Neml Suresi 41. Ayet — Elfaz
Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.
1قَالَḳālededi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2نَكِّرُواnekkirūtanınmaz hale getirinEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · Tef'îl Bâbıن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamak
3لَهَاlehāonunHarf-i Cer+Zamir
5نَنْظُرْnenZurbakalımMuzari FiilFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayrن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmak
6اَتَهْتَدِٓيe tehtedītanıyabilecek miSoru Eki+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibe · İfti'âl Bâbıه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.
7اَمْemyoksaBağlaç
8تَكُونُtekūnuolacak (mı)Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
9مِنَmineHarf-i Cer
10الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerdenİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
11لَاlāHarf-i Nefi
12يَهْتَدُونَyehtedūnetanımayanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.