Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
ve mā erselnāke illā mubeşşiran ve neƶīran
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve biz seni, ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve biz seni, ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik.
Adem Uğur
(Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ahmed Hulusi
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak irsal ettik.
Ahmet Tekin
Biz seni ancak rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici; sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirip gönderdik.
Ahmet Varol
Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ali Bulaç
Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.
Ali Fikri Yavuz
Halbuki biz, seni ancak, müminlere bir müjdeci, kâfirlere bir korkutucu olarak gönderdik.
Ali Rıza Safa
Seni de yalnızca muştulayıcı ve uyarıcı olarak gönderdik.
Bayraktar Bayraklı
Biz seni, ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Bekir Sadak
Biz seni sadece mujdeci ve uyarici olarak gonderdik.
Celal Yıldırım
Biz seni ancak (rahmet, gufran ve ebedî saadet) müjdecisi ve (eğri yolun felâkete, bedbahtlığa gittiğini bildiren) uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Biz seni sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet İşleri
Biz, seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet İşleri (eski)
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Diyanet Vakfi
(Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(Halbuki) biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Halbuki seni ancak bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki seni mahza bir mübeşşir ve nezir olarak gönderdik
Erhan Aktaş
Biz, seni haberci ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Biz, seni haberci ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olmanın dışında başka bir şey için göndermedik.
Fizilal-il Kuran
Ey Muhammed, biz seni sırf müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Gültekin Onan
Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik
Hamdi Döndüren
Biz seni, ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Hasan Basri Çantay
Biz seni (müminlerin) bir müjdeci (si), (kafirlerin) bir korkutucu (su) olmakdan başka (bir sıfatla) göndermedik.
Hasib Asutay
(Resulüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Hayrat Neşriyat
(Ey Resûlüm!) Seni ancak bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak gönderdik.
İbni Kesir
Biz; seni, sadece bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Mehmet Okuyan
Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Muhammed Esed
Bununla birlikte, (ey Peygamber,) Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Mustafa İslamoğlu
Ve Biz seni yalnızca bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Biz seni göndermedik, ancak bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak (gönderdik).
Ömer Öngüt
Resulüm! Biz seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Suat Yıldırım
Biz seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Süleyman Ateş
Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Süleymaniye Vakfı
Biz seni, sadece müjdeci ve uyarıcı olasın diye elçi gönderdik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Seni sadece müjdeci ve uyarıcı gönderdik.
Şaban Piriş
Biz, seni ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Tefhim-ul Kuran
Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp korkutucu olarak gönderdik.
Ümit Şimşek
Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
Yaşar Nuri Öztürk
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz səni ancaq müjdə verən və xəbərdarlıq edən kimi göndərdik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) Biz səni yalnız (möʼminlərə Cənnətlə) müjdə verən və (kafirləri cəhənnəm əzabı ilə) qorxudan bir peyğəmbər olaraq göndərdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir haben dich nur als Verkünder froher Botschaft und als Warner entsandt.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir haben dich nur als Verkünder froher Botschaft und Warner gesandt.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir haben dich nur als Bringer froher Botschaft und als Warner gesandt.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR entsandten dich nur als Überbringer froher Botschaft und als Warner.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Nonetheless, We only sent you O Muhammad to the people as a spectacle and a warning.
Abdul Haleem
We sent you only to give good news and warning.
Abdullah Yusuf Ali
But thee We only sent to give glad tidings and admonition.
Abul A'la Maududi
We have not sent you, (O Muhammad), except as a bearer of good tidings and a warner.
Aisha Bewley
We sent you only to bring good news and to give warning.
Al-Hilali & Khan
And We have sent you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) only as a bearer of glad tidings and a warner.
Ali Quli Qarai
We did not send you except as a bearer of good news and as a warner.
Amatul Rahman Omar
But We have sent you only as a Bearer of happy tidings (to the doers of good) and as a Warner ( to the wicked and the unjust).
Arthur John Arberry
We have sent thee not, except good tidings to bear, and warning.
Bijan Moeinian
Know that I have sent you only as a Warner (about the Hell) and the carrier of good news (about the heaven. )
E. Henry Palmer
We have only sent thee to give glad tidings and to warn.
Edip-Layth
We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.
George Sale
We have sent thee to be no other than a bearer of good tidings, and a denouncer of threats.
Hamid S. Aziz
Yet they worship beside Allah what can neither profit them nor harm them; but the disbeliever is ever a partisan of evil against his Lord.
Mahmoud Ghali
And in no way have We sent you except (as) a bearer of good tidings and a constant warner.
Marmaduke Pickthall
And We have sent thee (O Muhammad) only as a bearer of good tidings and a warner.
Mohamed Ahmed - Samira
Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
Muhammad Asad
Yet [withal, O Prophet,] We have sent thee only as a herald of glad tidings and a warner.
Mustafa Khattab
And We have sent you ˹O Prophet˺ only as a deliverer of good news and a warner.
Progressive Muslims
And We have not sent you except as a bearer of good news and a warner.
Sahih International
And We have not sent you, [O Muúammad], except as a bringer of good tidings and a warner.
Sam Gerrans
And We sent thee only as a bearer of glad tidings and a warner.
Shabbir Ahmed
Yet We have sent you (O Prophet) only as a bearer of glad news and a Warner.
Syed Vickar Ahamed
And We only sent you (O Prophet), to give glad tidings and warning.
Taqi Usmani
We did not send you but as a bearer of good news and as a warner.
The Monotheist Group
AndWe have not sent you except as a bearer of good news and a warner.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Or, Nous ne tʹavons envoyé que comme annonciateur et avertisseur.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Ya Muhemmed!) Me tu bes bi mizgînberî û hişyarkerî şandiye.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Maar Wij hebben jou slechts als verkondiger en waarschuwer gezonden.
Hollandaca — Siregar
En Wij hebben jou slechts gestuurd als een brenger van verbeugende tijdingen en als een waarschuwer.
Rusça (1)
Rusça — Ebu Adel
И Мы послали тебя (о, Посланник) только как вестника (радующего подчинившихся Аллаху тем, что Он им обещает Рай) и как увещевателя (предостерегающего о том, что неверующих и непокорных постигнет наказание Аллаха).
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Vi har bara sänt dig (Muhammad) för att du skall förkunna ett glatt budskap om hopp och som varnare.