Mü'minun Suresi 40. Ayet — Elfaz
Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi.
1قَالَḳāle(Allah) dedi kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2عَمَّاǎmmāHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
4لَيُصْبِحُنَّle yuSbiHunneonlar olacaklarLam-ı Te'kid+Muzari Fiil+Nun-u Te'kidFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.