Şuara Suresi 116. Ayet — Elfaz
Dediler ki: "Ey Nuh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!"
1قَالُواḳālūdedilerMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2لَئِنْle ineğerLam-ı Te'kid+Şart Edatı
3لَمْlemHarf-i Nefi
4تَنْتَهِtentehivazgeçmezsenMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıن ه يEngellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak
5يَانُوحُyā nūHuEY/HEY/AH NuhNida Edatı+Özel İsim
6لَتَكُونَنَّle tekūnennemutlaka olacaksınLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
7مِنَmine-danHarf-i Cer
8الْمَرْجُومِينَl-mercūmīnetaşlananlar-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimر ج مTaşlamak, taş atmak, taşlayarak öldürmek, lanetlemek, sövmek, kovmak, (mezara) taş koymak, tahmine dayalı konuşmak, tahminler yapmak, tahmin etmek, öngörmek, ayaklarla yere vurma eylemi. Rajmun - tahmin, tahmine dayalı iş, mermi. Rujum - kayan yıldızlar, atmak, lanetlenmek, lanetlenerek atılmak. Marajim - kötü konuşma. Marjum - taşlanmış.