Şuara Suresi 20. Ayet — Elfaz
Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."
1قَالَḳāle(Musa) dediMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2فَعَلْتُهَاfeǎltuhāonu yaptığımMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Vahdeف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum
3اِذًاiƶenzamanMüfacee (Sürpriz) Edatı
4وَاَنَا۬ve enābenBağlaç+Zamir
5مِنَmineHarf-i Cer
6الضَّالِّينَD-Dāllīnedalalette idimMarife (Belirlilik Takısı)+İsimض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.