Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.

وَلَقَدْ اَرَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَاَبٰى

ve leḳad eraynāhu āyātinā kullehā fe keƶƶebe ve ebā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2اَرَيْنَاهُeraynāhuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.biz ona gösterdik
3اٰيَاتِنَاāyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizin
4كُلَّهَاkullehāك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsini
5فَكَذَّبَfe keƶƶebeك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yine de yalanladı
6وَاَبٰىve ebāا ب يGönüllü olarak reddetmek/kaçınmak/sakınmak, geri durdu/çekindi, katılmamak/reddetmek/hoşlanmamak/onaylamamak/nefret etmek, uyumsuz/uzlaşmaz/dirençli.ve dayattı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.

Abdulkadir Gölpınarlı

Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.

Adem Uğur

Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki biz ona (Firavun'a) işaretlerimizin hepsini gösterdik. . . (Fakat o) yalanladı ve kabulden kaçındı.

Ahmet Tekin

Andolsun ki, bütün mûcizelerimizi Firavun’a gösterdik. Yalanladı ve dayattı.

Ahmet Varol

Andolsun ki ona (Firavun'a) ayetlerimizin tümünü gösterdik de o yalanladı ve ayak diretti.

Ali Bulaç

Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

Ali Fikri Yavuz

Yemin olsun ki, biz, Firavun’a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o, yine mucizelerimizi yalanladı ve hakkı kabulden çekindi.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, tüm ayetlerimizi ona gösterdik; yine de yalanladı ve dayattı.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı, kabul etmemekte diretti.

Bekir Sadak

(56-58) And olsun ki Firavun'a butun delillerimizi gosterdik de yalan sayip kabulden cekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazliginla bizi yurdumuzdan cikarmaya mi geldin? simdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana gosterecegiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de duz bir yerde bulunalim da caymayalim» dedi.

Celal Yıldırım

And olsun ki Fir'avn'a (gereken) bütün belgelerimizi gösterdik, bununla beraber o yalanlayıp kabul etmekten kaçındı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Andolsun ona bütün kanıtlarımızı gösterdik; fakat o yalan saydı ve kabule yanaşmadı.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.

Diyanet İşleri (eski)

(56-58) And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: 'Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım' dedi.

Diyanet Vakfi

Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki. Biz Firavuna bütün mucizelerimizi gösterdik; öyle iken o, yine yalanladı ve dayattı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun biz, ona ayetlerimizin hepsini gösterdik, öyle iken o yine yalan dedi dayattı

Erhan Aktaş

Ant olsun ki; ayetlerimizin hepsini ona gösterdik. Buna rağmen yalanlamakta diretti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki; ayetlerimizin hepsini ona gösterdik. Buna rağmen yalanlamada diretti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki; ayetlerimizin hepsini ona gösterdik. Buna rağmen yalanlamada diretti.

Fizilal-il Kuran

Biz Firavun'a tüm ayetlerimizi gösterdik, fakat o bunları yalanladı, kabul etmeye yanaşmadı.

Gültekin Onan

Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

Hamdi Döndüren

Andolsun Biz, Firavun’a bütün kanıtlarımızı gösterdik ama o, yine yalanladı ve onları kabul etmeye yanaşmadı.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz ona ayetlerimizin hepsini gösterdik de, (Buna rağmen) o, yine tekzib etdi, dayatdı.

Hasib Asutay

Andolsun ki biz ona (Firavun'a) âyetlerimizin hepsini gösterdik yine de yalanladı ve diretti.

Hayrat Neşriyat

Celâlim hakkı için, (biz) ona (Fir'avun’a, gösterilecek) mu'cizelerimizin hepsini gösterdik; fakat (o) yalanladı ve (hakkı kabûl etmemekte) diretti.

İbni Kesir

Andolsun ki ona bütün ayetlerimizi gösterdik ama yalanlayıp kaçtı.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki ona (Firavun’a) bütün delillerimizi göstermiştik; o ise yalanlamış ve yüz çevirmişti.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Biz Firavun'u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ama o bunları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Biz (Firavun'a) mucizevi belgelerimizin her türünü gösterdik; fakat o yalanladı ve küstahça yüz çevirdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kasem olsun ki, Biz âyetlerimizin hepsini ona gösterdik. Böyle iken o tekzîp etti ve kaçındı.

Ömer Öngüt

Andolsun ki ona bütün âyetlerimizi gösterdik. Yine de yalanladı ve diretti.

Suat Yıldırım

Biz Firavun’a bütün âyetlerimizi, delillerimizi gösterdik, fakat o bunları yalan saydı ve gerçeği kabul etmemekte direndi.

Süleyman Ateş

Andolsun biz o(Fir'av)n'a ayetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı.

Süleymaniye Vakfı

(Musa'nin getirdiği) mucizelerimizin tümünü Firavun'a gösterdik ama o yalana sarıldı ve direndi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Firavun'a bütün belgelerimizi (ayetlerimizi) gösterdik ama o yalana sarıldı ve direndi.

Şaban Piriş

Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

Ümit Şimşek

Biz Firavun'a bütün âyetlerimizi gösterdik; fakat o yalanladı ve inanmamakta diretti.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, o Firavun'a ayetlerimizin tamamını gösterdik ama yalanlayıp inadını sürdürdü.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz dəlillərimizin hamısını Firona göstərdik. O isə bu dəlilləri yalan sayıb qəbul etmədi.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz, ayələrimizin (dəlillərimizin və möʼcüzələrimizin) hamısını ona (Firʼona) göstərdik. Lakin (Firʼon) onları yalan sayıb (heç birini) qəbul etmədi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir führten Pharao alle unsere Zeichen als Beweise vor, doch er verwarf sie als Lüge und weigerte sich, daran zu glauben.

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir zeigten ihm ja Unsere Zeichen alle, aber er erklärte (sie) für Lüge und weigerte sich.

Almanca — M. A. Rassoul

Und wir ließen ihn (Pharao) Unsere Zeichen allesamt schauen; doch er verwarf (sie) und weigerte sich (zu glauben)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gewiß, bereits zeigten WIR ihm alle Unsere Ayat, dann leugnete er und lehnte sie ab.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We presented Pharaoh with all Our evident and convincing signs but he simply denied them and counselled deaf and suspected Mussa of falsehood.

Abdul Haleem

We showed Pharaoh all Our signs, but he denied them and refused [to change].

Abdullah Yusuf Ali

And We showed Pharaoh all Our Signs, but he did reject and refuse.

Abul A'la Maududi

Indeed We showed Pharaoh Our Signs, all of them, but he declared them to be false and rejected them.

Aisha Bewley

We showed him all of Our Signs, but he denied and spurned them.

Al-Hilali & Khan

And indeed We showed him [Fir‘aun (Pharaoh)] all Our Ayât (signs and evidence), but he denied and refused.

Ali Quli Qarai

Certainly We showed him all Our signs. But he denied [them] and refused [to believe them].

Amatul Rahman Omar

And We showed him (- Pharaoh) all sorts of Our signs, but (even then) he went on denying (them) and refused (to believe).

Arthur John Arberry

So We showed Pharaoh all Our signs, but he cried lies, and refused.

Bijan Moeinian

I presented many proofs to Pharaoh; yet he denied them all and chose the disbelief.

E. Henry Palmer

We did show him our signs, all of them, but he called them lies and did refuse.

Edip-Layth

We showed him Our signs, all of them, but he denied and refused.

George Sale

And we shewed Pharaoh all our signs which we had empowered Moses to perform: But he accused him of imposture, and refused to believe;

Hamid S. Aziz

From it have We created you and into it will We return you, and from it will We bring you forth again. "

Mahmoud Ghali

And indeed We already showed him (Firaawn) all Our signs, yet he cried lies and refused.

Marmaduke Pickthall

And We verily did show him all Our tokens, but he denied them and refused.

Mohamed Ahmed - Samira

So We showed him all Our signs, but he denied them and refused,

Muhammad Asad

AND, INDEED, We made Pharaoh aware of all Our messages-but he gave them the lie and refused [to heed them].

Mustafa Khattab

And We certainly showed Pharaoh all of Our signs,[1] but he denied them and refused ˹to believe˺.

Progressive Muslims

And We showed him Our signs, all of them, but he denied and refused.

Sahih International

And We certainly showed Pharaoh Our signs - all of them - but he denied and refused.

Sam Gerrans

And We showed him all Our proofs, but he denied and refused.

Shabbir Ahmed

And (through Moses) We made Pharaoh aware of all Our Messages. (The Message plainly refuted Pharaoh's long-standing claim that he was the high lord of people since he owned the land, the rivers and the resources of Egypt (43:46-54), (79:17-26)). But he stubbornly rejected the Message.

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We showed Firon (Pharaoh) all Our Signs, but he rejected and refused (them).

Taqi Usmani

And We showed him (Pharaoh) all Our signs, yet he rejected and refused.

The Monotheist Group

And We showed him Our signs, all of them, but he denied and refused.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Certes Nous lui avons montré tous Nos prodiges; mais il les a démentis et a refusé (de croire).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, me delîlên xwe tev nîşanî Firewn dan, vêca dîsa wî bawerî neanî û (li hemberî yekîtiya Xwedê) asê bû.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij hebben hem al Onze tekenen laten zien, maar hij loochende en weigerde.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij toonden Pharao al onze teekenen, welke wij Mozes gemachtigd hadden uit te voeren, doch hij verklaarde die tot logens en weigerde te gelooven.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, Wij hebben hem (Firʹaun) al Onze Tekenen laten zien, maar hij ontkende en weigerde.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И показали Мы ему [Фараону] все Наши знамения, но он отверг (их) [не признал их истинность] и отвернулся (от принятия их).

Rusça — Osmanov

Мы явили ему (т. е. Фирʹауну) все Наши знамения, но он отверг и не признал их,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

FASTÄN VI lät (Farao) se alla Våra tecken, förkastade han dem och vägrade att tro (på Våra budskap).