"Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin" de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.

قُلْ اَطِيعُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُمْ مَا حُمِّلْتُمْ وَاِنْ تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُبِينُ

ḳul eTīǔ (a)llahe ve eTīǔ r-rasūle fe in tevellev fe innemā ǎleyhi mā Hummile ve ǎleykum mā Hummiltum ve in tuTīǔhu tehtedū ve mā ǎlā r-rasūli illā l-belāğu l-mubīnu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اَطِيعُواeTīǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ita'at edin
3اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
4وَاَطِيعُواve eTīǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ve ita'at edin
5الرَّسُولَr-rasūleر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleRasule
6فَاِنْfe ineğer
7تَوَلَّوْاtevellevو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdönerseniz
8فَاِنَّمَاfe innemāartık ancak
9عَلَيْهِǎleyhionun sorumluluğu
10مَاşeydir
11حُمِّلَHummileح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekkendisine yükletilen
12وَعَلَيْكُمْve ǎleykumve sizin sorumluluğunuz
13مَاşeydir
14حُمِّلْتُمْHummiltumح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmeksize yükletilen
15وَاِنْve inve eğer
16تُطِيعُوهُtuTīǔhuط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ona ita'at ederseniz
17تَهْتَدُواtehtedūه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.doğru yolu bulursunuz
18وَمَاve māve değildir
19عَلَىǎlādüşen
20الرَّسُولِr-rasūliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleRasule
21اِلَّاillābaşka bir şey
22الْبَلَاغُl-belāğuب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakduyurmaktan
23الْمُبِينُl-mubīnuب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık bir şekilde

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: İtâat edin Allah'a ve itâat edin Peygambere. Gene de yüz çevirirlerse ona düşen, ancak kendisine yüklenen vazîfedir ve size düşen de, size yüklenen ve eğer ona itâat ederseniz doğru yolu bulursunuz ve Peygambere, apaçık tebliğden başka bir şey düşmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: İtâat edin Allahʼa ve itâat edin Peygambere. Gene de yüz çevirirlerse ona düşen, ancak kendisine yüklenen vazîfedir ve size düşen de, size yüklenen ve eğer ona itâat ederseniz doğru yolu bulursunuz ve Peygambere, apaçık tebliğden başka bir şey düşmez.

Adem Uğur

De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık seçik duyurmaktır.

Ahmed Hulusi

De ki: "Allah'a itaat edin ve Rasulüne itaat edin!". . . Eğer yüz çevirirseniz, Onun üzerine düşen sadece kendisine yükletilendir (tebliğ görevi); size de düşen size yükletilendir (itaat görevi)! Eğer O'na (Rasule) itaat ederseniz, hidayet bulursunuz! Rasule ait olan yalnızca apaçık tebliğdir!

Ahmet Tekin

'Allah’a itaat edin, kitabındaki hükümleri uygulayın. Rasulüne itaat edin, sünnetini uygulayın. Kitaptan ve sünnetten yüz çevirip, halkı istediğiniz istikamette yönlendirmiş olsanız bile, elçiye zarar veremezsiniz. Peygamberin sorumluluğu kendisine yüklenen tebliğ görevini yapmaktır. Sizin sorumluluğunuz da size emredilenlere itaattir.' de. Eğer Rasulullah’a itaat eder, tebliğine, teşriine, sünnetine uyup uygularsanız, doğru, hak yola girmiş, İslâm’da sebat etmiş olursunuz. Allah’ın Rasulüne düşen, yalnız apaçık bir tebliğdir.

Ahmet Varol

De ki: 'Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin.' Eğer yüz çevirirseniz ona düşen kendine yüklenen size düşen de size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz hidayete erersiniz. Peygambere düşen apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir.

Ali Bulaç

De ki: "Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), de ki: Allah’a itaat edin, Rasûl’e itaat edin. Eğer bunlara itaat etmekten yüz çevirirseniz, peygambere düşen ancak O’na yükletilen tebliğdir. Sizin üzerinize de, size yükletilendir (icabet etmektir). Eğer O’na itaat ederseniz hidayete erersiniz. Peygamber üzerine icab eden, ancak açık bir tebliğdir.

Ali Rıza Safa

De ki: "Allah'a boyun eğin ve elçiye boyun eğin!" Yüz çevirirseniz, Ona düşen yalnızca Ona yüklenen; size düşen de size yüklenendir. Ona boyun eğerseniz doğru yola erişirsiniz. Elçinin görevi, yalnızca apaçık bildirmektir.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Allah'a itaat ediniz, Peygambere itaat ediniz! Eğer yüz çevirirseniz biliniz ki, onun görevi tebliğ vazifesini yapmak, sizin vazifeniz de sorumluluklarınızı yapmanızdır. Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygambere düşen, sadece apaçık bildirimde bulunmaktır."

Bekir Sadak

De ki: «Allah'a itaaat edin; Peygambere itaat edin.» Eger yuz cevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yukletilenden ve siz de kendinize yukletilenden sorumlusunuz. Eger O'na itaat ederseniz dogru yolu bulursunuz, Peygambere dusen sadece, apacik tebligdir.

Celal Yıldırım

De ki: Allah'a itaat ediniz, Peygamber'e itaat ediniz. Bununla beraber Yüzçevirirlerse, Peygamber'e gereken, kendisine yüklenilen (tebliğ ve irşâd)dır; size de kendinize yüklenen düşer. (Herkes kendine yükletilenden sorumludur). Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e gereken sadece açık tebliğdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Allah’a itaat edin, resule itaat edin.” Yine de (ey müşrikler!), söz dinlemezseniz onun (peygamberin) sorumluluğu ona, sizin sorumluluğunuz da size aittir. Ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz; resule düşen yalnızca apaçık bildirip anlatmaktır.

Diyanet İşleri

"Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin" de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir.

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin.' Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.

Diyanet Vakfi

De ki: Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak), sizin sorumluluğunuz da size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık seçik duyurmaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin!" Eğer yine dinlemezseniz artık onun yükümlülüğü, kendisine yükletilen görevi yapmak, sizin üstünüze düşen de size yükletilen görevleri yerine getirmektir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygamberin görevi ise yalnızca açık bir tebliğdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki Allaha itaat edin ve Resule itaat edin, yine dinlemezseniz artık onun üzerindeki ancak ona yükletilen, sizin üzerinize de size yükletilendir ve eğer ona itaat ederseniz hidayete irersiniz, Resulün üzerindeki ise ancak açık bir tebliğdir

Erhan Aktaş

De ki: "Allah'a itaat edin. Resul'e itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Allah'a itaat edin. Resul'e itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Resul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Allah'a itaat edin. Rasul'e de itaat edin." Eğer itaat etmezseniz, ona düşen yalnızca görevini yapmaktır. Size düşen ise sorumlu tutulduğunuz şeye uymaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Rasul'ün üzerinde, mesajı açıkça iletmekten başka bir sorumluluk yoktur.

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki, «Allah'a itaat ediniz, Peygambere itaat ediniz. Eğer bu çağrıya yüz çevirirseniz, biliniz ki, Peygamber kendi görevinden sorumlu olduğu gibi, siz de kendi görevinizden sorumlusunuz. Peygambere düşen, sadece ilahi mesajı açık bir dille duyurmaktır.»

Gültekin Onan

De ki: "Tanrı'ya itaat edin. Resül'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir."

Hamdi Döndüren

De ki: “Allah’a itaat edin, elçiye de itaat edin!” Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki ona gereken, kendisine yükletilen görevi yapmak, size gereken de, size yükletilen görevi yapmaktır. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Elçiye düşen de, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.

Hasan Basri Çantay

De ki: "Allaha itaat edin, peygambere itaat edin". Eğer yine yüz çevirib dönerseniz onun (peygamberin) uhdesine düşen ancak ona yüklenilen (vazıyfe-i tebliğ) dir. Sizin üstünüze düşen (vazife) de size yükletilen (itaat) dir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygambere aid olan (vazife) apaçık tebliğden başkası değildir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer (yine) yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, apaçık duyurmaktır.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Allah’a itâat edin; Peygambere de itâat edin! Eğer yüz çevirirseniz artık ona (o peygambere) düşen, ancak kendisine yüklenen (tebliğ)dir; size düşen de size yüklenen (itâat)dir.' Eğer ona itâat ederseniz, hidâyete erersiniz. Peygambere düşen ise, ancak apaçık tebliğdir.

İbni Kesir

De ki: Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin. Şayet yüz çevirirseniz bilin ki; o, kendisine yükletilenden, siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer ona itaat ederseniz; doğru yolu bulursunuz. Peygambere düşen, apaçık tebliğden başkası değildir.

Mehmet Okuyan

De ki: “Allah’a itaat edin; Elçi'ye de itaat edin! Yüz çevirirseniz (onun sorumluluğu) kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak)tır; sizin (sorumluluğunuz da) size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Ona itaat ederseniz, doğru yola ulaşmış olursunuz! Elçi'ye düşen, sadece apaçık tebliğdir.”

Muhammed Esed

De ki: "Allah'a itaat edin ve Rasul'e itaat edin". Ve eğer (Rasul'den) yüz çevirirseniz (bilin ki) o yalnız kendi yükümlülüklerinden sorumlu tutulacak, siz de yalnız kendi yükümlülüklerinizden sorumlu tutulacaksınız; ama eğer o'na itaat ederseniz doğru yola erişirsiniz. Ayrıca, Rasul'e düşen yalnızca (kendisine indirilen mesajı) açıkça duyurmaktır.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Allah'a itaat edin, dolayısıyla Rasul'e itaat edin!" Bundan böyle de, eğer (Rasul'den) yüz çevirecek olursanız, o ancak kendi yükümlülüklerinden sorumlu tutulacaktır, siz de sadece kendi yükümlülüklerinzden sorumlu tutulacaksınız. Ama eğer onu izlerseniz, doğru yolu bulursunuz: Rasul'e düşense, yalnızca (kendisine indirileni) bütün açıklığıyla tebliğ etmektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Allah'a itaat edin ve Peygambere itaat edin.» İmdi eğer yüz çevirirseniz artık O'nun üzerine olan, (O'na) yükletilmiş olandır ve sizin üzerinize düşen de, size yükletilmiş olandır ve eğer O'na itaat ederseniz hidâyete erersiniz ve Peygamber üzerine (ait olan vazife) ise apaçık tebliğden başka değildir.

Ömer Öngüt

De ki: “Allah'a itaat edin ve Peygamber'e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o peygamber kendisine yükletilenden, siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Ona itaat ederseniz, hidayete erer doğru yolu bulursunuz. Peygamber'e düşen sadece apaçık tebliğdir. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin! Eğer sırtınızı dönerseniz bilin ki peygamber kendi görevinden, siz de kendi yükümlülüğünüzden sorumlu olursunuz. Ama ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Yoksa, peygamberin görevi, açıkça tebliğ etmekten başka bir şey değildir."

Süleyman Ateş

De ki: "Allah'a ita'at edin, Elçiye ita'at edin." Eğer dönerseniz, ona gereken, kendisine yükletilen (duyurma görevini yapmak), size gereken de size yükletilen (ita'at görevini yapmak)dır. Eğer ona ita'at ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Elçiye düşen, sadece açık bir şekilde duyurmaktır.

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Allah'a gönülden boyun eğin, elçisine gönülden boyun eğin! Yüz çevirirlerse (bilinmeli ki) elçi sadece kendine yüklenenden sorumludur, siz de kendinize yüklenenden sorumlusunuz. Elçiye gönüllü olarak boyun eğerseniz doğru yola girmiş olursunuz. Elçiye düşen sadece açık bir tebliğden /ayetleri bildirmekten ibarettir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki: "Allah'a boyun eğin, elçisine de boyun eğin." Eğer yüz çevirirseniz elçiye düşen, kendine yüklenen görev, size düşen de size yüklenen görevdir. Ona boyun eğerseniz yola gelmiş olursunuz. Elçinin görevi, açık bir bildirimde bulunmaktan başkası değildir.

Şaban Piriş

De ki: -Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, onun (yüklendiği) sorumluluk kendisine, sizin sorumluluğunuz da size aittir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Peygamberin görevi açıkça tebliğ etmekten başka bir şey değildir.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yine de yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yükletilen, sizin de sorumluluğunuz size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir.»

Ümit Şimşek

De ki: Hem Allah'a itaat edin, hem Peygambere itaat edin. Yüz çevirirseniz, onun yüklendiği sorumluluk kendisine, sizin yüklendiğiniz de kendinizedir. Ona itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Peygambere düşen ise açıkça tebliğden başka birşey değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Allah'a da itaat edin, resule de. Eğer yüz çevirirseniz/yüz çevirirlerse, onun görevi ona yükletilen, sizin göreviniz de size yükletilendir. Eğer ona itaat ederseniz yolu bulursunuz. Resule düşen, açık bir tebliğden başkası değildir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Allaha və Peyğəmbərə itaət edin”. Əgər üz çevirsəniz, bilin ki, o ancaq özünə həvalə edilənə cavabdehdir, siz də ancaq özünüzə həvalə edilənə cavabdehsiniz. Əgər ona itaət etsəniz, doğru yola yönəlmiş olarsınız. Peyğəmbərin öhdəsinə düşən isə ancaq açıq-aşkar təbliğat aparmaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

De: ″Allaha itaət edin, Peyğəmbərə itaət edin. (Çünki Peyğəmbərə itaət etmək elə Allaha itaət etməkdir). Əgər (Peyğəmbərin əmrindən) üz döndərsəniz, (bilin ki) onun vəzifəsi ancaq ona tapşırılanı, sizin də vəzifəniz ancaq sizə tapşırılanı yerinə yetirməkdir. Əgər ona itaət etsəniz, doğru yolu tapmış olarsınız. Peyğəmbərin öhdəsinə düşən isə yalnız (dini, Allahın hökmlərini, risalətini) açıq-aşkar təbliğ etməkdir.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺGehorcht Gott und gehorcht dem Gesandten!ʺ Wenn sie sich abwenden, so verantwortet er, was ihm und ihr das, was euch aufgetragen wurde. Gehorcht ihr ihm, werdet ihr rechtgeleitet. Dem Gesandten obliegt nur die klare Verkündigung.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Gehorcht Allah und gehorcht dem Gesandten. Doch wenn ihr euch abkehrt, dann obliegt ihm nur das, was ihm auferlegt ist, und euch obliegt, was euch auferlegt ist. Wenn ihr ihm (aber) gehorcht, seid ihr rechtgeleitet. Und dem Gesandten obliegt nur die deutliche Übermittlung (der Botschaft).

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺGehorcht ALLAH und gehorcht dem Gesandten!ʺ Und sollten sie sich abwenden, dann verantwortet er, was ihm auferlegt wurde, und ihr verantwortet, was euch auferlegt wurde. Und wenn ihr ihm gehorcht, dann findet ihr Rechtleitung. Und dem Gesandten obliegt nichts außer dem Verkünden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "Obey Allah and obey His Messenger and comply with their commands. " And should you people turn your backs and close your heart's ears then you must realize that the Messenger's responsibility is simply the fulfillment of his duties and you –people- are responsible for the burden of wrongs you bear. Therefore, if you obey him, he is the spirit of truth that shall guide you into all truth, and he is only responsible for relating the divine message and the elucidation of its text

Abdul Haleem

Say, ‘Obey God; obey the Messenger. If you turn away, [know that] he is responsible for the duty placed upon him, and you are responsible for the duty placed upon you. If you obey him, you will be rightly guided, but the Messenger’s duty is only to deliver the message clearly.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Obey Allah, and obey the Messenger: but if ye turn away, he is only responsible for the duty placed on him and ye for that placed on you. If ye obey him, ye shall be on right guidance. The Messenger's duty is only to preach the clear (Message).

Abul A'la Maududi

Say: "Obey Allah and obey the Messenger. But if you turn away, then (know well) that the Messenger is responsible for what he has been charged with and you are responsible for what you have been charged with. But if you obey him, you will be guided to the Right Way. The Messenger has no other responsibility but to clearly convey (the command)."

Aisha Bewley

Say: ‘Obey Allah and obey the Messenger. Then if they turn away he is only responsible for what he is charged with and you are responsible for what you are charged with. If you obey him, you will be guided.’ The Messenger is only responsible for clear transmission.

Al-Hilali & Khan

Say: "Obey Allâh and obey the Messenger, but if you turn away, he (Messenger Muhammad صلى الله عليه وسلم) is only responsible for the duty placed on him (i.e. to convey Allâh’s Message) and you for that placed on you. If you obey him, you shall be on the right guidance. The Messenger’s duty is only to convey (the message) in a clear way (i.e. to preach in a plain way)."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Obey Allah, and obey the Apostle. ’ But if you turn your backs, [you should know that] he is only responsible for his burden and you are responsible for your burden, and if you obey him, you shall be guided, and the Apostle’s duty is only to communicate in clear terms.

Amatul Rahman Omar

Say, `Obey Allâh and obey the Messenger. ' But if you turn your back (remember that) he (- the Messenger) is responsible for what he is charged with (- the responsibility of conveying the Message) and you are responsible for what you are charged with (- the responsibility of following him). Indeed if you obey him you will be following the right path. (But if you do not, bear in mind,) the Messenger is not responsible but for the delivery (of the message to all) in clear terms.

Arthur John Arberry

Say: 'Obey God, and obey the Messenger; then, if you turn away, only upon him rests what is laid on him, and upon you rests what is laid on you. If you obey him, you will be guided. It is only for the Messenger to deliver the manifest Message.'

Bijan Moeinian

Say: "Obey God and His Messenger. " If they turn their back, they will be held responsible for their choice and you will be held responsible for the accomplishment of your mission. Those who obey, they are guided. The responsibility of the Messenger is only to properly convey the Message.”

E. Henry Palmer

Say, 'Obey God and obey the Apostle; but if ye turn your backs he has only his burden to bear, and ye have only your burden to bear. But if ye obey him, ye are guided; but the Apostle has only his plain message to deliver.'

Edip-Layth

Say: "Obey God, and obey the messenger." But if they turn away, then he is only responsible for his obligation, and you are responsible for your obligations. If you obey him, you will be guided. The messenger is only required to deliver clearly.

George Sale

Say, obey God, and obey the apostle: But if ye turn back, verily it is expected of him that he perform his duty, and of you that ye perform your duty; and if ye obey him, ye shall be directed: But the duty of our apostle is only public preaching.

Hamid S. Aziz

They swear by Allah with their most solemn oath that had you ordered them they would surely go forth. Say, "Swear not; obedience is more reasonable; verily, Allah is Informed of what you do."

Mahmoud Ghali

Say, "Obey Allah and obey the Messenger. Yet if you turn away, then surely upon him (rests) only what he is burdened with. And upon you (rests) only what you are burdened with. And in case you obey him, you will (find) guidance. And in no way is the Messenger (burdened) except with the evident Proclamation."

Marmaduke Pickthall

Say: Obey Allah and obey the messenger. But if ye turn away, then (it is) for him (to do) only that wherewith he hath been charged, and for you (to do) only that wherewith ye have been charged. If ye obey him, ye will go aright. But the messenger hath no other charge than to convey (the message) plainly.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "Obey God and obey the Apostle. If you turn away, then for him is his duty to fulfil, and for you the burden that you carry; yet if you obey him you will be rightly guided. The duty of the Messenger is to convey the message clearly.

Muhammad Asad

Say: "Pay heed unto God, and pay heed unto the Apostle. " And if you turn away [from the Apostle, know that] he will have to answer only for whatever he has been charged with, and you, for what you have been charged with; but if you pay heed unto him, you will be on the right way. Withal, the Apostle is not bound to do more than clearly deliver the message [entrust­ed to him].

Mustafa Khattab

Say, "Obey Allah and obey the Messenger. But if you turn away, then he is only responsible for his duty[1] and you are responsible for yours.[2] And if you obey him, you will be ˹rightly˺ guided. The Messenger’s duty is only to deliver ˹the message˺ clearly."

Progressive Muslims

Say: "Obey God, and obey the messenger. " But if they turn away, then he is only responsible for his obligation, and you are responsible for your obligations. And if you obey him, you will be guided. The messenger is only required to deliver clearly.

Sahih International

Say, "Obey Allah and obey the Messenger; but if you turn away - then upon him is only that [duty] with which he has been charged, and upon you is that with which you have been charged. And if you obey him, you will be [rightly] guided. And there is not upon the Messenger except the [responsibility for] clear notification."

Sam Gerrans

Say thou: “Obey God and obey the Messenger.” Then if you turn away, then upon him is what he has been given to bear, and upon you is what you have been given to bear. And if you obey him, you will be guided. And upon the Messenger is only the clear notification,

Shabbir Ahmed

Say, "Obey Allah and obey the Messenger - the Central Authority. But if you turn away, remember that he is only responsible for the duty placed on him, and you for the duty placed on you. If you obey him, you will go aright. The Messenger's duty is only to convey the Message clearly."

Syed Vickar Ahamed

Say: "Obey Allah, and obey the Messenger (Muhammad): But if you turn away, he (Prophet, the Messenger) is only responsible for the duty given to him, and you for that (the duty) given to you. If you obey him, you will be on right guidance. The Messenger’s (Muhammad’s) duty is only to teach the clear (Message)."

Taqi Usmani

Say, "Obey Allah and obey the messenger. But if you turn away, then on him (the messenger) lies (the responsibility of) what he is burdened with, and on you lies (the responsibility of) what you are burdened with. And if you obey him, you will get the right path. The duty of the Messenger is no more than to convey the message clearly."

The Monotheist Group

Say: "Obey God, and obey the messenger." But if they turn away, then he is only responsible for his obligation, and you are responsible for your obligations. And if you obey him, you will be guided. The messenger is only required to deliver clearly.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺObéissez à Allah et obéissez au messager. Sʹils se détournent, ...il (le messager) nʹest alors responsable que de ce dont il est chargé; et vous assumez ce dont vous êtes chargés. Et si vous lui obéissez, vous serez bien guidésʺ. Et il nʹincombe au messager que de transmettre explicitement (son message).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ji wan re) Bibêje: Bi gotina Xwedê û qasidê wî bikin. Eger wan guhdarî nekir, vêca bizanin ku ew ji wezîfeya ku li ser hatiye barkirin berpirs e (vêca wî ew bi cîh anî) û hûn jî ji wezîfeya ku li ser we hatiye barkirin berpirs in. Eger hûn bi gotina wî bikin, hûn ê rasterê bibin. Wezîfeya Pêxember, bi rewşekî ronkar û eşkere bes teblîxa fermana Xwedê ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺGehoorzaamt God en gehoorzaamt de gezant, maar als jullie je afkeren, dan is hij alleen maar verplicht tot dat waarmee hij belast is. En jullie zijn verplicht tot dat waarmee jullie belast zijn. En als jullie hem gehoorzamen dan laten jullie je de goede richting wijzen. De gezant heeft alleen maar de plicht van de duidelijke verkondiging.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: gehoorzaamt God en gehoorzaamt den gezant, maar indien gij u afwendt, zal men hem er geene rekenschap van vragen; men verwacht van hem slechts zijne werken, even als men van u de uwe verwacht. En indien gij hem gehoorzaamt, zult gij geleid worden; maar de plicht van onzen gezant is slechts openbare prediking.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺGehoorzaamt Allah en gehoorzaamt de Boodschapper!ʺ En als jullie je afwenden: hij is slechts verantwoordelijk voorwaar hij mee belast is en jullie zijn verantwoordelijk voor waar jullie mee belast zijn. En indien jullie hem gehoorzamen, volgen jullie Leiding. En de Boodschapper is slechts verantwoordelijk voor de duidelijke verkondiging.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (людям) (о, Пророк): «Повинуйтесь Аллаху и повинуйтесь Посланнику! А если отвернетесь, то на нем [на Пророке] (лежит обязанностью) (лишь только) то, что возложено на него [доведение Истины], и на вас (лежит обязанностью) (лишь только) то, что возложено на вас [повиновение]. И если будете повиноваться ему [Пророку], то будете на истинном пути. И на посланнике (лежит обязанностью) только ясное доведение (посланий своего Господа)».

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺПовинуйтесь Аллаху, повинуйтесь Посланнику. Но если вы откажетесь, то Посланнику надлежит [исполнить] свою обязанность, а вам - свою. Если вы повинуетесь ему, то будете на верном пути. А на Посланника возложена только ясная передача [повелений Аллаха]ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg: ʺLyd Gud och lyd (Hans) Sändebud!ʺ Och om ni vänder ryggen till (skall ni veta att) han inte är ansvarig för mera än vad som har lagts på honom och (att) ni bara är ansvariga för vad som har lagts på er; men om ni lyder honom är ni på rätt väg. Ingenting annat åligger Sändebudet än att klart ge till känna (det budskap som han har anförtrotts).