Mü'minun Suresi 110. Ayet — Elfaz
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
1فَاتَّخَذْتُمُوهُمْfe tteḣaƶtumūhumsiz onları aldınızİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatab · İfti'âl Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
3حَتّٰٓىHattānihayetHarf-i Cer
4اَنْسَوْكُمْensevkumsize unutturdularMazi Fiil+Zamir+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıن س يTerk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmak
6وَكُنْتُمْve kuntumve sizBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
7مِنْهُمْminhumonlaraHarf-i Cer+Zamir
8تَضْحَكُونَteDHakūnedaima gülüyordunuzMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabض ح كMerak etmek, adet görmek, sevinmek, hayran bırakmak, alay etmek, birine gülmek, gülmek, netleşmek