değillerdir. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Şaban Piriş

İnkarcılar, müminlere derler ki: -Bizim yolumuza uyun, sizin günahınızı da biz taşıyalım. Onların günahlarından hiçbir şey taşıyacak değillerdir. Onlar, yalancıdırlar.

Tefhim-ul Kuran

Küfre sapanlar, iman etmekte olanlara dedi ki: «Siz bizim yolumuzu izleyin, sizin hatalarınızı biz yüklenelim.» Oysa kendileri, onların hatalarından hiç bir şeyi yüklenecek değiller. Gerçekten onlar, elbette yalancılardır.

Ümit Şimşek

İnkâr edenler, iman edenlere dediler ki: 'Bize uyun; günahınızı biz yükleniriz.' Oysa onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir; onlar yalan söylüyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

İnkar edenler, iman edenlere dediler ki: "Bizim yolumuzu izleyin, sizin günahlarınızı biz taşırız." Oysa onlar, iman edenlerin günahlarından hiçbir şeyin taşıyıcısı değillerdir. Gerçek şu ki, onlar tamamen yalancıdırlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlər möminlərə: “Bizim yolumuzla gedin, günahlarınızı öz üstümüzə götürək”– deyirlər. Halbuki onların heç biri heç kimin günahının altına girən deyildir. Şübhəsiz ki, onlar yalançıdırlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kafir olanlar iman gətirənlərə dedilər: ″Bizim yolumuza (dinimizə) tabe olun. Günahlarınızı öz boynumuza götürərik″. Halbuki onların (iman gətirənlərin) heç bir günahını öz boyunlarına götürməzlər. Onlar, həqiqətən, yalançıdırlar!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungläubigen sagen den Gläubigen: ʺFolgt unserem Weg! Wir werden eure Sünden tragen.ʺ Sie werden aber nichts von ihren Sünden tragen können. Sie sind Lügner.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die ungläubig sind, sagen zu denjenigen, die glauben: ʺFolgt unserem Weg. Laßt uns eure Verfehlungen tragen.ʺ Tragen werden sie aber nichts von ihren Verfehlungen, denn sie sind fürwahr Lügner.

Almanca — M. A. Rassoul

Und die Ungläubigen sagen zu denen, die glauben: ʺWenn ihr unserem Weg folgt, so wollen wir eure Sünden tragen.ʺ Sie können doch nichts von ihren Sünden tragen. Sie sind gewiß Lügner.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die Kufr betrieben haben, sagten zu denjenigen, die den Iman verinnerlicht haben: ʺFolgt unserem Weg und wir werden euch doch eure Verfehlungen abnehmen.ʺ Doch sie werden ihnen von ihren Verfehlungen nichts abnehmen. Gewiß, sie sind doch Lügner.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And the infidels say to those who are true to Allah's system of faith and worship: "Follow our system of faith and worship and We will hold ourselves responsible for your sins and morally accountable for your actions, when in fact never shall they bear the wrongs of others, they are indeed pathological liars.

Abdul Haleem

Those who disbelieve say to the believers, ‘Follow our path and we shall bear [the consequences for] your sins,’ yet they will not do so––they are liars.

Abdullah Yusuf Ali

And the Unbelievers say to those who believe: "Follow our path, and we will bear (the consequences) of your faults." Never in the least will they bear their faults: in fact they are liars!

Abul A'la Maududi

The unbelievers say to the believers: "Follow our way and we will carry the burden of your sins." (They say so even though) they are not going to carry any part of their sins. Surely they are lying.

Aisha Bewley

Those who are kafir say to those who have iman, ‘Follow our way and we will bear the weight of your mistakes. ’ They will not bear the weight of a single one of their mistakes. Truly they are liars.

Al-Hilali & Khan

And those who disbelieve say to those who believe: "Follow our way and we will verily bear your sins." Never will they bear anything of their sins. Surely, they are liars.

Ali Quli Qarai

The faithless say to the faithful, ‘Follow our way and we will bear [responsibility for] your iniquities. ’ They will not bear anything of their iniquities. They are indeed liars.

Amatul Rahman Omar

And those who disbelieve say to those who believe, `Follow our way and we will bear (the consequences of) your sins (at the time of judgment), whereas they can bear nothing whatsoever of their sins. They are as a matter of fact liars.

Arthur John Arberry

The unbelievers say to the believers, 'Follow our path, and let us carry your offences'; yet they cannot carry anything, even of their own offences; they are truly liars.

Bijan Moeinian

The disbelievers say to the believers: "Follow our way of life and do not worry; [if there should be such thing as the Day of the Judgment, ] We will accept the responsibility for your sins. " Know that they are the liars and [when the Day of the Judgment comes] they will not bear the burden of nobody’s sin.

E. Henry Palmer

And those who misbelieved said to those who believed, 'Follow our path, we will bear your sins;' but they could not bear their sins at all; verily, they are liars!

Edip-Layth

Those who rejected said to those who acknowledged: "Follow our path and we will carry your sins." But they cannot carry anything from their sins, they are liars!

George Sale

The unbelievers say unto those who believe, follow our way; and we will bear your sins. Howbeit they shall not bear any part of their sins; for they are liars:

Hamid S. Aziz

Allah surely knows those who believe, and surely knows the hypocrites.

Mahmoud Ghali

And the ones who have disbelieved said to the ones who have believed, "Closely follow our way and let us carry your sins. " And in no way can they carry anything of their sins. Surely they are indeed liars.

Marmaduke Pickthall

Those who disbelieve say unto those who believe: Follow our way (of religion) and we verily will bear your sins (for you). They cannot bear aught of their sins. Lo! they verily are liars.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who deny say to those who affirm: "Follow our way; we shall carry the burden of your sins. " But they cannot carry the burden of their sins in the least. They are liars indeed.

Muhammad Asad

And [He is aware, too, that] they who are bent on denying the truth speak [thus, as it were,] to those who have attained to faith: "Follow our way [of life], and we shall indeed take your sins upon ourselves!" But never could they take upon themselves aught of the sins of those [whom they would thus mislead]: behold, they are liars indeed!

Mustafa Khattab

The disbelievers say to the believers, "˹Just˺ follow our way, and we will bear ˹the burden of˺ your sins." But they would never ˹want to˺ bear any of the believers’ sins. They are simply lying.

Progressive Muslims

And those who rejected said to those who believed: "Follow our path and we will carry your sins. " But they cannot carry anything from their sins, they are liars!

Sahih International

And those who disbelieve say to those who believe, "Follow our way, and we will carry your sins. " But they will not carry anything of their sins. Indeed, they are liars.

Sam Gerrans

And those who ignore warning say to those who heed warning: “Follow our path and we will bear your offences.” But they will not bear anything of their offences; they are liars.

Shabbir Ahmed

And some rejecters tell the believers, "Follow our way and we will bear your faults. " Never in the least will they bear their faults. Behold, they are liars indeed.

Syed Vickar Ahamed

And those who disbelievers say to those who believe: "Follow our path, and we will bear (the burden) of your faults. " Never (and not) in the least will they bear (the burden of) their faults: In fact they are liars!

Taqi Usmani

Those who disbelieve say to those who believe, "Follow our way, and we will bear the burden of your sins." And they are not (able) to bear the burden of their sins in the least. Indeed they are pure liars.

The Monotheist Group

And those who rejected said to those who believed: "Follow our path and we will carry your mistakes." But they cannot carry anything from their mistakes, they are liars!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux qui ne croient pas disent à ceux qui croient; ʺSuivez notre sentier, et que nous supportions vos fautesʺ. Mais ils ne supporteront rien de leurs fautes. En vérité ce sont des menteurs.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên kafir bûne ji bawermendan re dibêjin: Bidin pey riya me, em ê gunehên we jî hilgirin. Hal ev e ku ji gunehên wan ew nikarin tiştekî hilgirin. Bêguman ew derewker in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die ongelovig zijn zullen tegen hen die geloven zeggen: ʺVolgt onze weg, dan zullen wij jullie fouten dragen.ʺ Zij zullen echter niets van hun fouten dragen; zij zijn leugenaars.

Hollandaca — Salomo Keyzer

De ongeloovigen zeggen tot hen die gelooven: Volg onzen weg, en wij zullen uwe zonden dragen. Zij zullen echter geenerlei deel hunner zonden dragen; want zij zijn leugenaars.

Hollandaca — Siregar

En degenen die ongelovig zijn, zeggen tegen degenen die geloven: ʺVolgt onze weg, dan zullen wij zeker jullie zonden dragen.ʺ Maar zij dragen geen enkele zonde van hen. Voorwaar, zij zijn zeker leugenaars.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, которые стали неверующими, тем, которые уверовали: «(Оставьте ту веру, с которой пришел Мухаммад и) идите по нашему пути [придерживайтесь нашей веры], и мы возьмем на себя ваши грехи». Но не возьмут они на себя нисколько из их грехов. Ведь воистину, они – однозначно, лгут!

Rusça — Osmanov

Те, которые не уверовали, говорят тем, которые веруют: ʺСледуйте по нашему пути, и тогда мы понесем [бремя] ваших греховʺ. Но ведь они никак не могут взять на себя [бремя] их грехов. Несомненно, они лгут.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och förnekarna av sanningen säger till de troende: ʺFölj vår väg så skall vi ta på oss era synder!ʺ Men de kan inte ta på sig (dessa troendes) synder - vad de säger är ren lögn!