İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

تِلْكَ الدَّارُ الْاٰخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِي الْاَرْضِ وَلَا فَسَادًا وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

tilke d-dāru l-āḣiratu nec'ǎluhā li(e)lleƶīne lā yurīdūne ǔluvven fī l-erDi ve lā fesāden ve l-ǎāḳibetu li l-mutteḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تِلْكَtilkeişte
2الدَّارُd-dāruد و رDönmek, devretmek, dolaşmakyurdu
3الْاٰخِرَةُl-āḣiratuا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımahiret
4نَجْعَلُهَاnec'ǎluhāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakonu veririz
5لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere
6لَا
7يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istemeyen(ler)
8عُلُوًّاǔluvvenع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmakböbürlenmeyi
9فِي
10الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
11وَلَاve lāve ne de
12فَسَادًاfesādenف س دyozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet.bozguncuğu
13وَالْعَاقِبَةُve l-ǎāḳibetuع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.ve sonuç
14لِلْمُتَّقِينَli l-mutteḳīneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişisakınanlarındır

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İşte âhiret yurdu; biz onu, yeryüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz ve sonuç, çekinenlerindir.

Abdulkadir Gölpınarlı

İşte âhiret yurdu; biz onu, yeryüzünde yücelik ve bozgunculuk dilemeyenlere veririz ve sonuç, çekinenlerindir.

Adem Uğur

İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkıbet, takvâ sahiplerinindir.

Ahmed Hulusi

İşte Gelecek Yurdu (ölümsüzlük boyutu)! Onu, dünyada (beden yaşamında) başkalarına üstünlük taslamayan ve düzene uyanlar için oluştururuz. . . Mutlu gelecek (Allah için) korunanlarındır!

Ahmet Tekin

İşte âhiret yurdu, ebedî yurt denilen nihaî hedef budur. Biz onu, yeryüzünde, ülkede böbürlenmeyi, zorbalığı, diktatörlüğü ve bozgunculuğu gönlünden geçirmeyen kimselere nasip ederiz. En güzel âkıbet müttakilerindir, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanların, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minlerindir.

Ahmet Varol

İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuğu istemeyenlere veririz. Sonuç (Allah'ın azabından) sakınanlarındır.

Ali Bulaç

İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir.

Ali Fikri Yavuz

Şu ahiret yurdunu (cenneti) biz, yeryüzünde ne bir zulüm, ne de bir fesad istemiyen kimselere veririz. İyi akıbet (cennet, Allah’ın razı olmadığı şeylerden) sakınanlarındır.

Ali Rıza Safa

İşte, Sonsuz Yaşam Ülkesi! Onu, yeryüzünde büyüklük taslamayanlara ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere vereceğiz. Çünkü sonuç, sorumluluk bilinci taşıyanlarındır.

Bayraktar Bayraklı

İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmak istemeyen kimselere veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir.

Bekir Sadak

Bu ahiret yurdunu, yeryuzunde boburlenmeyi ve bozgunculugu istemeyen kimselere veririz. Sonuc Allah'a karsi gelmekten sakinanlarindir.

Celal Yıldırım

İşte Âhiret yurdu! Onu yeryüzünde ne böbürlenip başkasına te peden bakmak, ne de fesâd çıkarmak arzu ve isteğinde olmayanlara veririz, iyi sonuç (Allah'tan) korkup (fenalıklardan) sakınanlarındır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İşte âhiret yurdu. Onu yeryüzünde haksız üstünlük kurmak ve bozgunculuk çıkarmak istemeyenler için hazırlamış bulunuyoruz. İyi son, Allah’a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

Diyanet İşleri

İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Diyanet İşleri (eski)

Bu ahiret yurdunu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Diyanet Vakfi

İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) âkıbet, takvâ sahiplerinindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. (En güzel) akıbet, takva sahiplerinindir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O ahiret evini (son yurdu) onu, yeryüzünde ne böbürlenme ve ne de bozgunculuk yapmak isteyenlere veririz. Ve o mutlu son takva sahiplerinindir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Ahıret evi (son yurd) biz onu öyle kimselere veririz ki yeryüzünde ne bir kibir ne de bir fesad istemezler, ve o akıbet korunan müttekılerindir

Erhan Aktaş

İşte ahiret yurdu! Onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için ayırdık. Gelecek takva sahiplerinindir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte ahiret yurdu! Onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için ayırdık. Gelecek takva sahiplerinindir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte ahiret yurdu! Onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için ayırdık. Gelecek takva sahiplerinindir.

Fizilal-il Kuran

İşte ahiret yurdu. Onu yeryüzünde böbürlenmeyen ve bozgunculuk yapmayanlara veririz. Güzel sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Gültekin Onan

İşte ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir.

Hamdi Döndüren

Ahiret yurduna gelince; Biz onu, yeryüzünde büyüklük taslamayı ve bozgunculuk çıkarmayı istemeyenlere vereceğiz. Çünkü iyi sonuç, sakınanlarındır.

Hasan Basri Çantay

İşte ahiret yurdu! Biz onu yer (yüzün) de ne teğallüb, ne fesad arzusuna düşmeyeceklere veririz. (İyi) sonuç (Allahın ıkaabından) sakınanlarındır.

Hasib Asutay

İşte âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir. (39) (39. Rivâyete göre Ömer b. Abdülaziz vefat edinceye kadar bu âyeti okumayı virt edinmişti.)

Hayrat Neşriyat

İşte âhiret yurdu! (Biz) onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve fesâdı istemeyenlere veririz. (Güzel) âkıbet ise, takvâ sâhiblerinindir.

İbni Kesir

İşte ahiret yurdu. Biz; onu, yeryüzünde böbürlenmeyen ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. Akıbet muttekilerindir.

Mehmet Okuyan

O ahiret yurduna gelince, biz onu yeryüzünde kibirlenmek ve bozgunculuk (yapmak) istemeyenler için hazırlıyoruz. (Mutlu) son, muttakîler (duyarlı olanlar) içindir.

Muhammed Esed

(Ama) ahiret yurduna gelince, Biz orayı yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmak istemeyen kimselere ayırmış bulunuyoruz; çünkü gelecek Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerindir.

Mustafa İslamoğlu

İşte orada (bir de) ahiret yurdu var! Biz orayı yeryüzünde büyüklük taslamayan ve fesat çıkarmak istemeyen kimselere tahsis ederiz: zira mutlu son sorumlu davrananların olacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

İşte ahiret yurdu, Biz onu yeryüzünde ne ululanmak ve ne de fesat çıkarmak istemeyen kimselere veririz ve akibet muttakîler içindir.

Ömer Öngüt

İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyen ve bozgunculuğu istemeyenlere veririz. Âkibet muttakilerindir.

Suat Yıldırım

Ama âhiret diyarına gelince: Biz orayı dünyada büyüklük taslamayanlara, fesatçılık ve bozgunculuk peşinde olmayanlara veririz. Hayırlı âkıbet, günahlardan sakınanlarındır.

Süleyman Ateş

İşte ahiret yurdu: Onu yeryüzünde böbürlenmek ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere veririz. (Güzel) sonuç, (günahlardan) sakınanlarındır.

Süleymaniye Vakfı

İşte son yurt! Orayı yeryüzünde üstünlük taslamak ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere has kılarız. Mutlu son takva sahiplerinin /kendini yanlışlardan koruyanların hakkıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte son yurt!.. Orası yeryüzünde büyüklük taslama arzusunda olmayanlar içindir. İyi son, korunanlar içindir.

Şaban Piriş

İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyen ve bozgunculuk istemeyenlere veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir.

Tefhim-ul Kuran

İşte ahiret yurdu biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç da takva sahiplerinindir.

Ümit Şimşek

İşte şu âhiret yurdunu, Biz yeryüzünde büyüklük taslayıp bozgunculuk yapmak istemeyen kimselere nasip ederiz. Âkıbet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde üstünlük taslamayanlarla bozgunculuk peşinde koşmayanlara veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Biz o Axirət yurdunu yer üzündə təkəbbürlük etmək və fitnə-fəsad törətmək istəməyənlərə nəsib edirik. Gözəl aqibət müttəqilərindir.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Diesen Paradiesgarten im Jenseits gewähren Wir den Gläubigen, die weder Macht auf Erden anstreben noch Unheil stiften. Das gute Ende gebührt den Frommen.

Almanca — Der Edle Quran

Das ist die jenseitige Wohnstätte. Wir bestimmen sie für diejenigen, die weder Überheblichkeit auf der Erde noch Unheil begehren. Und das (gute) Ende gehört den Gottesfürchtigen.

Almanca — M. A. Rassoul

Jene Wohnstatt im Jenseits ! Wir geben sie denen, die weder Selbsterhöhung auf Erden noch irgendein (anderes) Verderbnis begehren. Und der Ausgang ist für die Gottesfürchti gen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

That home, in the world to come where one's true affections and hopes centre and where one finds peace, rest, refuge, beatitude and bliss, we simply reserve for those who do not seek to attain a high status in the land in order to impose themselves on people and to play the tyrant nor do they play the mischief or create discord. A happy ending is an attribute to those in whose hearts reigns piety.

Abdul Haleem

We grant the Home in the Hereafter to those who do not seek superiority on earth or spread corruption: the happy ending is awarded to those who are mindful of God.

Abdullah Yusuf Ali

That Home of the Hereafter We shall give to those who intend not high-handedness or mischief on earth: and the end is (best) for the righteous.

Abul A'la Maududi

As for the Abode of the Hereafter, We shall assign it exclusively for those who do not seek glory on earth nor want to cause mischief. The God-fearing shall have the best end.

Aisha Bewley

That abode of the Next World– We grant it to those who do not seek to exalt themselves in the earth or to cause corruption in it. The successful outcome is for those who have taqwa.

Al-Hilali & Khan

That home of the Hereafter (i.e. Paradise), We shall assign to those who rebel not against the truth with pride[1] and oppression in the land nor do mischief by committing crimes. And the good end is for the Muttaqûn (the pious - See V.2:2).

Ali Quli Qarai

This is the abode of the Hereafter which We shall grant to those who do not desire to domineer in the earth nor to cause corruption, and the outcome will be in favour of the Godwary.

Amatul Rahman Omar

This is the Abode of the Hereafter, We assign it to those only who do not seek self-exaltation in the earth, nor corruption. Indeed, those who guard against evil shall meet a happy end.

Arthur John Arberry

That is the Last Abode; We appoint it for those who desire not exorbitance in the earth, nor corruption. The issue ultimate is to the godfearing.

Bijan Moeinian

I (God) have reserved the Paradise for those who do not seek domination in the earth nor get involved in corruption; the successful ones are those who are constantly minding their Lord.

E. Henry Palmer

That is the future abode; we make it for those who do not wish to be haughty in the earth, nor to do evil, and the end is for the pious.

Edip-Layth

Such will be the abode of the Hereafter; We reserve it for those who do not seek prestige on earth, nor corruption. The end belongs to the righteous.

George Sale

As to this future mansion of paradise, We will give it unto them who seek not to exalt themselves in the earth, or to do wrong; for the happy issue shall attend the pious.

Hamid S. Aziz

And on the morrow those who had yearned for his place the day before said, "Ah! Allah enlarges provision to whom He pleases of His servants, or He restricts it for whom He will. Had not Allah been gracious unto us, the earth would have cleft open and swallowed us also. Ah! The unbelievers never prosper."

Mahmoud Ghali

That is the Last Home. We make it for the ones who would not like exaltation in the earth nor corruption, and the (fortunate) End is for the pious.

Marmaduke Pickthall

As for that Abode of the Hereafter We assign it unto those who seek not oppression in the earth, nor yet corruption. The sequel is for those who ward off (evil).

Mohamed Ahmed - Samira

We shall give the mansion of the Hereafter to those who do not want to be haughty in the land and spread corruption. The future belongs to those who take heed for themselves and follow the straight path.

Muhammad Asad

As for that [happy] life in the hereafter, We grant it [only] to those who do not seek to exalt themselves on earth, nor yet to spread corruption: for the future belongs to the God-conscious.

Mustafa Khattab

That ˹eternal˺ Home in the Hereafter We reserve ˹only˺ for those who seek neither tyranny nor corruption on the earth. The ultimate outcome belongs ˹only˺ to the righteous.

Progressive Muslims

Such will be the abode of the Hereafter; We reserve it for those who do not seek prestige on Earth, nor corruption. And the end belongs to the righteous.

Sahih International

That home of the Hereafter We assign to those who do not desire exaltedness upon the earth or corruption. And the [best] outcome is for the righteous.

Sam Gerrans

That is the abode of the Hereafter We make for those who seek neither exaltedness nor corruption in the land. And the final outcome is for those of prudent fear.

Shabbir Ahmed

That Home of the Hereafter We shall give to those who do not seek to exalt themselves in the earth, nor do they seek corruption and disorder. And the Future belongs to those who walk aright.

Syed Vickar Ahamed

We will give that Home of the Hereafter to those who do not want arrogance or mischief on earth: And the end is (best) for the righteous.

Taqi Usmani

As for that Ultimate Abode (the Hereafter), We assign it to those who do not intend haughtiness on earth nor mischief. And the (best) end is for the God-fearing.

The Monotheist Group

Such will be the abode of the Hereafter; We reserve it for those who do not seek prestige on the earth, nor corruption; and the ending will be for the righteous.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cette Demeure dernière, Nous la réservons à ceux qui ne recherchent, ni à sʹélever sur terre, ni à y semer la corruption. Cependant, lʹheureuse fin appartient aux pieux.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ha ew mala axretê! Em wê didin ên ku li erdê bitrî û fesadiyê naxwazin. Encama (herî rind) ji bo teqwadaran e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat is de laatste woning. Wij geven haar aan hen die geen hovaardij op de aarde wensen en geen verdorvenheid. En het (goede) uiteinde komt de godvrezenden toe.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wat het toekomstige verblijf van het paradijs betreft, wij zullen het hun geven, die trachten, zich op aarde niet te buiten te gaan, of slecht te handelen; want eene gelukkige ontknooping wacht alleen den godvruchtige.

Hollandaca — Siregar

Dat Huis van het Hiernamaals (het Paradijs) schenken Wij aan hen, die niet hoogmoedig wensen te zijn op aarde en geen verderf (zaaien) en het (goede) einde is voor de Moettaqôen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Вот (это) – Обитель Вечности [Рай], Мы даем его тем, которые не желают превозноситься [быть высокомерными] на земле и (не желают) сеять беспорядок. А (благой) итог [Рай] (будет) для остерегающихся (наказания Аллаха) (исполняя Его повеления и отстраняясь от того, что Он запретил)!

Rusça — Osmanov

Будущий мир Мы даруем [лишь] тем, кто не стремится к высокому положению на земле, а также к нечестию. [Счастливый] исход - только богобоязненным.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De eviga boningarna skall Vi skänka dem som inte strävar efter makt och ära på jorden eller försöker störa ordningen och fördärva sederna där - den slutliga segern tillhör dem som fruktar Gud.