"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."

اِرْجِعْ اِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَا قِبَلَ لَهُمْ بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُمْ مِنْهَا اَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ

irciǎ' ileyhim fe le ne'tiyennehum bi cunūdin lā ḳibele lehum bihā ve le nuḣricennehum minhā eƶilleten ve hum Sāğirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِرْجِعْirciǎ'ر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dön (söyle)
2اِلَيْهِمْileyhimonlara
3فَلَنَأْتِيَنَّهُمْfe le ne'tiyennehumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara gelirim
4بِجُنُودٍbi cunūdinج ن دOrduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].ordularla
5لَاasla
6قِبَلَḳibeleق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkarşı koyamayacakları
7لَهُمْlehumkendilerinin
8بِهَاbihāona
9وَلَنُخْرِجَنَّهُمْve le nuḣricennehumخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakve onları sürüp çıkarırım
10مِنْهَاminhāoradan
11اَذِلَّةًeƶilletenذ ل لAlçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmakzilletle
12وَهُمْve humve onları
13صَاغِرُونَSāğirūneص غ رKüçük/ufak olmak. saaghirun - küçük/ufak/boyun eğmiş/aşağılık veya itaat halinde olan kişi. saghiir - küçük. asghar - daha küçük. saghaar - alçaklık, aşağılama, küçük düşürme.hor ve hakir olarak

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dön, git onlara, öyle bir orduyla geleceğim ki karşı duramayacaklar ve oradan, hor hakir bir halde çıkaracağım onları, aşağılık bir hâle gelecek onlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dön, git onlara, öyle bir orduyla geleceğim ki karşı duramayacaklar ve oradan, hor hakir bir halde çıkaracağım onları, aşağılık bir hâle gelecek onlar.

Adem Uğur

(Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamıyacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!

Ahmed Hulusi

"Geri dönün onlara (bildirin). . . Yemin ederim ki, karşı çıkamayacakları ordularımla gelirim ve oradan onları acizler ve aşağılanmışlar olarak çıkarırım!"

Ahmet Tekin

Elçiye: 'Hediyeleriyle onların, seni gönderenlerin yanına dön. Kendilerine asla karşı koyamayacakları, kurmaylar ve ordularla geliriz. Onları, kesinlikle hor ve hakir halde ülkelerinden çıkarırız.' dedi.

Ahmet Varol

Sen onlara dön. Andolsun biz onlara karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş bir halde çıkarırız.'

Ali Bulaç

"Sen onlara dön, biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve biz onları ordan horlanmış, aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız."

Ali Fikri Yavuz

(Ey heyet reisi, hediyelerinle) dön o padişaha (Belkıs’a) ve kavmine... VAllahi, karşı gelemiyecekleri ordularla varırım da, oradan (Sebe’den) kendilerini zilletler içinde hor oldukları halde çıkarırım.”

Ali Rıza Safa

"Onlara dön; bu durumda, karşı koyamayacakları ordularla kesinlikle geliriz. Üstelik aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak, onları oradan kesinlikle çıkarırız!"

Bayraktar Bayraklı

"Hediyeyi onlara geri götür; onlara asla karşı koyamayacakları bir ordu ile gelir, onları oradan hor ve hakir olarak çıkarırım."

Bekir Sadak

(36-37) Suleyman'a geldiklerinde: «Bana mal ile yardim etmek mi istiyorsunuz? Alalh'in bana verdigi size verdiginden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara don! And olsun ki, guc yetiremiyecekleri bir ordu ile gelir onlari oradan alcalmis ve kucuk dusmus olarak cikaririz» dedi.

Celal Yıldırım

Sen artık (getirdiğin hediyenle) onlara dön. Yemin ederim ki, karşı koyamıyacakları bir ordu ile kendilerine geleceğiz ve onları aşağılayıp rüsvay edilmiş bir halde zelil ve hakîr olarak (yurtlarından) çıkaracağız,» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki asla karşı koyamayacakları ordularla üzerlerine gelir, muhakkak surette onları yenilmiş ve küçük düşürülmüş olarak oradan çıkarırız!”

Diyanet İşleri

"Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız."

Diyanet İşleri (eski)

(36-37) Süleyman'a geldiklerinde: 'Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız' dedi.

Diyanet Vakfi

(Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamıyacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«(Ey elçi) Onlara var (söyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Ey elçi) dön onlara (söyle): "Vallahi karşı gelemeyecekleri ordularla varırım da, oradan kendilerini perişanlıklar içinde hor ve hakir oldukları halde çıkarırım." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dön onlara, vallahi karşı gelemiyecekleri ordularla varırım da oradan kendilerini zilletler içinde hor, hakıyr oldukları halde çıkarırım

Erhan Aktaş

"Onlara geri dön. Karşı koyamayacakları bir ordu ile gelir, onları yurtlarından hor ve aşağılanmış olarak çıkarırım."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Onlara geri dön. Karşı koyamayacakları bir ordu ile gelir, onları yurtlarından hor ve aşağılanmış olarak çıkarırım."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Onlara geri dön. Karşı koyamayacakları bir ordu ile gelir, onları yurtlarından hor ve aşağılanmış olarak çıkarırım."

Fizilal-il Kuran

Şimdi efendilerine dön. Yemin ederim ki, karşı koyamayacakları kadar güçlü bir ordu ile üzerlerine yürürüz. Ve onurlarını çiğneyerek burunlarını yere sürte sürte onları yurtlarından çıkarırız.

Gültekin Onan

"Sen onlara dön, biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onların karşı koymaları mümkün değil ve biz onları ordan horlanmış, aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız."

Hamdi Döndüren

“(Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler biz, onların üzerine, karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız!”

Hasan Basri Çantay

"Dön onlara. Andolsun önüne geçemeyecekleri ordularla onlara gelir, onları, hor ve hakir oldukları halde, oradan çıkarırım".

Hasib Asutay

(Ey elçi!) Onlara dön (ve söyle:) 'Andolsun onlara, kendilerinin asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları muhakkak hor ve küçük düşürülmüş olarak oradan çıkarırız.'

Hayrat Neşriyat

'(Ey elçi!) Onlara dön; (eğer Müslüman kimseler olarak bana gelmezlerse) artık şübhesiz öyle ordularla onlara geliriz ki, onların buna karşı mukavemetleri yoktur. Ve kendilerini mutlaka zelîl ve küçük düşmüş kimseler olarak oradan çıkarırız.'

İbni Kesir

Geri rötür onlara. Andolsun ki; güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkartırım.

Mehmet Okuyan

(Ey elçi!) Onlara (kavmine) dön (ve de ki): “Kendilerine asla karşı koyamayacakları orduyla geleceğiz; onları aşağılanmış bir şekilde hor ve değersiz olarak oradan çıkaracağız.”

Muhammed Esed

"(Şimdi seni gönderenlere) dön! Çünkü, (Allah diyor ki:) Şüphesiz, karşı duramayacakları güçlerle onların üzerine yürüyecek ve onları, küçük düşürülmüş olarak (o ülkeden) mutlaka çıkaracağız!"

Mustafa İslamoğlu

Seni (gönderenlere) dön ve (Allah'ın şu buyruğunu ilet): "Andolsun karşı konulmaz bir orduyla onların üzerine yürüyeceğiz ve elbette onları küçük düşürülmüş bir halde hor ve hakir olarak oradan çıkaracağız!"

Ömer Nasuhi Bilmen

«Onlara dön, elbette onlara öyle ordular ile gelirim ki, onların bunlara karşı takatları yoktur. Ve elbette onları zelil ve onları hakîr (kuvvetten mahrum) kimseler oldukları halde oradan çıkarırım.»

Ömer Öngüt

“Onlara dön! İyi bilsinler ki, kendilerine aslâ karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir bir halde oradan çıkarırız. ”

Suat Yıldırım

"Sen dön ve onlara de ki: Biz onların üzerine, karşı koyamayacakları ordularla yürüyeceğiz. Onları yurtlarından mağlup ve zelil olarak çıkaracağız."

Süleyman Ateş

Sen, onlara dön (söyle): onlara, kendilerinin asla karşı koyamayacakları ordularla gelirim ve onları hor ve hakir bir durumda oradan sürüp çıkarırım."

Süleymaniye Vakfı

Onlara geri dön! (Teslim olmazlarsa) Kesinlikle karşı koyamayacakları ordularla geliriz ve onları, kesinlikle hor, hakir ve küçük düşürülmüş olarak oradan çıkarırız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dön git; onlara öyle bir orduyla geleceğim ki, karşı koyma imkanları olmayacaktır. Onları, kesinlikle alçalmış olarak oradan çıkaracağım. Onlar küçüleceklerdir."

Şaban Piriş

Onlara dön. Karşı koyamayacakları bir ordu ile gelmekte olduğumuzu haber ver. Onları aşağılık bir halde, küçük düşürerek oradan çıkaracağız.

Tefhim-ul Kuran

«Sen onlara dön, biz onlara öyle ordularla geliriz ki, onlar için karşı koymak mümkün değil ve biz onları ordan horlanmış, aşağılanmış ve küçük düşürülmüşler olarak sürüp çıkarırız.»

Ümit Şimşek

'Onlara dön ve şunu bildir: Karşı konulmaz ordularla onların üzerine geliriz ve onları hor ve hakir halde oradan çıkarırız.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Seni gönderenlere dön. Vallahi, karşı koyamayacakları ordularla üstlerine gelirim ve onları oradan, başları eğik, aşağılanmış bir halde sürer çıkarırım."

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Durma, onların (Səba əhlinin) yanına qayıt! And olsun ki, (əgər mütʼi olaraq yanıma gəlməsələr) gücləri çatmayacaq bir ordu ilə üstlərinə gedib onları öz yurdundan zəlil və xar vəziyyətdə çıxardarıq!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

ʺKehre zu ihnen zurück!ʺ sagte er dem Hauptboten. ʺWir werden Streitkräfte gegen sie aufbieten, denen sie nichts entgegensetzen können und sie aus ihrer Heimat vertreiben, sie erniedrigen und unterwerfen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Kehr zu ihnen zurück. Wir werden ganz gewiß mit Heerscharen über sie kommen, denen sie nichts entgegenzusetzen haben. Und wir werden sie ganz gewiß erniedrigt daraus vertreiben, als Geringgeachtete.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Kehre zu ihnen zurück; denn wir werden ganz gewiß mit Heerscharen zu ihnen kommen, gegen die sie keine Macht haben werden, und wir werden sie von dort in Schmach forttreiben, und sie werden sich gedemütigt fühlen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Kehre zu ihnen zurück! Gewiß, wir werden zu ihnen mit Soldaten kommen, die sie nicht entgegnen können. Und wir werden sie doch 2 daraus erniedrigt vertreiben, während sie unterwürfig sind.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Go back to them. We will confront them with such forces as they can never withstand and oust them from thence and drive them away humbled and humiliated"

Abdul Haleem

Go back to your people: we shall certainly come upon them with irresistible forces, and drive them, disgraced and humbled, from their land.’

Abdullah Yusuf Ali

"Go back to them, and be sure we shall come to them with such hosts as they will never be able to meet: We shall expel them from there in disgrace, and they will feel humbled (indeed)."

Abul A'la Maududi

Envoy, go back to those who sent you and we shall certainly come upon them with hosts whom they will be unable to resist. We shall drive them out from there, and they will suffer humiliation and disgrace."

Aisha Bewley

Return to them. We will come to them with troops they cannot face and we will expel them from it abased and humiliated.’

Al-Hilali & Khan

[Then Sulaimân (Solomon) said to the chief of her messengers who brought the present]: "Go back to them. We verily shall come to them with hosts that they cannot resist, and we shall drive them out from there in disgrace, and they will be abased."

Ali Quli Qarai

Go back to them, for we will come at them with hosts which they cannot face, and we will expel them from it, abased, and they shall be degraded. ’

Amatul Rahman Omar

`Go back to them (and tell your people that), we shall certainly come down upon them with hosts they have no power to withstand and we shall, surely, drive them out from there (- their country) disgraced, while they are subjugated?'

Arthur John Arberry

Return thou to them; we shall assuredly come against them with hosts they have not power to resist, and we shall expel them from there, abased and utterly humbled. '

Bijan Moeinian

"Go back and let them know that we [the worshippers of God] will come to destroy the [the worshippers of sun] with such a mighty army that they can not resist. "

E. Henry Palmer

return to them, for we will surely come to them with hosts which they cannot confront; and we will surely drive them out therefrom mean and made small!'

Edip-Layth

"Return to them. For we shall come to them with soldiers the like of which they have never seen, and we will drive them out humiliated, while they are feeble."

George Sale

Return unto the people of Saba. We will surely come unto them with forces, which they shall not be able to withstand; and we will drive them out from their city, humbled; and they shall become contemptible.

Hamid S. Aziz

And when the envoy came to Solomon, he (Solomon) said, "Do you offer me wealth, when what Allah has given me is better than what He has given to you? Nay, it is you (not I) who rejoice (exult) in your gifts.

Mahmoud Ghali

Return to them. So indeed we will definitely come up against them with hosts they cannot withstand (Literally: of no withstanding). Indeed, we will definitely drive them out there from humiliated, and they will be (utterly) belittled."

Marmaduke Pickthall

Return unto them. We verily shall come unto them with hosts that they cannot resist, and we shall drive them out from thence with shame, and they will be abased.

Mohamed Ahmed - Samira

Go back to them. We shall soon come with our armies which they will not be able to face. We shall drive them out of (the land) with ignominy, and they will be humbled."

Muhammad Asad

"Go thou back unto them [that have sent thee]! For, [God says:] ‘We shall most certainly come upon them with forces which they will never be able to withstand, and shall most certainly cause them to be driven from that [land of theirs], despicable and humbled!’"

Mustafa Khattab

Go back to them, for we will certainly mobilize against them forces which they can never resist, and we will drive them out from there in disgrace, fully humbled."[1] 

Progressive Muslims

"Return to them. For we shall come to them with soldiers the like of which they have never seen, and we will drive them out humiliated, while they are feeble."

Sahih International

Return to them, for we will surely come to them with soldiers that they will be powerless to encounter, and we will surely expel them therefrom in humiliation, and they will be debased. "

Sam Gerrans

“Return thou to them: ‘We will come to them with forces they have no power to resist, and we will drive them therefrom in abjection; and they will be brought low.’”

Shabbir Ahmed

Solomon said to the envoys, "Go back to them, (and tell them that) we verily will come to them with forces they cannot withstand. We shall drive the leaders out of power and humiliate them to shame." (Historically the Kingdom of Sheba flourished from 1100 to 115 B.C. At their zenith they were the richest nation in the world. Their economy was based on excellent agriculture and international trade. They had the most advanced irrigation systems of the times, with great water dams. Their Kingdom included today's whole of Yemen, Somalia and Ethiopia, and boasting a strong army, they frequently had expansive designs further south and up north. As the inevitable result of worshiping multiple false deities, including the sun, their society was not without inequities of caste and creed. Solomon, the King and the Prophet, planned to subdue the Sheba Empire to thwart their aggressive designs and to protect the region from oppression. And he succeeded magnificently. Queen Bilqis of Sheba and her nation embraced Solomon's Message and reverted to the worship and obedience of the One True God).

Syed Vickar Ahamed

"Go back to them, and be sure we will come to them with strong armies that they will never be able to meet: And we shall remove them from there in disgrace, and they will feel in low position. "

Taqi Usmani

Go back to them, and we will bring to them forces they have no power to face, and we will certainly drive them out from there in humiliation while they are disgraced."

The Monotheist Group

"Go back to them. For we shall come to them with soldiers the like of which they have never seen, and we will drive them out humiliated, while they are feeble."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Retourne vers eux. Nous viendrons avec des armées contre lesquelles ils nʹauront aucune résistance, et nous les en expulserons tout humiliés et méprisés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Suleyman ji qasidê Sebeîyan re got:) Li wan vegere (û ji wan re bibêje), em ê bi leşkerekî wisa bêne ser wan ku nikarin xwe li ber wan bigirin û teqez em ê wan di halekî şerpeze û reben de ji wê derê derxin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Keer naar hen terug, wij zullen met troepen tot hen komen waartegen geen weerstand geboden kan worden en wij zullen hen er als onderworpelingen die onderdanig zijn uit verdrijven.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Keer tot het volk van Saba terug. Wij zullen zekerlijk met strijdkrachten tot hen komen, welke zij niet in staat zullen zijn tegenstand te bieden, en wij zullen hen vernederd uit hunne stad drijven, en zij zullen tot schande gebracht worden.

Hollandaca — Siregar

Keer naar Hen terug, wij komen zeker met troepen naar hen, waartegen zij geen verzet kunnen bieden. En Wij zullen hen zeker daaruit verdrijven, vemederd, terwijl zij onderworpenen zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И пророк Сулайман сказал послу сабейской царицы): «Вернись к ним (с моим ответом). И мы, непременно, придем к ним с войсками, против которых им не устоять, и мы, (если они не примут Единобожие и Покорность Аллаху, и если не оставят поклонение кому-либо, кроме Аллаха) непременно, выведем их оттуда [из их страны] униженными, и будут они жалкими».

Rusça — Osmanov

Воротись к ним, [посланец], а мы нагрянем с войском, перед которым они не устоят, и изгоним их из страны униженными и презреннымиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Återvänd nu till dem (som har sänt dig med detta svar:) ʺVi ska sannerligen komma mot dem med styrkor som de inte kan stå emot, och Vi skall driva dem ut ur (deras land), förnedrade och förödmjukade!ʺ