Nur Suresi 19. Ayet — Elfaz
İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
1اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselereİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3يُحِبُّونَyuHibbūneisteyenlereMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.
4اَنْenMasdar Harfi
5تَشِيعَteşīǎyayılmasınıMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeش ي عYayılmak, dağılmak, başka biriyle uyumlu olmak, dostça davranmak, birlikte gitmek, benzer olmak, takipçi/yardımcı/arkadaş/yoldaş/ortak, ayrı parti/mezhep, doktrin/sistem/uygulama yolu
6الْفَاحِشَةُl-fāHişetuedepsizliğinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimف ح شAşırı/ölçüsüz/muazzam/fahiş/gereğinden fazla/ölçüsüz olmak, iğrenç/kötü/şer/yakışıksız/ahlaksızlık/iğrenç, müstehcen/kaba/açık saçık, yasak olan aşırılığı işlemek, sınırları/limitleri aşmak, açgözlü, zina/fuhuş.
7فِيfīiçindeHarf-i Cer
8الَّذِينَ(e)lleƶīneİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
9اٰمَنُواāmenūinananlarMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
10لَهُمْlehumvardırHarf-i Cer+Zamir
11عَذَابٌǎƶābunbir azabİsimع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12
12اَلِيمٌelīmunacıklıSıfatا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmiş
13فِيfīHarf-i Cer
14الدُّنْيَاd-dunyādünyadaMarife (Belirlilik Takısı)+İsimد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak
15وَالْاٰخِرَةِve l-āḣirative ahiretteBağlaç+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
16وَاللّٰهُve(a)llahuve Allahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
17يَعْلَمُyeǎ'lemubilirMuzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
18وَاَنْتُمْve entumancak sizHaliye Edatı+Zamir
19لَاlāHarf-i Nefi
20تَعْلَمُونَteǎ'lemūnebilmezsinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname