(Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا
unZur keyfe Derabū leke l-emṧāle fe Dellū fe lā yesteTīǔne sebīlen
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Bak da gör, senin için ne çeşit örnekler getirdi onlar da saptılar doğru yoldan ve artık gerçeğe varmak için hiçbir yol bulamaz onlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Bak da gör, senin için ne çeşit örnekler getirdi onlar da saptılar doğru yoldan ve artık gerçeğe varmak için hiçbir yol bulamaz onlar.
Adem Uğur
(Resûlüm!) Senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! Artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
Ahmed Hulusi
Bak senin için yaptıkları benzetmeler (yanlış değerlendirmeler) yüzünden nasıl saptılar! Artık çıkış yolu bulamazlar!
Ahmet Tekin
Yâ Muhammed, seninle ilgili yaptıkları benzetmelere ibret nazarıyla bak. Bu yüzden onlar hak yoldan uzaklaşarak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiler. Senin peygamberliğine dil uzatacak, eksik gedik bir tarafını da bulamıyorlar.
Ahmet Varol
Bak senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Onlar artık hiçbir yol bulamazlar.
Ali Bulaç
Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiç bir yol bulamazlar.
Ali Fikri Yavuz
(Ey Rasûlüm) bak, senin hakkında ne temsiller yaptılar da haktan saptılar; artık hiç bir yol bulamazlar.
Ali Rıza Safa
Senin için, nasıl yakıştırmalar yapıyorlar bak? Böylece yoldan çıktılar ve artık bir yol bulamazlar.
Bayraktar Bayraklı
"Ey Peygamber! Bak, nasıl böyle örnekler verip sapıttılar. Artık onlar hiçbir çıkış yolu bulamazlar."
Bekir Sadak
Sana nasil misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmislardir, yol bulamazlar.*
Celal Yıldırım
Bir bak, sana nasıl misâller getirdiler de bu yüzden sapıttılar; yol bulmaya da güçleri yetmez.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Gör işte, senin hakkında ne tür yakıştırmalarda bulundular! Bu şekilde yoldan çıkmış bulunuyorlar, artık bir daha da doğru yolu bulamayacaklar.
Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
Diyanet İşleri (eski)
Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
Diyanet Vakfi
(Resûlüm!) Senin hakkında bak ne biçim temsiller getirdiler! Artık onlar sapmışlardır ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ey Muhammed! sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bak, senin hakkında ne kıyaslar, ne temsiller yaptılar da çıkmaza saptılar, artık hiçbir yol bulamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bak senin hakkında ne kıyaslar, ne temsiller yaptılar da çıkmaza saptılar, artık hiç bir yol bulamazlar
Erhan Aktaş
Senin için nasıl örnekler verdiklerine bir bak. Böylece saptılar, artık bir çıkış yolu bulamazlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Senin için nasıl örnekler verdiklerine bir bak. Böylece saptılar, artık bir çıkış yolu bulamazlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Senin için nasıl örnekler verdiklerine bir bak. Böylece saptılar, artık bir çıkış yolu bulamazlar.
Fizilal-il Kuran
Senin hakkında ne yakışıksız benzetmeler düzdüklerini görüyor musun? Onlar sapmışlardır ve doğru yolu bir türlü bulamıyorlar.
Gültekin Onan
Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiç bir yol bulamazlar.
Hamdi Döndüren
Bir bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık bir daha yolu bulamazlar!
Hasan Basri Çantay
Bak, senin için ne misaller (kıyaslar) getirip sapdılar. Artık onlar (hidayete) hiçbir yol bulamazlar.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık onlar hiçbir (doğru) yol bulamazlar.
Hayrat Neşriyat
Bak, senin hakkında nasıl misâller getirdiler de dalâlete düştüler; artık (onlar, hidâyete) hiçbir yol bulamazlar.
İbni Kesir
Bir bak; sana nasıl misaller getirip saptılar. Bir daha yol bulamazlar.
Mehmet Okuyan
Senin için bak ne biçim örnekler verdiler! Onlar zaten sapmışlardı ve (artık) gerçeğe giden yolu da bulamazlar.
Muhammed Esed
(Ey Rasul,) seni benzettikleri şeye bak! Zaten onlar bir kere yoldan çıkmış bulunuyorlar, bir daha da (doğru) yolu bulamayacaklar!
Mustafa İslamoğlu
Şunların, seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıtıyorlar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamıyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bak senin için nasıl misaller irâd ettiler, dalâlete düştüler, hiçbir yol bulmaya da muktedir olamazlar.
Ömer Öngüt
Bir bak, senin hakkında ne biçim temsiller getirdiler ve saptılar. Artık bir daha da yol bulamazlar.
Suat Yıldırım
İşte bak senin hakkında nasıl tutarsız misaller getiriyorlar. Doğrusu onlar saptılar, artık asla yol bulamazlar!.
Süleyman Ateş
Bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.
Süleymaniye Vakfı
Baksana, seninle ilgili nasıl benzetmeler yapıyorlar! Onlar bu şekilde sapıttılar, artık doğru yola gelemezler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Baksana senin için ne kurgular kuruyorlar da sapıtıyorlar. Bir çıkış yolu da bulamıyorlar.
Şaban Piriş
Bak, sana nasıl örnekler veriyorlar, sapıttılar da yolu bulamıyorlar.
Tefhim-ul Kuran
Bir bakıver; senin için nasıl örnekler verdiler de böyle saptılar. Artık onlar hiç bir yol da bulamazlar.
Ümit Şimşek
Seni benzettikleri şeye bak! Onlar öyle bir saptılar ki, bir daha da yollarını bulamıyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Bak da gör! Nasıl da örnekler sunuyorlar sana. Sapıttılar, artık bir daha yol bulamazlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Gör sənə aid hansı məsəlləri çəkdilər! Onlar haqq yoldan azdılar və bir daha o yolu tapa bilməyəcəklər!
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) Bir gör sənin barəndə necə məsəllər çəkdilər! (Səni divanəyə bənzətdilər, peyğəmbərliyinin həqiqi olduduğunu təsdiq etmək üçün göydən mələk endirilməsini tələb etdilər!) Artıq (doğru yoldan) azdılar və bir daha (haqqa) yol tapa bilməzlər!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sieh, welche Gleichnisse sie anführen! Sie gehen irre und finden nicht zum geraden Weg.
Almanca — Der Edle Quran
Schau, wie sie dir Gleichnisse prägen! Dabei sind sie abgeirrt, und so können sie keinen (Aus)weg mehr (finden).
Almanca — M. A. Rassoul
Schau, wie sie dir Gleichnisse prägen! Sie sind irregegangen und vermögen keinen (Ausweg) zu finden.
Almanca — Muhammad Zaidan
Siehe, wie sie dir die Gleichnisse prägten, dann gingen sie irre, und sie vermögen zu keinem Weg.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Look how they describe you O Muhammad in -irrelevant- similies reflecting deviation of mind and thought that they are unable to strike on the path of truth guiding into all truth.
Abdul Haleem
See what they think you are like! They have gone astray and cannot find the right way.
Abdullah Yusuf Ali
See what kinds of comparisons they make for thee! But they have gone astray, and never a way will they be able to find!
Abul A'la Maududi
See what specious arguments they put forth before you: they are so strayed that they will not find their way to anything sound.
Aisha Bewley
See how they make comparative judgements about you. They are misguided and cannot find the way.
Al-Hilali & Khan
See how they coin similitudes for you, so they have gone astray, and they cannot find a (Right) Path.
Ali Quli Qarai
Look, how they draw comparisons for you; so they go astray, and cannot find the way.
Amatul Rahman Omar
Look, what fantastic stories they concoct with regard to you! It is therefore that they have gone astray and are unable to find a way.
Arthur John Arberry
Behold, how they strike similitudes for thee, and go astray, and are unable to find a way!
Bijan Moeinian
See Mohammad how they called you all kind of names! In account of this mean attitude of theirs, they will never find the right path.
E. Henry Palmer
See how they strike out for thee parables, and err, and cannot find a way.
Edip-Layth
See how they cited the examples for you, for they have strayed, and they cannot find a path.
George Sale
Behold, what they liken thee unto. But they are deceived; neither can they find a just occasion to reproach thee.
Hamid S. Aziz
Or a treasure thrown down unto him, or why has he not a garden to eat from. ...?" And the unjust say, "You only follow a man bewitched (or obsessed)."
Mahmoud Ghali
Look how they strike similitudes for you, so they have erred away; then they are unable to (find) a way!
Marmaduke Pickthall
See how they coin similitudes for thee, so that they are all astray and cannot find a road!
Mohamed Ahmed - Samira
Just see what comparisons they bring up for you! They are lost and cannot find the way.
Muhammad Asad
See to what they liken thee, [O Prophet, simply] because they have gone astray and are now unable to find a way to the truth]!
Mustafa Khattab
See ˹O Prophet˺ how they call you names![1] So they have gone so ˹far˺ astray that they cannot find the ˹Right˺ Way.
Progressive Muslims
See how they cited the examples for you, for they have strayed, and they cannot find a path.
Sahih International
Look how they strike for you comparisons; but they have strayed, so they cannot [find] a way.
Sam Gerrans
See thou how they strike similitudes for thee, and go astray, and cannot find a path.
Shabbir Ahmed
See what sort of examples they apply to you! They have strayed far too much to find a way.
Syed Vickar Ahamed
See what types of comparisons they make for you! But they have gone away from the right, and they will never be able to find a way!
Taqi Usmani
See how they coined similes for you, so they have gone astray and cannot find a way.
The Monotheist Group
See how they put forth the examples for you; they have strayed, and they cannot find a path.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Vois à quoi ils te comparent! Ils se sont égarés. Ils ne pourront trouver aucun chemin.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Resûlê min!) De binêre ka çawa der barê te de derb û mesel anîne. Vêca ew ji rê ketine û êdî ew ê riyekê nebînin.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Kijk hoe zij voor jou vergelijkingen maken; zij dwalen en kunnen dus geen weg meer vinden.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zie wat zij nopens u denken; maar zij zijn verdwaald, en zullen nimmer, eene juiste gelegenheid hebben, om het licht te vinden,
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Посмотри (о, Пророк), как они [неверующие] на тебя приводят притчи [говорят о тебе такую ложь, которая по своей странности подобна лишь притчам], и заблудились они и не могут найти пути (к Истине)!
Rusça — Osmanov
Посмотри [, Мухаммад], чего только они не наговаривают на тебя! Они сошли с правого пути и не находят выхода.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Se hur de beskriver dig! De har helt gått vilse och kan inte finna vägen.