(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkar etmek nasılmış, (gördüler).

وَقَوْمُ اِبْرٰهِيمَ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ مَدْيَنَ وَكُذِّبَ مُوسٰى فَاَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ اَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

ve ḳavmu ibrāhīme ve ḳavmu lūTin / ve eSHābu medyene ve kuƶƶibe mūsā fe emleytu li l-kāfirīne ṧumme eḣaƶtuhum fe keyfe kāne nekīri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَوْمُve ḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavmi
2اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim
3وَقَوْمُve ḳavmuق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavmi
4لُوطٍlūTinلوطLut
1وَاَصْحَابُve eSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.ve halkı
2مَدْيَنَmedyeneمدينMedyen
3وَكُذِّبَve kuƶƶibeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.ve yalanlanmıştı
4مُوسٰىmūsāموسىMusa
5فَاَمْلَيْتُfe emleytuم ل وDoldurmak, dolmak, içini doldurmak, dolu olmak, içermek, kaplamak, yayılmak, dolup taşmakben de bir süre vermiştim
6لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirlere
7ثُمَّṧummesonra, ayrıca
8اَخَذْتُهُمْeḣaƶtuhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonları yakalamıştım
9فَكَيْفَfe keyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
10كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldu
11نَكِيرِnekīriن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakbenim inkarım

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve İbrâhim kavmi de, Lût kavmi de.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve İbrâhim kavmi de, Lût kavmi de.

Adem Uğur

İbrahim'in kavmi de, Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalanladılar.

Ahmed Hulusi

İbrahim'in halkı ve Lut'un halkı da (yalanlamıştı).

Ahmet Tekin

İbrâhim’in kavmi ve Lût’un kavmi de yalanlamıştı.

Ahmet Varol

İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de.

Ali Bulaç

İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de:

Ali Fikri Yavuz

İbrâhîm’in kavmi de, Lût’un kavmi de tekzib ettiler.

Ali Rıza Safa

İbrahim toplumu da Lut toplumu da.

Bayraktar Bayraklı

İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de.

Bekir Sadak

(42-44) Seni yalanci sayiyorlarsa bil ki, onlardan once Nuh milleti, Ad, Semud, Ibrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halki da peygamberlerini yalanci saymis ve Musa da yalanlanmisti. Ama Ben, kafirlere once mehil verdim, sonra da onlari yakalayiverdim. beni tanimamak nasilmis grsunler.

Celal Yıldırım

(42-43-44) Eğer seni yalanlıyorlarsa, onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd kavmi, İbrâhim kavmi, Lût kavmi, Medyen halkı da yalanlamıştı ; Musâ da yalanlanmıştı. Kâfirlere mühlet verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. (Bir görsünler) benim durumu-düzeni değiştirip alt-üst etmemi !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(42-43-44) Şayet seni yalancılıkla itham ediyorlarsa bilesin ki senden önce Nûh, Âd ve Semûd kavimleri, İbrâhim’in kavmi, Lût’un kavmi ve Medyen halkı da (peygamberlerinin bildirdiklerini) yalan saymışlardı. Aynı şekilde Mûsâ da yalancılıkla itham edilmişti. Ben ise o inkârcılara biraz süre tanıdım ve sonra onları kıskıvrak yakaladım. Hadlerini bildirişim nasıldı bir bilsen!

Diyanet İşleri

(43-44) İbrahim'in kavmi ile Lut'un kavmi ve Medyen halkı da (yalanlamışlardı). Musa da yalanlandı ve nihayet o inkarcılara mühlet verdim, sonra da onları yakalayıverdim. Beni inkar etmek nasılmış, (gördüler).

Diyanet İşleri (eski)

(42-44) Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.

Diyanet Vakfi

(42-44) (Resûlüm!) Eğer onlar (inkârcılar) seni yalanlıyorlarsa, (şunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Âd, Semûd, İbrahim'in kavmi, Lût'un kavmi ve Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanladılar. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İbrahim'in kavmi de, Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalancı saydılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İbrahim'in kavmi de Lüt'un kavmi de;

Elmalılı Hamdi Yazır

kavmi İbrahim de, kavmi Lut da,

Erhan Aktaş

İbrahim ve Lut halkları da yalanlamışlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İbrahim ve Lut halkları da yalanlamışlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İbrahim ve Lut halkları da yalanlamışlardı.

Fizilal-il Kuran

İbrahim'in soydaşları, Lût'un soydaşları da öyle.

Gültekin Onan

İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de.

Hamdi Döndüren

İbrahim ve Lut kavimleri de yalanladı.

Hasan Basri Çantay

(42-43-44) Eğer (kafirler) seni tekzib ediyorlarsa onlardan evvel Nuuh kavmi, Aad, Semuud (kavmleri), İbrahim kavmi, Lut kavmi ve Medyen Yaranı da (peygamberlerini) tekzib etmişlerdir. Muusa dahi tekzib edilmiştir. Nihayet ben o kafirlere (ukuubet hususunda) bir mühlet verdim de sonra onları yakaladım. (Bak) benim inkarım (inkılabım) nasıl imiş!

Hasib Asutay

İbrahim kavmi ve Lut kavmi de (yalanlamıştı).

Hayrat Neşriyat

(42-44) (Habîbim, yâ Muhammed!) Seni yalanlıyorlarsa artık (bil ki) onlardan önce Nûh’un kavmi, Âd ve Semûd (kavimleri), İbrâhîm’in kavmi ve Lût’un kavmi, hem Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanlamıştı. Mûsâ da yalanlandı. Fakat o kâfirlere mühlet verdim; sonra onları (azâbımla) yakaladım. Artık (bak) benim (onları) inkârım(cezâlandırmam) nasıl oldu!

İbni Kesir

İbrahim'in kavmi, Lut'un kavmi de.

Mehmet Okuyan

İbrahim’in kavmi de Lut’un kavmi de.

Muhammed Esed

tıpkı, İbrahim toplumunun, Lut toplumunun,

Mustafa İslamoğlu

Yine İbrahim kavmi de, Lut kavmi de,

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve İbrahim'in kavmi ve Lût'un kavmi de tekzîp etmişti.

Ömer Öngüt

İbrahim kavmi de Lut kavmi de yalanlamıştı.

Suat Yıldırım

(42-44) Eğer onlar seni yalancı sayıyorlarsa sen bil ki onlardan önce Nuh, Âd ve Semûd halkı da, İbrâhim’in halkı da, Lut’un halkı da, Medyen ahalisi de resulleri yalanlamışlardı. Mûsâ da yalancı sayılmıştı. Ben de şöyle yaptım: Her seferinde inkârcılara mühlet verdim. Sonra da tuttuğum gibi işlerini bitirdim. Onların inkârına mukabil nasıl olurmuş Benim inkârım, cümle âlem görüp bildi!

Süleyman Ateş

İbrahim kavmi ve Lut kavmi de (yalanlamıştı).

Süleymaniye Vakfı

İbrahim'in halkı ile Lut'un halkı da aynısını yapmıştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İbrahim'in halkı ile Lut'un halkı da öyle yapmıştı,

Şaban Piriş

İbrahim'in kavmi, Lut'un kavmi de.

Tefhim-ul Kuran

İbrahim'in kavmi ve Lut'un kavmi de:

Ümit Şimşek

İbrahim'in kavmi ile Lût'un kavmi de.

Yaşar Nuri Öztürk

İbrahim'in kavmi de Lut'un kavmi de...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İbrahim tayfası da, Lut xalqı da,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İbrahim tayfası da, Lut qövmü də,

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

desgleichen die Völker Abrahams und Lots

Almanca — Der Edle Quran

und (auch) das Volk Ibrahims und das Volk Luts

Almanca — Muhammad Zaidan

Sowie die Leute von Ibrahim und die Leute von Lut.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

So did the people of Ibrahim and those of Lut (Lot).

Abdul Haleem

Abraham, Lot,

Abdullah Yusuf Ali

Those of Abraham and Lut;

Abul A'la Maududi

and so too did the people of Abraham and the people of Lot;

Aisha Bewley

and the people of Ibrahim and the people of Lut

Al-Hilali & Khan

And the people of Ibrâhîm (Abraham) and the people of Lût (Lot),

Ali Quli Qarai

[as well as] the people of Abraham and the people of Lot,

Amatul Rahman Omar

(So did) the people of Abraham and the people of Lot;

Arthur John Arberry

and the people of Abraham, the people of Lot,

Bijan Moeinian

So did the people of Abraham and the people of Lot.

E. Henry Palmer

and the people of Abraham, and the people of Lot,

Edip-Layth

The people of Abraham and the people of Lot.

George Sale

and the people of Abraham, and the people of Lot,

Hamid S. Aziz

But if they call you liar, even so did the people of Noah, and the tribes of A'ad and Thamud, they denied (My messengers) before you.

Mahmoud Ghali

And the people ofIbrahîm, (Abraham) and the people of Lût (Lot).

Marmaduke Pickthall

And the folk of Abraham and the folk of Lot;

Mohamed Ahmed - Samira

And the people of Abraham and Lot,

Muhammad Asad

as did the people of Abraham, and the people of Lot,

Mustafa Khattab

the people of Abraham, the people of Lot,

Progressive Muslims

And the people of Abraham and the people of Lot.

Sahih International

And the people of Abraham and the people of Lot

Sam Gerrans

And the people of Abraham, and the people of Lot,

Shabbir Ahmed

As did the people of Abraham, and the people of Lot.

Syed Vickar Ahamed

Those of Ibrahim (Abraham) and Lut (Lot);

Taqi Usmani

and the people of Ibrāhīm and the people of LūT (Lot),

The Monotheist Group

Andthe people of Abraham and the people of Lot.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

de même que le peuple dʹAbraham, le peuple de Lot.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelê Îbrahîm û gelê Lût jî (pêxemberên xwe derewker dêrabûn).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en het volk van Ibrahiem en het volk van Loet

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het volk van Abraham en het volk van Lot

Hollandaca — Siregar

En het volk van Ibrâhîm en het volk van Lôeth.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и народ (пророка) Ибрахима, и народ (пророка) Лута,

Rusça — Osmanov

и народ Ибрахима, и народ Лута,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och Abrahams och Lots folk