Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

قَالَ نَكِّرُوا لَهَا عَرْشَهَا نَنْظُرْ اَتَهْتَدِٓي اَمْ تَكُونُ مِنَ الَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ

ḳāle nekkirū lehā ǎrşehā nenZur e tehtedī em tekūnu mine (e)lleƶīne lā yehtedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2نَكِّرُواnekkirūن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamaktanınmaz hale getirin
3لَهَاlehāonun
4عَرْشَهَاǎrşehāع ر شİnşa etmek/yapmak, üzüm-şarap için çardak yapmak, asma çubuğu yapmak, çatı yapmak, (ev veya yapı) yükseltmek, yerleşmek. Arş - taht, çardak, köşk, çatı, güç, hâkimiyet, egemenlik.tahtını
5نَنْظُرْnenZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbakalım
6اَتَهْتَدِٓيe tehtedīه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.tanıyabilecek mi
7اَمْemyoksa
8تَكُونُtekūnuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolacak (mı)
9مِنَmine
10الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerden
11لَا
12يَهْتَدُونَyehtedūneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.tanımayan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Süleyman, tahtının şeklini değiştirin dedi, bakalım tanıyacak mı, tanımıyacak mı?

Abdulkadir Gölpınarlı

Süleyman, tahtının şeklini değiştirin dedi, bakalım tanıyacak mı, tanımıyacak mı?

Adem Uğur

(Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlar arasında mı olacak.

Ahmed Hulusi

(Süleyman) dedi ki: "Tahtını ona zor tanıyacağı bir hale getirin; bakalım doğru yolu bulacak mı yoksa doğru yolu bulamayanlardan mı olacak?"

Ahmet Tekin

Süleyman: 'Onun tahtını kendisince tanınmayacak hale getirin. Bakalım hakkı, hakikatı tanımayı başarabileceği yolu bulabilecek mi? Yoksa o da hakka, hakikate ulaşabileceği yolu tercih edemeyenlerden mi olacak?' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'Onun için tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayanlardan mı olacak.'

Ali Bulaç

Dedi ki: "Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?

Ali Fikri Yavuz

Süleyman dedi ki: “- Onun (Belkıs’ın) tahtını tanınmaz hale getirin; bakalım, tanıyacak mı, yoksa tanımıyanlardan mı olacak?”

Ali Rıza Safa

"Tahtının biçimini değiştirin!" dedi; "Bakalım tanıyacak mı, tanımayacak mı?"

Bayraktar Bayraklı

Süleyman devamla dedi ki: "Onun tahtını tanınmaz hale getiriniz, bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayacak mı?"

Bekir Sadak

Suleyman «Tahtini onun tanimiyacagi hale getirin, bakalim taniyabilecek mi yoksa tanimayacak mi?» dedi.

Celal Yıldırım

Süleyman, «tahtını ona tanıyamıyacağı hale sokun da bakalım onu tanıyabilecek mi, yoksa tanımayanlardan mı olacak?» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Onun tahtını tanıyamayacağı bir hale getirin; bakalım gerçeği anlayacak mı yoksa anlamayanlardan mı olacak?” dedi.

Diyanet İşleri

Süleyman, "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Süleyman 'Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayacak mı?' (yola gelecek mi, yoksa yola gelmeyenlerden mi olacak?) dedi.

Diyanet Vakfi

(Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlar arasında mı olacak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(Süleyman devamla) dedi ki: «Onun tahtını bilemeyeceği bir vaziyete sokun; getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Süleyman) dedi ki: "Tahtını tanınmaz duruma sokun, bakalım tanıyacak mı, tanımazlardan mı olacak?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ona, dedi: tahtını başkalaştırın bakalım hakıkati tanıyacak mı? Yoksa tanımazlardan mı olacak?

Erhan Aktaş

Süleyman: "Onun tahtının şeklini değiştirin. Bakalım doğruyu bulacak mı yoksa doğruyu bulamayanlardan mı olacak?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Süleyman: "Onun tahtının şeklini değiştirin. Bakalım doğruyu bulacak mı yoksa doğruyu bulamayanlardan mı olacak?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Süleyman: "Onun tahtının şeklini değiştirin. Bakalım tahtını tanıyacak mı yoksa tanımayacak mı?" dedi.

Fizilal-il Kuran

Sonra yanındakilere dönerek «Tahtı kraliçenin tanımayacağı şekilde değiştirin! bakalım onu tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı?» dedi.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Onun tahtını değişikliğe uğratın / şeklini değiştirin / tanınmaz hale getirin (nekkiru), bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?"

Hamdi Döndüren

Sonra Süleyman, “Onun tahtını, tanınmayacak hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanımayacak mı?” dedi.

Hasan Basri Çantay

(Süleyman) dedi ki: "Onun tahtını bilinmez şekle getirin. Bakalım (tanımıya) muvaffak olacak mı, yoksa muvaffak olamayacaklardan mı bulunacak"?

Hasib Asutay

(Yine) dedi ki: 'Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyacak mı yoksa tanımayacaklardan mı olacak?'

Hayrat Neşriyat

(Ve devamla) dedi ki: 'Onun tahtını, kendisine tanınmaz bir hâle getirin; bakalım(tanımaya) muvaffak olacak mı, yoksa doğruyu farkedemeyenlerden mi olacak?'

İbni Kesir

Dedi ki: Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım hidayeti bulabilecek mi, yoksa bulamayanlardan mı olacak?

Mehmet Okuyan

(Süleyman) şöyle demişti: “Onun (denenmesi) için tahtını değiştirin; bakalım doğruyu bulabilecek mi, yoksa doğruyu bulamayanlardan mı olacak?”

Muhammed Esed

(Ve) sözlerine şöyle devam etti: "(Şimdi) onun tahtını tanınmaz hale sokun; bakalım, kendi başına doğru yolu bulacak mı, yoksa doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak."

Mustafa İslamoğlu

Sözünü şöyle sürdürdü: "Onun tahtını kendisinin tanıyamacağı bir hale getirin de, görelim bakalım doğru yolu bulacak mı? Yoksa doğru yolu bulamayan kimselerden mi olacak?"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «Ona tahtını tağyîr edin, bakalım onu tanımaya muvaffak olacak mı, yoksa muvaffak olamayacaklardan mı olacak?»

Ömer Öngüt

(Süleyman) dedi ki: “Onun tahtını tanınmaz hâle getirin. Bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı?”

Suat Yıldırım

Devamla dedi ki: "Şimdi Kraliçenin tahtının şeklini değiştirin! Bakalım onu tanıyacak mı, tanımayacak mı?"

Süleyman Ateş

(Ve) dedi ki: "Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanımayacak mı?"

Süleymaniye Vakfı

Dedi ki: "Tahtını onu yanıltacak hale getirin, bakalım tanıyacak mı yoksa tanımayacak mı?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedi ki: "Arşını onun için farklılaştırın, bakalım tanıyacak mı yoksa tanımayacak mı?"

Şaban Piriş

- Tahtın şeklini değiştirin bakalım, onu tanıyabilecek mi; yoksa tanıyamayanlardan mı olacak? dedi.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Onun tahtını değişikliğe uğratın, bir bakalım doğru olanı bulabilecek mi, yoksa bulmayanlardan mı olacak?»

Ümit Şimşek

Süleyman 'Tahtını onun tanıyamayacağı bir hale getirin,' dedi. 'Bakalım doğruyu bulabilecek mi, bulamayacak mı?'

Yaşar Nuri Öztürk

Emir verdi: "Onun tahtını başkalaştırın, bakalım tanıyacak mı, tanıyamayanların arasına mı girecek?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Süleyman dedi: “Onun taxtını tanınmaz hala salın, görək onu tanıyacaq və ya tanımayanlardan olacaq?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Süleyman) dedi: ″(Bəlqəsin) taxtını tanımaz hala salın, görək onu tanıyacaq, ya yox?!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sagte seinen Leuten: ʺMacht den Thron nicht leicht erkennbar, damit wir sehen, ob sie ihn erkennt oder nicht!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺMacht ihr ihren Thron unkenntlich, wir wollen schauen, ob sie rechtgeleitet wird oder ob sie zu denjenigen gehört, die nicht rechtgeleitet werden.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺMacht ihr ihren Thron unkenntlich; wir wollen sehen, ob sie dem rechten Weg folgt oder ob sie zu denen gehört, die nicht dem rechten Weg folgen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺMacht ihr ihren Thron unkenntlich, damit wir sehen, ob sie ihn erkennt, oder ob sie von denjenigen ist, die keine Rechtleitung finden?ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Sulayman then said to his assemblage: "Disguise her throne to see whether she will be able to recognize it or she will be one of those who lack insight and do not discern the truth.

Abdul Haleem

Then he said, ‘Disguise her throne, and we shall see whether or not she recognizes it.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Transform her throne out of all recognition by her: let us see whether she is guided (to the truth) or is one of those who receive no guidance."

Abul A'la Maududi

Solomon said:" Set the throne before her casually, and let us see whether she gets to the Truth or is one of those who are not guided to what is right."

Aisha Bewley

He said, ‘Disguise her throne. We shall see whether she is guided or someone who is not guided.’

Al-Hilali & Khan

He said: "Disguise her throne for her that we may see whether she will be guided (to recognise her throne), or she will be one of those not guided."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Disguise her throne for her, so that we may see whether she is discerning or if she is one of the undiscerning ones. ’

Amatul Rahman Omar

He (further) said, `Make her own (old) throne seem discredited to her (in her own estimation by making this new throne of a very excellent standard). We shall see (thereby) whether she follows the right way (by discarding her old idolatrous throne) or whether she is (one) of those who do not follow the right way.'

Arthur John Arberry

He said, 'Disguise her throne for her, and we shall behold whether she is guided or if she is of those that are not guided. '

Bijan Moeinian

Solomon then ordered to build a palace to accommodate the Queen at her arrival and said: "Let us see whether she will submit to God or will remain defiant. "

E. Henry Palmer

Said he, 'Disguise for her her throne; let us see whether she is guided, or whether she is of those who are not guided. '

Edip-Layth

He said, "Disguise her throne so we may see if she will be guided or if she will be of those who are not guided."

George Sale

And Solomon said unto his servants, alter her throne, that she may not know it, to the end we may see whether she be rightly directed, or whether she be one of those who are not rightly directed.

Hamid S. Aziz

He who had the knowledge of the Book said, "I will bring it to you before your glance can turn. " And when he saw it set down beside him, he (Solomon) said, "This is of my Lord's grace that He may try me whether I give thanks or am ungrateful. Whoever gives thanks, gives thanks for the good of his own soul; but he who is ungrateful - truly, my Lord is rich (independent, free of all needs) and Bountiful."

Mahmoud Ghali

He said, "Disguise her throne for her, that we may look into whether she is guided, or she is of the ones who are not guided. "

Marmaduke Pickthall

He said: Disguise her throne for her that we may see whether she will go aright or be of those not rightly guided.

Mohamed Ahmed - Samira

(Turning to his nobles) he said: "Change the appearance of her throne. Let us see if she is rightly guided, or is not guided at all."

Muhammad Asad

[And] he continued: Alter her throne so that she may not know it as hers: let us see whether she allows herself to be guided [to the truth] or remains one of those who will not be guided. "

Mustafa Khattab

˹Then˺ Solomon said, "Disguise her throne for her so we may see whether she will recognize ˹it˺ or she will not be able to."

Progressive Muslims

He said: "Disguise her throne so we may see if she will be guided or if she will be of those who are not guided. "

Sahih International

He said, "Disguise for her her throne; we will see whether she will be guided [to truth] or will be of those who is not guided. "

Sam Gerrans

(He said: “Disguise her throne for her; we will see if she is guided, or if she is of those not guided.”

Shabbir Ahmed

Solomon then said, "Alter her throne for her that we may see whether she gets the point and comes to guidance or she remains unguided. " (Solomon's workmen had erased the images of the sun god, inscribed sensible inscriptions and made the throne look even more gorgeous).

Syed Vickar Ahamed

He said: "Change her throne that it is beyond recognition by her let us see whether she is guided (to Allah) or (she) is one of those who takes no guidance. "

Taqi Usmani

He said, "Disguise the throne for her, and we will see whether she discovers the truth, or she does not recognize it."

The Monotheist Group

He said: "Disguise her throne so we may see if she will be guided or if she will be of those who are not guided."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Suleyman got: Textê wê biguherînin bixin haletekî ku nas neke, em ê binêrin ka wê nas bike yan jî wê bibe ji wan ên ku nas nake?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺMaak haar troon voor haar onherkenbaar, dan zullen wij kijken of haar de goede richting gewezen is of dat zij behoort bij hen die het goede pad niet volgen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En Salomo zeide tot zijne dienaren: Verandert haren troon, dat zij dien niet herkenne, opdat wij mogen zien, of zij op den rechten weg wordt geleid, of dat zij tot hen behoort, die niet op den rechten weg worden gevoerd.

Hollandaca — Siregar

Hij (Soelaimân) zei: ʺMaak haar troon onherkenbaar voor haar, zodat wij zien of zij herkent of dat zij behoort tot degenen die niet herkennen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Пророк Сулайман) сказал (тем, которые находились рядом с ним): «Измените для нее ее трон; посмотрим, найдет ли она (истинный) путь [узнает ли свой трон] или будет из тех, кто не идет (истинным) путем».

Rusça — Osmanov

[Потом Сулайман] сказал: ʺПеределайте для нее этот трон, и мы посмотрим, следует ли она прямым путем или же она из тех, кто не идет по прямому путиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Och) Han sade: ʺÄndra utseendet på hennes tron (något). Vi får se om hon (trots detta) låter sig ledas (till sanningen) och känner igen sin tron eller inte.ʺ