Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.

اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

inne fī ƶālike le āyeten ve mā kāne ekṧeruhum mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinnemuhakkak ki
2فِيvardır
3ذٰلِكَƶālikebunda
4لَاٰيَةًle āyetenا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir ibret
5وَمَاve māama yine
6كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmazlar
7اَكْثَرُهُمْekṧeruhumك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.çokları
8مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlardan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.

Adem Uğur

Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki bu olayda bir ders vardır. . . Onların çoğunluğu (hakikatlerine) iman etmiş değillerdir.

Ahmet Tekin

Kesinlikle bunlarda Allah’ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Fakat onların çoğu iman edecek değildir.

Ahmet Varol

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.

Ali Bulaç

Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Ali Fikri Yavuz

Şüphesiz bu haberlerde kesin bir ibret var; öyle iken kavminin çoğu kendisine iman etmediler.

Ali Rıza Safa

Aslında, işte bunda, kesinlikle bir gösterge vardır. Oysa onların çoğu inanmaz.

Bayraktar Bayraklı

- Bunda şüphesiz bir ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Doğrusu Rabbin, güçlüdür, acıyandır.

Bekir Sadak

Bunda suphesiz bir ders vardir ama cogu inanmamistir.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki bu (anlatılanlarda bir öğüt ve ibret vardır; (ne yazık ki) onların çoğu imân etmemiştir.

Diyanet İşleri

Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.

Diyanet İşleri (eski)

Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır.

Diyanet Vakfi

Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır; öyle iken çoğu inanmadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Erhan Aktaş

Bunda bir ayet vardır. Buna rağmen onların çoğu inanmamaktadırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunda bir ayet vardır. Buna rağmen onların çoğu inanmamaktadırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunda bir ayet vardır. Buna rağmen onların çoğu inanmamaktadırlar.

Fizilal-il Kuran

Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdi.

Gültekin Onan

Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.

Hamdi Döndüren

Kuşkusuz bunda bir ibret vardır. Ama (geri dönseler de) onların çoğu iman etmezlerdi.

Hasan Basri Çantay

Şübhesiz ki bunda mutlak bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu iman ediciler değildir.

Hasib Asutay

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.

İbni Kesir

Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü'minler olmadı.

Mehmet Okuyan

Çoğu inanmamış olsa da şüphesiz ki bunda bir ders vardır.

Muhammed Esed

Şüphesiz bütün bunlarda (insanlar için) bir ders vardır, onların çoğu (buna) inanmasa da.

Mustafa İslamoğlu

Elbet bu (kıssada) da alınacak bir ders mutlaka vardır, fakat insanların çoğu yine de inanmayacaklardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

(103-104) Şüphe yok, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki onların ekserisi imân etmiş kimseler olmadı. Ve şüphe yok, senin Rabbin elbette O, azîzdir, rahîmdir.

Ömer Öngüt

Şüphesiz ki bunda âyet (kudretimize bir nişane) vardır. Yine de onların çoğu iman etmezler.

Suat Yıldırım

Elbette bunda alınacak ibret vardır; fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar."

Süleymaniye Vakfı

İşte bu anlatılanlarda tam bir ayet /bir ibret vardır. Onların çoğu inanıp güvenmiş değillerdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte bunda tam bir ibret vardır ama bunlardan çoğu inanacak değillerdir.

Şaban Piriş

İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmezler.

Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.

Ümit Şimşek

İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Kuşkusuz, bütün bunlarda mutlaka bir ibret vardır. Ama onların çoğu müminler değil.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şübhəsiz ki, bunda bir ibrət vardır. Lakin onların əksəriyyəti yenə iman gətirmədi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, bunda (İbrahimin bu hekayətində) bir ibrət vardır. Halbuki onların (İbrahim qövmünün, yaxud bu əhvalata qulaq asanların) əksəriyyəti iman gətirmədi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Darin ist ein Zeichen. Doch die meisten von ihnen, die du ermahnst, werden nicht glauben.

Almanca — Der Edle Quran

Darin ist wahrlich ein Zeichen, doch sind die meisten von ihnen nicht gläubig.

Almanca — M. A. Rassoul

Hierin ist wahrlich ein Zeichen, jedoch die meisten von ihnen glauben es nicht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, darin ist doch eine Aya. Und viele von ihnen waren keine Mumin.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

This is indeed emblematic of Allah's Omnipotence and Authority but most of them deny Allah Who brought them into existence.

Abdul Haleem

There truly is a sign in this, though most of them do not believe:

Abdullah Yusuf Ali

Verily in this is a Sign but most of them do not believe.

Abul A'la Maududi

Surely there is a Sign in this, but most of them would not believe.

Aisha Bewley

There is certainly a Sign in that, yet most of them are not muminun.

Al-Hilali & Khan

Verily in this is indeed a sign, yet most of them are not believers.

Ali Quli Qarai

There is indeed a sign in that; but most of them do not have faith.

Amatul Rahman Omar

Verily, there is a remarkable sign in this (episode of Abraham's life), yet most of the people would not be believers.

Arthur John Arberry

Surely in that is a sign, yet most of them are not believers.

Bijan Moeinian

The story of Abraham’s life conveys a good lesson. But most people care less.

E. Henry Palmer

Verily, in that is a sign, but most of them will never be believers;

Edip-Layth

In that is a sign, but most of them are not those who acknowledge.

George Sale

Verily herein was a sign: But the greater part of them believed not.

Hamid S. Aziz

"'Oh, that we had another turn on earth, that we might be of the believers. '"

Mahmoud Ghali

Surely in that is indeed a sign; and in no way were most of them believers.

Marmaduke Pickthall

Lo! herein is indeed a portent, yet most of them are not believers!

Mohamed Ahmed - Samira

Verily there is a sign in this, but many of them do not believe.

Muhammad Asad

In all this, behold, there is a message [unto men], even though most of them will not believe [in it].

Mustafa Khattab

Surely in this is a sign. Yet most of them would not believe.

Progressive Muslims

In that is a sign, but most of them are not believers.

Sahih International

Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.

Sam Gerrans

In that is a proof, but most of them are not believers.

Shabbir Ahmed

In all this, behold, there is lesson but, most of them still are not believers (in the Law of Requital).

Syed Vickar Ahamed

Surely in this is a Sign but most of them do not believe.

Taqi Usmani

Surely, in this there is a sign, but most of them are not believers,

The Monotheist Group

In that is a sign, but most of them are not believers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Voilà bien là un signe; cependant, la plupart dʹentre eux ne croient pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman di vê de îbretek heye, lê pirên wan bawerî nayînin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Daarin is zeker een teken, maar de meesten van hen zijn niet gelovig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, hierin was een teeken; maar het grootste gedeelte hunner gelooven niet.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, daarin is zeker een Teken, maar de meesten van hen zijn ongelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, в этом [в истории пророка Ибрахима] – однозначно, знамение, но большая часть их (которые слышат эту историю) не становятся верующими!

Rusça — Osmanov

Воистину, во всем этом - знамение, но тем не менее большая часть их не верует.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

I detta ligger förvisso ett budskap (till människorna), men de flesta av dem vill inte tro.