Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَٓا اِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ فَاِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ

ve leḳad erselnā ilā ṧemūde eḣāhum SāliHen eni ǎ'budū (a)llahe fe iƶā hum ferīḳāni yeḣteSimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اَرْسَلْنَٓاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebiz gönderdik
3اِلٰىilā
4ثَمُودَṧemūdeثمودSemud(kavmin)e
5اَخَاهُمْeḣāhumا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşleri
6صَالِحًاSāliHenص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.Salih'i
7اَنِenidiye
8اعْبُدُواǎ'budūع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkulluk etsinler
9اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
10فَاِذَاfe iƶāo zaman
11هُمْhumonlar
12فَرِيقَانِferīḳāniف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.iki bölük olmuşlardı
13يَخْتَصِمُونَyeḣteSimūneخ ص مBir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi başka bir şeyin kenarına/yanına veya köşesine koymak.birbiriyle çekişen

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz, Semûd kavmine, Allah'a kulluk edin diye kardeşleri Sâlih'i göndermiştik. O zaman onlar, birbiriyle çekişen, birbirine düşmanlık eden iki fırkaya ayrılmışlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki biz, Semûd kavmine, Allahʼa kulluk edin diye kardeşleri Sâlihʼi göndermiştik. O zaman onlar, birbiriyle çekişen, birbirine düşmanlık eden iki fırkaya ayrılmışlardı.

Adem Uğur

Andolsun ki, "Allah'a kulluk edin!" (demesi için) Semûd kavmine kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Hemen birbiriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Semud'a, kardeşleri Salih'i, "Allah'a kulluk edin!" diye irsal ettik. . . Onlar hemen birbirleriyle zıtlaşan iki grup oldular.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, 'Allah’ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah’a bağlanın, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet edin' demesi için, kardeşleri Salih’i, Semûd kavmine özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamber olarak gönderdik. Hemen birbiriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

Ahmet Varol

Andolsun biz Semud (kavmin)e de, 'Allah'a kulluk edin' diye kardeşleri Salih'i gönderdik. Hemen onlar aralarında çekişen iki gruba ayrıldılar.

Ali Bulaç

Andolsun, biz Semud (kavmine de) kardeşleri Salih'i: "Yalnızca Allah'a kulluk edin" diye (demek üzere) gönderdik. Bir de ne görsün, onlar birbirlerine düşman kesilmiş iki gruptur.

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biz Semûd kavmine, Allah’a ibadet edin diye, kardeşleri Salih’i peygamber göndermiştik. Bir de baksın, onlar iki fırka olup çekişiyorlar (kimi mümin olmuş, kimi kâfir. Her biri hak üzere olduğunu iddia ediyor).

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Semud'a, kardeşleri Salih'i gönderdik: "Yalnızca Allah'a hizmet edin!" Bunun üzerine, birbiriyle çekişen iki kümeye ayrıldılar.

Bayraktar Bayraklı

"Andolsun ki, Allah'a kulluk edin!" demesi için Semud kavmine kardeşleri Salih'i gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

Bekir Sadak

And olsun ki, Semud milletine kardesleri Salih'i «Allah'a kulluk ediniz» desin diye gonderdik. Hemen birbiriyle cekisen iki zumreye ayrildilar.

Celal Yıldırım

And olsun ki, Semûd (kavmine) de Allah'a tapsınlar diye kardeşleri Salih'i (peygamber olarak) gönderdik. Fakat onlar, ansızın birbirleriyle sürtüşüp tartışan iki grup oluverdiler.

Diyanet İşleri

Andolsun biz, "Allah'a kulluk edin" diye (uyarması için) Semud kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup olmuşlar.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, Semud milletine kardeşleri Salih'i 'Allah'a kulluk ediniz' desin diye gönderdik. Hemen birbiriyle çekişen iki zümreye ayrıldılar.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki, «Allah'a kulluk edin!» (demesi için) Semûd kavmine kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Hemen birbiriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun ki, Allah'a ibadet edin diye Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, Allah'a ibadet edin diye Semud'a da kardeşleri Salih'i göndermiştik; hemen birbirleriyle çekişen iki fırka oldular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için, Allaha ıbadet edin diye, Semuda da kardeşleri Salihi göndermiştik, derken bunlar iki fırka oldular çekişiyorlardı

Erhan Aktaş

Ant olsun ki Semud halkına da "Allah'a kulluk edin." diye kardeşleri Salih'i gönderdik. Ne var ki birbirleri ile çekişen iki grup oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki Semud halkına da, "Allah'a kulluk edin." diye kardeşleri Salih'i gönderdik. Ne var ki birbirleri ile çekişen iki grup oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki Semud halkına da, "Allah'a kulluk edin." diye kardeşleri Salih'i gönderdik. Ne var ki birbirleri ile çekişen iki grup oldular.

Fizilal-il Kuran

Semudoğullarına da «Allah'a kulluk ediniz» çağrısını seslendirsin diye kardeşleri Salih'i peygamber olarak gönderdik. Fakat Semudoğulları, birbirleri ile çatışan iki karşı gruba ayrıldılar.

Gültekin Onan

Andolsun, biz Semud (kavmine de) kardeşleri Salih'i: "Yalnızca Tanrı'ya kulluk edin" diye (demek üzere) gönderdik. Bir de ne görsün, onlar birbirlerine düşman kesilmiş iki gruptur.

Hamdi Döndüren

Andolsun biz, Semud (kavmine), “Allah’a ibadet edin.” diye (uyarması) için kardeşleri Salih’i gönderdik. Ancak onlar, hemen birbiriyle çekişen iki grup oluverdiler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz Semud (kavmin) e de, Allaha ibadet edin diye, biraderleri Saalihi gönderdik. Bir de ne görsün, onlar birbirleriyle çekişir iki fırka (oldular).

Hasib Asutay

Andolsun ki, biz Semud (kavmin)e de Allah'a ibadet edin diye, kardeşleri Salih'i gönderdik. Onlar hemen birbiriyle çekişen iki zümre oluverdi.

Hayrat Neşriyat

(Ey Habîbim!) And olsun ki, Semûd (kavmin)e de: 'Allah’a kulluk edin!' diye(kendilerine nasîhat etmesi için) kardeşleri Sâlih’i gönderdik; bir de baktı ki, onlar birbiriyle çekişen iki fırka olmuşlar.

İbni Kesir

Andolsun ki; Semud'a da kardeşleri Salih'i; Allah'a ibadet edin, diye gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki grup oluverdiler.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki “Allah’a kulluk edin!” (demesi için) Semûd’a kardeşleri Salih’i (peygamber olarak) göndermiştik ve birdenbire birbiriyle çekişen iki gruba ayrılmışlardı.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, Biz kavmine: "Yalnızca Allah'a kulluk edin" desin diye Semud toplumuna (da) kardeşleri Salih'i göndermiştik; onlar, bunun üzerine, hemen birbirleriyle çekişen iki hizbe ayrıldılar.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Semud'a da, soydaşları Salih'i "Yalnız Allah'a kulluk edin!" desin diye göndermiştik. Fakat onlar birbiriyle çekişen iki fırkaya ayrılıverdiler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve andolsun ki, Semûd kavmine «Allah'a ibadet ediniz,» diye kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Onlar ise hemen biribiriyle husumette bulunur iki fırkaya ayrıldılar.

Ömer Öngüt

Andolsun ki biz Semud kavmine: “Allah'a kulluk edin!” desin diye kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

Suat Yıldırım

Bir vakit Biz Semud halkına da, yalnız Allah’a ibadet edin diye çağrıda bulunmak için kardeşleri Salih’i gönderdik.Çok geçmeden onlar birbiriyle çekişen iki bölük oluverdiler.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, Semud (kavmin)e de kardeşleri Salih'i: "Allah'a kulluk edin!" demesi için gönderdik. Baktı ki onlar, birbiriyle çekişen iki bölük olmuşlar.

Süleymaniye Vakfı

Semud'a da kardeşleri Salih'i, "Allah'a kulluk edin" desin diye elçi olarak gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki taraf oldular.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Semud'a, elçi olarak kardeşleri Salih'i gönderdik. Allah'a kulluk edin, dedik. Onlar kısa sürede birbirlerine düşman iki taraf oldular.

Şaban Piriş

Semud kavmine, Allah'a kulluk etsinler diye, kardeşleri Salih'i göndermiştik. Hemen birbirleriyle mücadele eden iki grup oluverdiler.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz Semud (kavmine de) kardeşleri Salih'i: «Yalnızca Allah'a kulluk edin» diye (demek üzere) gönderdik. Bir de ne görsün, onlar birbirlerine düşman kesilmiş iki gruptur.

Ümit Şimşek

Semud kavmine de, 'Allah'a kulluk edin' diye, kardeşleri Salih'i gönderdik; onlar da birbiriyle çekişen iki fırka oluverdiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, Semud'a da kardeşleri Salih'i, şunu tebliğ etmek üzere gönderdik: "Allah'a kulluk/ibadet edin." Bir de ne görelim, onlar birbiriyle boğuşan iki fırka oluvermişler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Səmud tayfasına – Allaha ibadət edin deyə, qardaşları Salehi elçi göndərdik. Onlar isə bir-biri ilə mübarizə aparan iki firqəyə bölündülər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz Səmud tayfasına – Allaha ibadət edin deyə, qardaşları Salehi (peyğəmbər) göndərdik. (Saleh öz tayfasının yanına gələn kimi) onlar bir-biri ilə çəkişən (düşmənçilik edən) iki firqəyə (möʼminlərə və kafirlərə) ayrıldılar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einst entsandten Wir zu den Thamûd ihren Bruder Sâlih, (der sagte): ʺDient Gott allein!ʺ Da teilten sie sich in zwei Gruppen, die miteinander stritten (die Gläubigen und die Ungläubigen).

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir sandten bereits zu den Tamud ihren Bruder Salih: ʺDient Allah.ʺ Da waren es sogleich zwei Gruppen, die miteinander stritten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wahrlich, Wir entsandten zu den Tamud ihren Bruder Salih (,der sagte): ʺVerehrt Allah!ʺ Doch siehe, sie spalteten sich in zwei Parteien, die miteinander stritten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits entsandten WIR zu Thamud ihren Bruder Salih: ʺDient ALLAH!ʺ Dann wurden sie aber zwei Gruppen, die stritten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We sent to Thamud -the Thamudites- their brother Saleh to exhort them to pay low submissive reverence for Allah but they were divided among themselves into two parties occasioning disputes against each other leading to hostile feeling and action.

Abdul Haleem

To the people of Thamud We sent their brother, Salih, saying, ‘Worship God alone,’ but they split into two rival factions.

Abdullah Yusuf Ali

We sent (aforetime), to the Thamud, their brother Salih, saying, "Serve Allah": But behold, they became two factions quarrelling with each other.

Abul A'la Maududi

And We sent to Thamud their brother Salih (with the Message): "Serve Allah," but all of a sudden they became split into two quarrelling factions.

Aisha Bewley

To Thamud We sent their brother Salih telling them to worship Allah, and straightaway they divided in two, arguing with one another.

Al-Hilali & Khan

And indeed We sent to Thamûd their brother Sâlih, saying: "Worship Allâh (Alone and none else). Then look! They became two parties (believers and disbelievers) quarreling with each other."

Ali Quli Qarai

Certainly We sent to Thamūd Ṣāliḥ, their brother, [with the summons:] ‘Worship Allah!’ But thereat they became two groups contending with each other.

Amatul Rahman Omar

And (likewise) We sent to Thamûd their kinsman Sâlih, (who said), `Worship Allâh. ' But (as soon as they heard this preaching) they broke up into two factions who contended with each another.

Arthur John Arberry

And We sent to Thamood their brother Salih: 'Serve you God!' And behold, they were two parties, that were disputing one with another.

Bijan Moeinian

As to Thamood, I (God) appointed their brother Saleh as my Prophet to invite them to worship the Lord. Instead [ of being united under the flag of the Lord and find peace,] they turned into two fighting groups.

E. Henry Palmer

And we sent unto Thamud their brother Zali'h, 'Serve God;' but behold, they were two parties who contended!

Edip-Layth

We have sent to Thamud their brother Saleh: "You shall serve God." But they became two disputing groups.

George Sale

Also We heretofore sent unto the tribe of Thamud their brother Saleh; who said unto them, Serve ye God. And behold, they were divided into two parties, who disputed among themselves.

Hamid S. Aziz

And it was said to her, "Enter the court. " And when she saw it, she thought it was a pool, and she bared her legs (tucked up her skirt to go into it). Said he, "Verily, it is a court paved with glass!" Said she, "My Lord! Verily, I have wronged my soul, but I do now Surrender ( i.e. in Islam) with Solomon to the Lord of the Worlds!"

Mahmoud Ghali

And indeed We already sent to Thamûd their brother Salih, (saying), "Worship Allah. " Then, only then were they two groups, standing adversaries one with the other.

Marmaduke Pickthall

And We verily sent unto Thamud their brother Salih, saying: Worship Allah. And lo! they (then became two parties quarrelling.

Mohamed Ahmed - Samira

We sent to Thamud their brother Saleh (who said): "Worship God. " But they were divided into two groups disputing with one another.

Muhammad Asad

AND [likewise], indeed, We sent unto [the tribe of] Thamud their brother Salih [with this message]: "Worship God alone!" and, behold, they were [split into] two factions contending with one another.

Mustafa Khattab

And We certainly sent to the people of Thamûd their brother Ṣâliḥ, proclaiming, "Worship Allah," but they suddenly split into two opposing groups.[1]

Progressive Muslims

And We have sent to Thamud their brother Saleh: "You shall serve God. " But they became two disputing groups.

Sahih International

And We had certainly sent to Thamud their brother Salih, [saying], "Worship Allah," and at once they were two parties conflicting.

Sam Gerrans

And We sent to Thamūd their brother Ṣāliḥ: “— That you serve God,” but then were they two factions quarrelling.

Shabbir Ahmed

And, indeed, We sent to Thamud their brother Saleh saying, "Serve Allah alone. " They had become divided into two contending classes (the rich and the poor).

Syed Vickar Ahamed

(Before now), We sent to the Samood (Thamud), their brother Sálih, saying, "Worship (serve) Allah:" But look! They became two groups arguing with each other.

Taqi Usmani

And We sent to Thamūd their brother SāliH saying (to them), "Worship Allah". Then suddenly they became two groups quarrelling with each other.

The Monotheist Group

And We have sent to Thamud their brother Saleh: "You shall serve God." But they became two disputing groups.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous envoyâmes effectivement vers les Thamûd leur frère Sâlih. (qui leur dit): ʺAdorez Allahʺ. Et voilà quʹils se divisèrent en deux groupes qui se disputèrent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, me ji gelê Semûd re birayê wan Salih, bi pêxemberî şand, (da ku ji wan re bibêje:) Evdîtiyê ji Xwedê re bikin! Vêca di cih de ew bûne du bend û bi hev ketin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben tot de Thamoed hun broeder Salih gezonden: ʺDient God!ʺ Toen waren zij opeens twee groepen die met elkaar twistten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo zonden wij ook vroeger tot den stam van Thamoed hun broeder Saleh, die tot hen zeide: Dient God. En ziet, zij werden in twee gedeelten gescheiden, die met elkander twistten.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij zonden hun broeder Shâlih naar de Tsamôcd. (Hij zei:) ʺAanbidt Allah!ʺ Toen werden zij twee groepen die met elkaar redetwistten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот Мы послали к самудянам брата их, Салиха: «Поклоняйтесь Аллаху!» И когда (к ним пришел Салих) они (разделились на) две партии (одни верующие, а другие неверующие), которые спорят (утверждая, что именно они на истине).

Rusça — Osmanov

Мы послали к племени Самуд их брата Салиха с наказом: ʺПоклоняйтесь Аллахуʺ, но они распались на два препирающихся толка.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

TILL (stammen) Thamud sände Vi deras broder Salih (med budskapet:) ʺTillbe Gud (och ingen annan)!ʺ Och de (delade sig i) två grupper som tvistade med varandra.