(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.

قَدْ كَانَتْ اٰيَاتِي تُتْلٰى عَلَيْكُمْ فَكُنْتُمْ عَلٰٓى اَعْقَابِكُمْ تَنْكِصُونَ مُسْتَكْبِرِينَ بِهِ سَامِرًا تَهْجُرُونَ

ḳad kānet āyātī tutlā ǎleykum fe kuntum ǎlā eǎ'ḳābikum tenkiSūne / mustekbirīne bihi sāmiran tehcurūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَدْḳadgerçekten
2كَانَتْkānetك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidi
3اٰيَاتِيāyātīا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerim
4تُتْلٰىtutlāت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okunuyor
5عَلَيْكُمْǎleykumsize
6فَكُنْتُمْfe kuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinfakat siz
7عَلٰٓىǎlāüzere
8اَعْقَابِكُمْeǎ'ḳābikumع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.arkanız
9تَنْكِصُونَtenkiSūneن ك صGeri çekilmek, geri çekilme, vazgeçmek, ticarette kaybetmek, geri dönmek, kendini tutmak.dönüyordunuz
1مُسْتَكْبِرِينَmustekbirīneك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.kibirlenerek
2بِهِbihiona (ayetlerime) karşı
3سَامِرًاsāmiranس م رGece sohbeti yapmak, gece uykusuz kalmak, gece eğlenmek, kahverengi olmak, esmer olmak, çivi çakmakgeceleyin
4تَهْجُرُونَtehcurūneه ج رTerk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr - kötü davranış, utanç verici eylem, saçma konuşma.saçmalıyordunuz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Size âyetlerimiz okunduğu zaman gerisin geriye dönerdiniz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Size âyetlerimiz okunduğu zaman gerisin geriye dönerdiniz.

Adem Uğur

Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

Ahmed Hulusi

"İşaretlerim size bildiriliyordu da, siz topuklarınız üzerine gerisin geri dönüyordunuz. "

Ahmet Tekin

'Âyetlerimiz, düşünüp anlamanız ve iman etmeniz için size okunuyordu. Siz de hayra hizmetten kaçınarak tutup arkanızı dönüyordunuz.'

Ahmet Varol

Size ayetlerim okunuyordu, ama siz topuklarınızın üzerine geri dönüyordunuz.

Ali Bulaç

Gerçekten benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;

Ali Fikri Yavuz

Size, ayetlerim okunuyordu da, gerisin geri dönüyordunuz (onları kabulden yüz çeviriyordunuz).

Ali Rıza Safa

"Ayetlerim size okunduğu zaman, topuklarınızın üzerinde geriye dönüyordunuz!"

Bayraktar Bayraklı

- "Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."

Bekir Sadak

(66-67) «Ayetlerim size okundugunda buyukluk taslayip, gece agziniza geleni soyleyerek ardiniza donuyordunuz.»

Celal Yıldırım

(66-67) Âyetlerimiz cidden size okunuyordu, ama siz onu onurunuza, gururunuza yediremiyerek geceleyin yakışıksız sözler söyleyerek ökçeleriniz üzerine gerisin geri dönüyordunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(66-67) Zira âyetlerimiz size okunurdu da arkanızı dönüp giderdiniz; gece sohbetleri yaparken büyüklük taslayarak onun hakkında hezeyanlar savururdunuz.

Diyanet İşleri

(66-67) Çünkü ayetlerim size okunurdu da siz buna karşı büyüklük taslayarak arkanızı döner, geceleyin toplanıp hezeyanlar savururdunuz.

Diyanet İşleri (eski)

(66-67) 'Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz.'

Diyanet Vakfi

(66-67) Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Çünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Karşınızda ayetlerim okunuyordu da siz sırt çeviriyordunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Karşınızda ayetlerim okunuyordu da siz ardınıza dönüyordunuz

Erhan Aktaş

Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz.

Fizilal-il Kuran

Vaktiyle ayetlerimiz size okunduğunda yüzünüzü arkanıza çevirirdiniz.

Gültekin Onan

Gerçekten benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;

Hamdi Döndüren

“Âyetlerim size okunuyordu da, arkanıza dönüyordunuz.

Hasan Basri Çantay

(66-67) Karşınızda ayetlerimiz okunuyordu da siz bunu kibrinize yediremiyerek gerisin geri dönüyor, geceleyin de (cemaat halinde ve Beytin etrafında) hezeyanlarda bulunuyordunuz.

Hasib Asutay

Âyetlerim size okunuyordu da, siz arkanızı dönüyordunuz.

Hayrat Neşriyat

(66-67) 'Hakikaten âyetlerim size okunuyordu da, büyüklük taslayanlar olarak ökçeleriniz üzerinde geriye dönüyordunuz; geceleyin toplanarak saçmalıyordunuz.'

İbni Kesir

Ayetlerimiz size okunuyordu da siz, ona arkanızı dönüyordunuz.

Mehmet Okuyan

Elbette ayetlerim size tilavet ediliyordu (okunup aktarılıyordu) da siz buna karşı kibirlenerek arkanızı dönüyor, geceleyin (Kâbe’nin etrafında) saçmalıyordunuz.”

Muhammed Esed

"Size mesajlarım tekrar tekrar okunduğunda, siz (her defasında) ökçelerinizin üzerinde dönüveriyor

Mustafa İslamoğlu

Hem evvelce mesajlarımız size ulaştırılmıştı. Buna rağmen siz ısrarla arkanızı dönüyordunuz;

Ömer Nasuhi Bilmen

«Muhakkak ki, size karşı benim âyetlerim okunuyordu da siz ardınıza dönüyordunuz.»

Ömer Öngüt

“Âyetlerim size okunuyordu da, siz topuklarınız üzerinde gerisin geri gidiyordunuz. ”

Suat Yıldırım

(66-67) "Âyetlerim size okunduğunda, siz kibirlenerek sırtınızı çevirirdiniz, geceleyin onun aleyhinde ileri geri konuşarak saçmalardınız."

Süleyman Ateş

"Ayetlerim size okunuyordu da siz arkanıza dönüyordunuz.

Süleymaniye Vakfı

Size ayetlerim bağlantılarıyla okunuyordu ama siz geri geri çekiliyordunuz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Size ayetlerimiz okunmuştu da siz arkanızı dönmüştünüz.

Şaban Piriş

Ayetlerim size okunuyordu; ama siz ona arkanızı dönüyordunuz.

Tefhim-ul Kuran

Gerçekten benim ayetlerim size okunmaktaydı, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz;

Ümit Şimşek

Size Benim âyetlerim okunduğunda arkanızı dönüyordunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

"Ayetlerimiz size okunuyordu da siz ökçeleriniz üzerine gerisin geri dönüyordunuz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ayələrim sizə oxunurdu, siz isə arxa çevirirdiniz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ayələrimiz sizə oxunduğu zaman arxa çevirirdiniz (onları yalan hesab edib inanmırdınız).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Meine Verse wurden euch vorgetragen. Ihr pflegtet euch aber davon abzuwenden und kehrtzumachen.

Almanca — Der Edle Quran

Meine Zeichen wurden euch bereits verlesen. Aber ihr pflegtet auf euren Fersen kehrtzumachen,

Almanca — M. A. Rassoul

Meine Verse wurden euch doch verlesen, ihr aber pflegtet euch auf euren Fersen umzukehren

Almanca — Muhammad Zaidan

Bereits wurden euch Meine Ayat stets vorgetragen, dann pflegtet ihr auf euren Fersen (zum Kufr) umzukehren

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"My revelations were recited to you throughout and My evident signs were presented to you, but you always shunned the truth and turned the other way,"

Abdul Haleem

Time and time again My messages were recited to you, but you turned arrogantly on your heels,

Abdullah Yusuf Ali

"My Signs used to be rehearsed to you, but ye used to turn back on your heels-

Abul A'la Maududi

My Signs were rehearsed to you and you turned back on your heels and took to flight,

Aisha Bewley

My Signs were recited to you and you turned round on your heels,

Al-Hilali & Khan

Indeed My Verses used to be recited to you, but you used to turn back on your heels (denying them, and refusing with hatred to listen to them).

Ali Quli Qarai

Certainly My signs used to be recited to you, but you used to take to your heels,

Amatul Rahman Omar

`My Messages were recited to you but you used to turn back on your heels,

Arthur John Arberry

My signs were recited to you, but upon your heels you withdrew,

Bijan Moeinian

My Revelations were recited to you; yet you turned your back and went on.

E. Henry Palmer

My signs were recited to you, but upon your heels did ye turn back,

Edip-Layth

My signs were recited to you, but you used to turn back on your heels.

George Sale

My signs were read unto you, but ye turned back on your heels:

Hamid S. Aziz

Supplicate not this day! Assuredly, you will not be helped by (or against) Us.

Mahmoud Ghali

My ayat (Verses, signs) were readily recited to you, yet on your heels you used to turn.

Marmaduke Pickthall

My revelations were recited unto you, but ye used to turn back on your heels,

Mohamed Ahmed - Samira

For when My revelations were read out to you, you turned back on your heels and fled

Muhammad Asad

Time and again were My messages conveyed unto you, but [every time] you would turn about on your heels

Mustafa Khattab

Indeed, My revelations were recited to you, but you used to back away ˹in disgust˺,

Progressive Muslims

My revelations were recited to you, but you used to turn back on your heels.

Sahih International

My verses had already been recited to you, but you were turning back on your heels

Sam Gerrans

“My proofs were recited to you, and you turned back therefrom on your heels,

Shabbir Ahmed

My Messages were conveyed to you, but you used to turn back on your heels.

Syed Vickar Ahamed

"Indeed, My (Allah’s) Signs used to be recited to you, but you used to go back (running) on your heels—

Taqi Usmani

My verses used to be recited to you, but you used to turn back on your heels

The Monotheist Group

My revelations were recited to you, but you used to turn back on your heels.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî jî ayetên min ji we re dihatin xwendin, vêca we pişta xwe dayê mîna ku bi ser pehniya xwe ve hûn vegerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Mijn tekenen zijn aan jullie voorgelezen, maar jullie hebben je hielen gelicht,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Mijne teekens werden u voorgelezen; maar gij hebt u afgewend.

Hollandaca — Siregar

Waarlijk, Mijn Verzen zijn al aan jullie voorgedragen, maar jullie keerden je op jullie hielen om.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

Вам были возвещены Мои аяты, но вы отворачивались [от них],

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När Mina budskap lästes upp för er drog ni er alltid undan,