İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

ḳāle le ḳad kuntum entum ve ābā'ukum fī Delālin mubīnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2لَقَدْle ḳaddoğrusu
3كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
4اَنْتُمْentumsiz
5وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْve ābā'ukumا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekve babalarınız
6فِيiçindesiniz
7ضَلَالٍDelālinض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.bir sapıklık
8مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O da andolsun ki demişti, siz de apaçık bir sapıklık içindesiniz, atalarınız da.

Abdulkadir Gölpınarlı

O da andolsun ki demişti, siz de apaçık bir sapıklık içindesiniz, atalarınız da.

Adem Uğur

Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.

Ahmed Hulusi

(İbrahim) dedi ki: "Yemin ederim ki, sizin de atalarınızın da sapık bir düşüncede olduğu apaçık ortada!"

Ahmet Tekin

'Andolsun ki, sizler de atalarınız da, tamamen başlarına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içindesiniz' dedi.

Ahmet Varol

(İbrahim) dedi ki: 'Andolsun siz de atalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz.'

Ali Bulaç

Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz."

Ali Fikri Yavuz

(Hz. İbrâhîm, onlara) dedi ki: “- Yemin olsun, siz ve atalarınız açık bir sapıklık içindesiniz.”

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Gerçek şu ki, siz ve atalarınız, apaçık bir sapkınlık içindesiniz!"

Bayraktar Bayraklı

İbrahim, "Andolsun ki, sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

Bekir Sadak

Ibrahim: «And olsun ki sizler de babalariniz da apacik bir sapiklik icindesiniz» deyince:

Celal Yıldırım

O da, «yemin ederim ki siz de, babalarınız da çok açık bir sapıklık içindesiniz» demişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İbrâhim, “Doğrusu siz de atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz” dedi.

Diyanet İşleri

İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

İbrahim: 'And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz' deyince:

Diyanet Vakfi

Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz, dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İbrahim: «And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İbrahim: "Andolsun ki, siz de, atalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun ki dedi, siz de atalarınız da açık bir dalal içindesiniz

Erhan Aktaş

"Gerçek şu ki siz de atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Gerçek şu ki siz de, atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Gerçek şu ki siz de atalarınız da açık bir sapkınlık içindesiniz." dedi.

Fizilal-il Kuran

İbrahim «Gerek siz, gerekse babalarınız gerçekten koyu bir sapıklığa düşmüşsünüz» dedi.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz."

Hamdi Döndüren

İbrahim dedi: “Andolsun, siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz.”

Hasan Basri Çantay

(İbrahim) dedi: "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz".

Hasib Asutay

(İbrahim) dedi: 'Andolsun siz de babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz. '

Hayrat Neşriyat

(İbrâhîm:) 'Yemîn olsun ki siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz' dedi.

İbni Kesir

O: Andolsun ki sizler de, babalarınız da apaçık bir sapıklık içerisindesiniz, demişti.

Mehmet Okuyan

(İbrahim) “Şüphesiz ki siz de atalarınız da apaçık bir sapkınlık içindesiniz!” demişti.

Muhammed Esed

(İbrahim:) "Doğrusu, siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindeymişsiniz!" dedi.

Mustafa İslamoğlu

Dedi ki: "Doğrusu siz de, atalarınız da başından beri açık bir sapıklık içindeymişsiniz."

Ömer Nasuhi Bilmen

«Kasem olsun ki,» dedi, «siz de, babalarınız da pek açık bir sapıklık içinde bulunmuş oldunuz.»

Ömer Öngüt

“Doğrusu siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içine düşmüşsünüz. ” dedi.

Suat Yıldırım

"Yemin ederim ki, dedi, siz de atalarınız da besbelli bir sapıklık içindesiniz."

Süleyman Ateş

"Doğrusu siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Dedi ki: "Siz de atalarınız da belli ki doğru yoldan çıkmışsınız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedi ki "Siz de sizin atalarınız da gerçekten açık bir sapkınlık içindesiniz."

Şaban Piriş

-Hiç kuşkusuz siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorsunuz dedi.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «Andolsun, siz ve atalarınız apaçık bir sapıklık içindesiniz.»

Ümit Şimşek

İbrahim 'And olsun ki,' dedi, 'siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklıktasınız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Vallahi, siz de atalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İbrahim demişdi: “Doğrusu, siz də, atalarınız da, açıq-aydın bir azğınlıq içindəsiniz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(İbrahim onlara:) ″And olsun ki, siz də, atalarınız da (haqq yoldan) açıq-aşkar azmısınız!″ – demişdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sagte: ʺIhr und eure Väter seid in eindeutigem Irrtum.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺIhr und eure Väter befindet euch ja in einem deutlichen Irrtum.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺWahrlich, ihr selbst wie auch eure Väter seid im deutlichen Irrtum gewesen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺGewiß, bereits wart ihr und eure Ahnen in einem eindeutigen Irregehen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"But you and your fathers", said Ibrahim, "were erroneous indeed in your system of faith and worship".

Abdul Haleem

He said, ‘You and your fathers have clearly gone astray.’

Abdullah Yusuf Ali

He said, "Indeed ye have been in manifest error - ye and your fathers."

Abul A'la Maududi

He said: "Certainly you and your fathers have all been in manifest error."

Aisha Bewley

He said, ‘You and your fathers are clearly misguided. ’

Al-Hilali & Khan

He said: "Indeed, you and your fathers have been in manifest error."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Certainly you and your fathers have been in manifest error. ’

Amatul Rahman Omar

He said, `Surely, you yourselves and your fathers have been plainly mistaken. '

Arthur John Arberry

He said, 'Then assuredly you and your fathers have been in manifest error. '

Bijan Moeinian

Abraham said: "You and your fathers have been wrong. "

E. Henry Palmer

Said he, 'Both you and your fathers have been in obvious error. '

Edip-Layth

He said, "You and your fathers have been clearly misguided."

George Sale

He said, verily both ye and your fathers have been in a manifest error.

Hamid S. Aziz

Said they, "We found our fathers worshipping them. "

Mahmoud Ghali

He said, "Indeed you were already, you and your fathers, in evident error. "

Marmaduke Pickthall

He said: Verily ye and your fathers were in plain error.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "You and your fathers were in clear error. "

Muhammad Asad

Said he: "Indeed, you and your forefathers have obviously gone astray!"

Mustafa Khattab

He responded, "Indeed, you and your forefathers have been clearly astray."

Progressive Muslims

He said: "You and your fathers have been clearly misguided. "

Sahih International

He said, "You were certainly, you and your fathers, in manifest error. "

Sam Gerrans

He said: “You and your fathers have been in manifest error.”

Shabbir Ahmed

He said, "Indeed you are in plain error as your ancestors were. "

Syed Vickar Ahamed

He said: "Indeed, you have been clearly in error— You and your fathers. "

Taqi Usmani

He said, "Surely you and your fathers have been in open error."

The Monotheist Group

He said: "You and your fathers have been clearly misguided."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il dit: ʺCertainement, vous avez été, vous et vos ancêtres, dans un égarement évidentʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Îbrahîm ji wan re) Got: Bêguman hûn û bavên we jî di rêşaşiyeke aşkera de ne.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺDan verkeerden jullie en jullie vaderen in duidelijke dwaling.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij zeide: Waarlijk, gij en uwe vaderen hebben in eene duidelijke dwaling verkeerd.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Ибрахим] сказал: ʺТак, значит, и вы, и ваши отцы явно заблуждалисьʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han sade: ʺDet är tydligt att ni och era fäder helt har gått vilse.ʺ