Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

وَوَرِثَ سُلَيْمٰنُ دَاوُ۫دَ وَقَالَ يَاأَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ وَاُو۫تِينَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَضْلُ الْمُبِينُ

ve veriṧe suleymānu dāvūde ve ḳāle yā eyyuhā n-nāsu ǔllimnā menTiḳa T-Tayri ve ūtīnā min kulli şey'in inne hāƶā le huve l-feDlu l-mubīnu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَوَرِثَve veriṧeو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmakve mirasçı oldu
2سُلَيْمٰنُsuleymānuسليمنSüleyman
3دَاوُ۫دَdāvūdeداودDavud'a
4وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
5يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
6النَّاسُn-nāsuن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlar
7عُلِّمْنَاǔllimnāع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebize öğretildi
8مَنْطِقَmenTiḳaن ط قKonuşmak, seslendirmek, sesleri artiküle etmek, net konuşmak.dili
9الطَّيْرِT-Tayriط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şanskuşların
10وَاُو۫تِينَاve ūtīnāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve bize verildi
11مِنْmin(bir pay)
12كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
13شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyden
14اِنَّinneşüphesiz
15هٰذَاhāƶābu
16لَهُوَle huveelbette o
17الْفَضْلُl-feDluف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekbir lutuftur
18الْمُبِينُl-mubīnuب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Süleyman, Dâvûd'un mîrasçısı oldu ve ey insanlar dedi, bize kuşdili öğretildi ve her şeye âit bilgi verildi bize; şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir lütuf ve ihsândır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Süleyman, Dâvûdʼun mîrasçısı oldu ve ey insanlar dedi, bize kuşdili öğretildi ve her şeye âit bilgi verildi bize; şüphe yok ki bu, elbette apaçık bir lütuf ve ihsândır.

Adem Uğur

Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.

Ahmed Hulusi

Süleyman, Davud'a varis oldu ve dedi ki: "Ey insanlar. . . Bize Mantık-at Tayr (kuşdili - insan dışındaki canlılarla iletişim özelliği) öğretildi; (böylece) bize her şeyden (bilgi alma nasibi) verildi. . . Muhakkak ki bu, apaçık lütuftur!"

Ahmet Tekin

Süleyman Dâvûd’a varis olup, onun yerine geçti. Süleyman: 'Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi. Bize her şeyden nasip verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.' dedi.

Ahmet Varol

Süleyman Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: 'Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden (bolca) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.'

Ali Bulaç

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."

Ali Fikri Yavuz

Süleyman, (babası) Davûd’a vâris oldu (onun nübüvvet ve ilmi kendisine geçti) de dedi ki: “- Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi; hem de bize her şeyden (bütün nimetlerden) verildi. Şüphesiz ki bu, açık bir üstünlüktür.”

Ali Rıza Safa

Ve Süleyman, Davut'a kalıtçı oldu. Şöyle dedi: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden verildi. Aslında, işte bu, apaçık bir lütuftur!"

Bayraktar Bayraklı

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar!Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden biraz verildi. Şüphesiz bu apaçık bir lütuftur."

Bekir Sadak

Suleyman Davud'a varis oldu: «Ey insanlar! Bize kus dili ogretildi ve bize herseyden bolca verildi. Dogrusu bu apacik bir lutuftur» dedi.

Celal Yıldırım

Ve Süleyman (babası) Davud'a (hem peygamberlik, hem hükümdarlıkta) vâris oldu da ; «Ey insanlar !» dedi, «bize kuş dili öğretildi ve bize (insanları idare edip yönetme hususunda) her şey verildi. Şüphesiz ki bu apaçık ortada (gözle görülebilen) bir üstünlüktür..»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Süleyman Dâvûd’un yerine geçti. Dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden gerektiği kadar verildi. Doğrusu bu apaçık bir lutuftur.”

Diyanet İşleri

Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Süleyman Davud'a varis oldu: 'Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize herşeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur' dedi.

Diyanet Vakfi

Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: «Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Süleyman Davud'un yerine geçip dedi ki: "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize herşeyden verildi. Şüphesiz ki bu apaçık bir lütufdur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Süleyman Davuda varis olup ey nas, didi: bize mantıkuttayr (kuş dili) ta'lim buyuruldu, hem bize her şeyden verildi, şübhesiz ki bu her halde o fazlı mübin

Erhan Aktaş

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu. Süleyman: "Ey İnsanlar! Bize kuşdili öğretildi. Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu. Süleyman: "Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi. Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu. Süleyman: "Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi. Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır." dedi.

Fizilal-il Kuran

Süleyman, Davud'un yerine geçince dedi ki: «Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve her şey bol bol verildi, kuşku yok ki, bu apaçık bir lütuftur.»

Gültekin Onan

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."

Hamdi Döndüren

Süleyman, Davud’a mirasçı oldu ve dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden bir pay verildi. Gerçekten bu, apaçık bir lütuftur!”

Hasan Basri Çantay

Süleyman Davuda mirascı oldu. Dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi. Bize her şeyden (behre) verildi. Şübhesiz ki bu, apaçık bir üstünlüğün ta kendisidir".

Hasib Asutay

Süleyman Davud'a varis oldu (5) ve dedi ki: 'Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur.' (5. Peygamberlik ve ilim itibarıyla.)

Hayrat Neşriyat

Süleymân da, Dâvûd’a vâris oldu ve dedi ki: 'Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden verildi. Doğrusu bu, gerçekten apaçık lütuftur.'

İbni Kesir

Süleyman da Davud'a varis oldu ve dedi ki: Ey insanlar; bize, kuş dili öğretildi. Ve bize, her şeyden bolca verildi. Doğrusu bu; apaçık bir lutuftur.

Mehmet Okuyan

Süleyman, Davud’a mirasçı olmuş ve şöyle demişti: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize (yararlı) her şeyden (pay) verildi.” Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.

Muhammed Esed

Ve (bu bakımdan) Süleyman Davud'un (gerçek) varisi idi; öyle ki, o şöyle derdi: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi; (güzel ve iyi) şeylerin hepsinden (cömertçe) bahşedildi; bu (bize Allah'ın) apaçık bir lütfudur!"

Mustafa İslamoğlu

Ve Süleyman Davud'a varis oldu; ve "Ey insanlar!" diye seslendi, "Bize kuşların mantığı öğretildi; ve bize bu alanda (gerekli olan) her şey bahşedildi; elbet bu, işte budur Allah'ın apaçık lütfu.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Süleyman Dâvud'a vâris oldu ve dedi ki: «Ey Nâs! Bize her kuşun dili öğretildi ve bize her şeyden verildi. Şüphe yok ki bu, elbette bu, apaçık bir inayettir.»

Ömer Öngüt

Süleyman Davut'a vâris oldu ve dedi ki: “Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur. ”

Suat Yıldırım

Süleyman Davud’a vâris oldu ve "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve daha her şeyden bolca nasip verildi. Gerçekten bunlar âşikâr lütuflardır." dedi.

Süleyman Ateş

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi. Ve bize her şeyden (bolca) bir pay verildi. İşte bu, açık bir lutuftur."

Süleymaniye Vakfı

Süleyman, Davud'un varisi oldu. Dedi ki: "Ey insanlar! Bize iki kanatlıların dili öğretildi ve her şeyden verildi. İşte bu, açık bir lütuftur."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Süleyman Davud'un yerine geçti. Dedi ki; "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve her şeyden verildi. İşte bu,apaçık üstünlüktür.

Şaban Piriş

Süleyman, Davud'a mirasçı olmuş ve: -Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi, demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.

Tefhim-ul Kuran

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: «Ey insanlar, bize kuşların konuşma dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Hiç şüphesiz bu, apaçık olan bir üstünlüktür.»

Ümit Şimşek

Davud'a vâris olduğunda, Süleyman 'Ey insanlar,' dedi. 'Bize kuş dili öğretildi ve herşeyden bir nasip verildi. Bu ise apaçık bir lütuftur.'

Yaşar Nuri Öztürk

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden biraz verildi. Kuşkusuz bu, apaçık lütfun ta kendisidir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Süleyman Davuda peyğəmbərlikdə varis oldu və dedi: “Ey insanlar! Bizə quş dili öyrədildi və bizə hər şeydən verildi. Həqiqətən, bu, bizə göstərilən açıq-aşkar üstünlükdür”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Süleyman Davuda (peyğəmbərlikdə, elmdə və mülkdə) vərəsə oldu və dedi: ″Ey insanlar! Bizə quş dili öyrədildi və (peyğəmbərlərə, padşahlara nəsib olan) hər şeydən verildi. Bu, həqiqətən açıq-aşkar bir lütfdür!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Salomo war der Erbe Davids. Er sagte: ʺO ihr Menschen! Uns wurde die Sprache der Vögel gelehrt, und wir haben von allen Gaben bekommen. Das ist die offenkundige Huld.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und Sulaiman beerbte Dawud und sagte: ʺO ihr Menschen, uns ist die Sprache der Vögel gelehrt worden, und uns wurde von allem gegeben. Das ist wahrlich die deutliche Huld.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und Salomo wurde Davids Erbe, und er sagte: ʺO ihr Menschen, die Sprache der Vögel ist uns gelehrt worden; und alles wurde uns beschert. Das ist wahrlich die offenbare Huld.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und Sulaiman beerbte Dawud. Und er sagte: ʺIhr Menschen! Uns wurde die Sprache der Vögel beigebracht und von allen Dingen zuteil. Gewiß, dies ist doch die eindeutige Gunst.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And then did Sulayman inherit Dawud's kingdom, spiritual insight and the prophetic office -attributes do not usually go from father to son- and there did he address his people, thus: "O you people" he said, "we have been gracefully taught the language of the birds and we have been granted -by Allah- something of everything, and this is indeed His efficacious grace effecting the end for which it is given.

Abdul Haleem

Solomon succeeded David. He said, ‘People, we have been taught the speech of birds, and we have been given a share of everything: this is a clearly a great favour.’

Abdullah Yusuf Ali

And Solomon was David's heir. He said: "O ye people! We have been taught the speech of birds, and on us has been bestowed (a little) of all things: this is indeed Grace manifest (from Allah.)"

Abul A'la Maududi

And Solomon succeeded David and said: "O people, we have been taught the speech of birds and we have been endowed with all kinds of things. Surely this is a conspicuous favour (from Allah)."

Aisha Bewley

Sulayman was Dawud’s heir. He said, ‘Mankind! we have been taught the speech of birds and we have been given everything. This is indeed clear favour.’

Al-Hilali & Khan

And Sulaimân (Solomon) inherited (the knowledge of) Dâwûd (David). He said: "O mankind! We have been taught the language of birds, and on us have been bestowed all things. This, verily, is an evident grace (from Allâh)."

Ali Quli Qarai

Solomon inherited from David, and he said, ‘O people! We have been taught the speech of the birds, and we have been given out of everything. Indeed this is a manifest advantage.’

Amatul Rahman Omar

And Solomon succeeded David and he said, `O you people! we have been taught the language of the birds (and also the technique of horsemanship), and bestowed with everything (essential for us). This indeed is a distinct favour (of God and His grace).'

Arthur John Arberry

And Solomon was David's heir, and he said, 'Men, we have been taught the speech of the birds, and we have been given of everything; surely this is indeed the manifest bounty. '

Bijan Moeinian

When Solomon inherited David’s kingdom, he said [to his people]: "God has taught me to communicate with the birds and has granted me many talents & knowledge out of his grace [that I am sincerely grateful for. ]

E. Henry Palmer

And Solomon was David's heir; and said, 'O ye folk! we have been taught the speech of birds, and we have been given everything; verily, this is an obvious grace!'

Edip-Layth

Solomon inherited from David, and he said, "O people, we have been taught how to understand the speech of creatures that fly, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."

George Sale

And Solomon was David's heir; and he said, O men, we have been taught the speech of birds, and have had all things bestowed on us; this is manifest excellence.

Hamid S. Aziz

And We gave David and Solomon knowledge; and they both said, "Praise belongs to Allah, Who hath favoured us over many of His believing servants. "

Mahmoud Ghali

And Sulayman was Dawûd's heir, (Literally: inherited "from" Dawûd "David") and he said, "O you mankind, we have been taught the language (Literally: the manner of pronunciation) of (the) birds, and we have been brought (much) of everything; surely this is indeed the evident Grace. "

Marmaduke Pickthall

And Solomon was David's heir. And he said: O mankind! Lo! we have been taught the language of birds, and have been given (abundance) of all things. This surely is evident favour.

Mohamed Ahmed - Samira

Solomon was heir to David, and he said: "O people, we have been taught the language of Tair, and have been given of everything. This is a clear favour indeed."

Muhammad Asad

And [in this insight] Solomon was [truly] David’s heir; and he would say: "O you people! We have been taught the speech of birds, and have been given [in abundance] of all [good] things: this, behold, is indeed a manifest favour [from God]!"

Mustafa Khattab

And David was succeeded by Solomon, who said, "O people! We have been taught the language of birds, and been given everything ˹we need˺. This is indeed a great privilege."

Progressive Muslims

And Solomon inherited from David, and he said: "O people, we have been taught how to understand the speech of birds, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."

Sahih International

And Solomon inherited David. He said, "O people, we have been taught the language of birds, and we have been given from all things. Indeed, this is evident bounty."

Sam Gerrans

And Solomon inherited from David; and he said: “O mankind: we have been taught the speech of birds, and have been given of every thing; this is the clear favour.”

Shabbir Ahmed

Solomon was David's heir in continuation of Allah's Revelation. He said, "O People! We have been given a great cavalry of ready horses with the best knowledge of training them, and given every blessing. This evidently is a great Bounty on our nation." ((21:79), (34:10). Solomon ruled as King from 965 to 926 B.C.) )

Syed Vickar Ahamed

And Sulaiman (Solomon) was to inherit after Dawood (David). He said: "O you people! We have been taught the language of Birds, and to us is given (a little) of all things: Truly, this is (by Allah’s) clear Grace."

Taqi Usmani

And Sulaimān inherited (the traits of) Dāwūd and said, "O people we have been taught the speech of birds, and all sorts of things are given to us. Indeed, this is the evident grace (of Allah)."

The Monotheist Group

And Solomon inherited from David, and he said: "O people, we have been taught how to understand the speech of the creatures that fly, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Salomon hérita de David et dit: ʺO hommes! On nous a appris le langage des oiseaux; et on nous a donné part de toutes choses. Cʹest là vraiment la grâce évidente.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Suleyman bû mîratgirê Dawud. Suleyman got: Gelî mirovan! Zimanê teyran bi me hatiye fêrkirin û ji her tiştî (nesîbê) me hatiye dayîn. Bêguman ev, her ew kerema aşkera ye (ku Xwedê em pê di ser xelkê re girtine).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Soelaimaan werd Dawoeds erfgenaam en hij zei: ʺO mensen, aan ons is de spraak van de vogels onderwezen en aan ons is van alles gegeven; dit is een duidelijke goedgunstigheid.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En Salomo was Davidʹs erfgenaam, en hij zeide: O menschen! men heeft ons geleerd, de taal der vogelen te verstaan, en alles werd ons geschonken; dit is een duidelijk teeken van Gods gunst.

Hollandaca — Siregar

En Soelaimân volgde Dâwôed op. En hij zei: ʺO mensen, aan ons is de taal van de vogels onderwezen, en ons is alles gegeven. Voorwaar, dit is zeker de duidelijke gunst.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И унаследовал Сулайман (от) (своего отца) Дауда (пророчество, знание и власть) и сказал (Сулейман) (своему народу): «О, люди! Обучены мы (пониманию) языка птиц, и даровано нам все (в чем мы потребны)! Поистине, это [такой дар Аллаха] (является) явным превосходством!»

Rusça — Osmanov

Сулайман наследовал Давуду и сказал: ʺО люди! Мы были обучены языку птиц, и нам были дарованы все блага. Воистину, это и есть явное благоволение [Аллаха]ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Salomo ärvde Davids (profetiska visdom). Och han sade: ʺ(Hör på,) alla! Vi har fått lära oss förstå fåglarnas språk och något av allt (gott i denna värld) har kommit oss till del - sannerligen ett tydligt tecken på (Guds) nåd!ʺ