Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!

وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا فَسَاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرِينَ

ve emTarnā ǎleyhim meTaran fe sā'e meTaru l-munƶerīne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onlara öylesine bir yağmur yağdırdık ki, korkutulanlara yağan yağmur, ne de kötü yağmurdur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onlara öylesine bir yağmur yağdırdık ki, korkutulanlara yağan yağmur, ne de kötü yağmurdur.

Adem Uğur

Onların üzerlerine müthiş bir yağmur indirdik. Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan)ların yağmuru ne kötü olmuştur!

Ahmed Hulusi

Ve onların üzerine bir yağmur da yağdırdık ki! Uyarılanların yağmuru ne kötüdür!

Ahmet Tekin

Onların üzerine müthiş bir yağmur, taş yağdırdık. Sorumluluk, hesap ve cezanın hatırlatıldığı uyarılanların yağmuru ne berbat, ne korkunç yağmurdur.

Ahmet Varol

Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmurları ne kötü idi!

Ali Bulaç

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

Ali Fikri Yavuz

Onların üzerine öyle (taştan ibaret) bir yağmur yağdırdık ki!... O korkutulup da iman etmiyenlerin yağmuru ne kötüdür!...

Ali Rıza Safa

Ve onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

Bayraktar Bayraklı

Geride kalanların üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların bu yağmuru ne kötü idi!

Bekir Sadak

Geride kalanlarin uzerlerine bir yagmur yagdirdik. Uyarilan fakat yola gelmeyenlerin yagmuru ne kotu idi! *

Celal Yıldırım

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. O uyarılanların yağmuru ne kötüdür!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların üzerine müthiş bir yağmur indirdik; önceden uyarılmış olanların yağmuru ne korkunç oldu!

Diyanet İşleri

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!

Diyanet İşleri (eski)

Geride kalanların üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!

Diyanet Vakfi

Onların üzerlerine müthiş bir yağmur indirdik. Bu sebeple, uyarılan (fakat aldırmayan)ların yağmuru ne kötü olmuştur!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki, ne kötü idi uyarılanların yağmuru!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Ne kötüdür o uyarılmış olanların yağmuru!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onların üzerlerine öyle bir yağmur yağdırmıştık ki ne kötüdür o münzerin yağmuru?

Erhan Aktaş

Ve onların üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onların üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onların üzerlerine taştan yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru; çok kötü oldu.

Fizilal-il Kuran

Onların başlarına müthiş bir yağmur yağdırdık. Uyarıları umursamayanların başlarına yağan yağmur ne fenadır!

Gültekin Onan

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötüdür.

Hamdi Döndüren

Onların üzerine öyle bir (taş) yağmuru yağdırdık ki uyarılanların yağmuru ne kötü oldu!

Hasan Basri Çantay

Onların üstüne öyle bir yağmur yağdırdık ki... Ne kötü idi inzar edilenlerin yağmuru!

Hasib Asutay

Üzerlerine (müthiş) bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötü oldu!

Hayrat Neşriyat

Ve üzerlerine (taştan) bir yağmur yağdırdık. Artık o korkutulan (kâfir) kimselerin yağmuru, ne kötü idi!

İbni Kesir

Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü idi uyarılanların yağmuru.

Mehmet Okuyan

Üzerlerine büyük bir bela yağmuru yağdırmıştık. Uyarılanların (ama yola gelmeyenlerin) bela yağmuru ne de kötü (olmuştu)!

Muhammed Esed

Ve ötekilerin üzerine (yok edici) bir yağmur yağdırdık; uyarıl(dıkları halde aldırmay)anların uğradığı bu yağmur ne korkunç bir yağmurdur!

Mustafa İslamoğlu

Nihayet (bela) sağanağını üzerlerine boca ettik: ve uyarılan (fakat uslanmayan) kimselerin maruz kaldığı sağanağın ne berbat olduğunu (gösterdik)!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onların üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Artık ne fena oldu o korkutulmuş olanların yağmuru!

Ömer Öngüt

Üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki! Ne kötü idi azapla korkutulanların yağmuru!

Suat Yıldırım

Üzerlerine öyle berbat bir yağmur indirdik ki! Uyarılıp da aldırmayanların mâruz kaldıkları o yağmur ne fena bir yağmurdu!

Süleyman Ateş

Üzerlerine (pişmiş çamurdan bir taş) yağmur(u) indirdik. Uyarıl(ıp da aldırmay)anların yağmuru gerçekten ne kötü oldu!

Süleymaniye Vakfı

Üzerlerine bir yağmur (pişmiş balçıktan taş ve kül) yağdırdık; uyarılmış kişilerin yağmuru ne kötüydü!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılmış kimselerin yağmuru ne kötüydü!

Şaban Piriş

O halkın üzerine (kahredici) bir yağmur yağdırdık. Uyarılanların yağmuru ne kötü...

Tefhim-ul Kuran

Ve onlar üzerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılıp korkutulanların yağmuru ne kadar kötüdür.

Ümit Şimşek

Üzerlerine de bir yağmur yağdırdık ki! Uyarılmış olanlar için ne kötü bir yağmurdu o!

Yaşar Nuri Öztürk

Üzerlerine bir de yağmur yağdırdık. Uyarılmış olanlar üzerine inen yağmur da ne kötüdür!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onların üstünə daşlardan yağış yağdırdıq. Qorxudulanların yağışı nə yaman imiş!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onların üstünə (qızmar daşdan) bir yağış yağdırdıq. (Peyğəmbərlər vaxitəsilə Allahın əzabından) qorxudulanların yağışı nə yaman imiş!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wir ließen einen vernichtenden Regen auf sie herabfallen. Welch schlimmer Regen ereilte die Gewarnten!

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir ließen einen Regen auf sie niedergehen; wie böse war der Regen der Ge warnten!

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR ließen sie mit Regen beregnen. Also wirklich schlimm ist der Regen der Gewarnten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We poured down upon them a direful rain –of fire and brimstone- how evil and devastating was the rain on the heads of those who defiantly ignored Allah's warning.

Abdul Haleem

and We brought rain down on them. How dreadful that rain was for those who had been warned!

Abdullah Yusuf Ali

And We rained down on them a shower (of brimstone): and evil was the shower on those who were admonished (but heeded not)!

Abul A'la Maududi

And We rained down upon them a rain. It was an evil rain for those who had already been warned.

Aisha Bewley

We rained down a rain upon them. How evil is the rain of those who are warned!

Al-Hilali & Khan

And We rained down on them a rain (of stones). So evil was the rain of those who were warned.

Ali Quli Qarai

Then We poured down upon them a rain [of stones]. So evil was the rain of those who were warned!

Amatul Rahman Omar

And We pelted them with a terrible rain (of stones). So (look, ) how evil was the rain which descended upon those who had been warned!

Arthur John Arberry

And We rained on them a rain; and evil indeed is the rain of them that are warned.

Bijan Moeinian

Then I ordered an unusual rain to take over them. What a miserable rain for the people who were well warned in advance.

E. Henry Palmer

and we rained down upon them rain, and evil was the rain of those who were warned.

Edip-Layth

We rained down a rain upon them. Miserable was the rain of those warned.

George Sale

And We rained on them a shower of stones: And dreadful was the shower which fell on those who had been warned in vain!

Hamid S. Aziz

But We saved him and his family except his wife; her We destined to be of those who lingered behind;

Mahmoud Ghali

And We rained on them a rain; so, how odious is the rain of (the ones) who are warned.

Marmaduke Pickthall

And We rained a rain upon them. Dreadful is the rain of those who have been warned.

Mohamed Ahmed - Samira

And We rained down on them a shower (of stones). How ruinous was the rain that fell on those who had been warned (but warned in vain)!

Muhammad Asad

the while We rained a rain [of destruction] upon the others: and dire is such rain upon all who let themselves be warned [to no avail]

Mustafa Khattab

And We poured upon them a rain ˹of brimstone˺. How evil was the rain of those who had been warned!

Progressive Muslims

And We rained down a rain upon them. Miserable was the rain of those warned.

Sahih International

And We rained upon them a rain [of stones], and evil was the rain of those who were warned.

Sam Gerrans

And We rained upon them a rain; and evil is the rain of those who were warned.

Shabbir Ahmed

And We rained a rain upon them. Dreadful is the rain for those who have been warned.

Syed Vickar Ahamed

And We rained down on them a rain (of yellow sulfurous stones): And evil was the rain on those who were warned (but did not pay attention)!

Taqi Usmani

And We rained on them a rain. So evil was the rain of those who were warned.

The Monotheist Group

And We rained down a rain upon them. Miserable was the rain of those warned.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous fîmes pleuvoir sur eux une pluie (de pierres). Et quelle mauvaise pluie que celle des gens prévenus!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me baranek (ji kevirê sincirî) bi ser wan de barand. Vêca ew barana ku bi ser yên hatin hişyarkirin de barî çiqas pîs bû!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij lieten regen op hen vallen; slecht was die regen voor hen die gewaarschuwd waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij deden eene bui van steenen op hen nederregenen; en vreeselijk was de bui, die neerviel op hen, welke te vergeefs waren gewaarschuwd geworden.

Hollandaca — Siregar

En Wij deden op hen een (vulkanische) regen neerdalen: en slecht was de regen voor de gewaarschuwden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пролили Мы на них (каменный) дождь (наказания) (и перевернули их селение верх дном). И как ужасен дождь для тех, кого увещали [для тех, до кого дошел довод]!

Rusça — Osmanov

Мы низвергли на них [каменный] дождь. Ужасен дождь сей для тех, кого увещевают!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och över dem lät Vi ett regn (av död och förintelse) falla - Ett olycksbringande regn, det som faller över dem som har varnats (förgäves)!